Düşünüyor Jerzy, ne o, elden ele dolaştırdığın? Ne de çok üflemeyi severmişsiniz. O bana üfledi, ben havaya, Havva Adem’e üfledi, şeytan da Havva’ya o zaman. Hayat mı o, gözlerinizdeki ışığın varlığı? Bir anahtar kadar kolay mı ışıksız kalmak. Benim damarlarımda dolaşıyor varlığım, her bir hücremde yeniden doğup batıyor hayat. Tanrı sinapslarımda geziniyor, yeniden bilgiyi inşa ediyor, başka bir gezegene geçiyor oradan. Can veriyor, ve sırra kadem basıyor.

Ben var olmak istiyorum, yanlış ya da doğrunun zıt şeyler olmadığı bir hayata gözlerimi açıyorum. Gülümsüyor varlık, o elden ele gezen üfürük utanıyor. Saklanıyor belki bir gülün içine, yaklaşınca dayanamıyor yine ortaya çıkıyor. Ben anlarım onu, hatta en iyi ben anlarım. Kemiğe aşık bir köpek olur, ben de kemik. Mağarayı saran bir örümcek ağı olur, ben ise girmeye kıyamam. Seni saran kadın olur, bense bir aşk hikayesi… Ben onu tadarım, o beni cennete götürür. Ben ona küserim, o anılarım olur.

Söylesene, sen kötü olmuyorsan ben nasıl iyi olabilirim?
İşte şimdi sen kötüsün, bense hiç olmadığım kadar benim.
Düşüyor Jerzy sevginin kucağına. Bilgeliği tanrıdan öğrenecek kadar acıkmadı.
Misafirliğinin hikmetini de hiçe sayacak kadar var olmadı.

K. Jerzy

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.