Cioran’ın Anti-Peygamber’i ve Biricik

Her birimizde bir peygamber uyur, sakın uyanmasın; uyanırsa şayet, dünyadaki kötülükler anında artar.

Emil Michel Cioran

Bütün tarih peygamberler tarihidir: Her solucan bir reçete sunmuştur: İyiliğin reçetesini, hakikatin reçetesini, güzelliğin reçetesini vb. Reçetesiz bir yaşam düşünemediğimiz gibi, her önümüze gelen reçeteyi de bir ilaç biliriz. Reçete türleri çeşitlidir, sayısızdır; herkes kendine göre en az bir reçete bulabileceği kadar reçete mevcuttur.

Bir de reçeteler arası kıyaslama vardır: A reçetesi B reçetesinden daha hakikidir, daha güzeldir, daha iyidir. Sonuç: Reçete savaşı. Başını çekenler ise: Ayartma sanatına sahip iki kafalı solucanlar. Bunlar kendi “Benlik”ini dine çevirenlerdir ya da tersten havarilikyaparak “Benlik”ini yok sayanlardır.

Solucanların başarısı sürüngen olabilmeleridir, zira sürüngenlik edilgenliği çeker. Edilgen, benliğinin yönetilmesini bekler. Sürüngen, benliğini yok sayarak ya da üçüncü bir merciye  (örneğin Tanrıya) “devrederek”  edilgeni yutar.

Kıyaslama olduğu sürece düşünce hiyerarşisi egemendir. İnsan kendi kültürünün oyuncağıdır. İnsan tam bir komedyadır: A reçetesindekiler karpuzu çatal bıçakla yer, B reçetesindekiler elleriyle. Biri diğerine düşmanca bakar, çünkü biri kendini diğeriyle kıyaslar: “Sen yanlış biçimde karpuz yemektesin.” Dinler arası savaş bu örnekten farklı mıdır? İdeolojiler arası çatışma bu örnekten farklı mıdır?

Herkes içindeki peygamberi öldürebilmeli ve öldürmelidir. Geriye kişinin içindeki Hiç’ten başka hiçbir şey kalmayacaktır, kalmamalıdır. Kıyaslamak peygamberin en temel özelliğidir. İyi’nin peygamberi İsa, Kötülüğün peygamberi Sezar’dan ayrılmaz, ikisi bütündür. Neyin bütünü? İnsanın İyi ve Kötü diye böldüğü yaşamın: Bundan böyle yaşam bir saplantıdır. İnsanın kendi saplantısı. İnsan, yaşamı zedeleyen peygamberlik düşüncesinin kurbanıdır. Bu kurbanlar arasında Biricik nasıl nefes alabilecektir? Ya da Cioran ile sormak istersem: “İçimdeki peygamberi öldürmüş olduğuma göre, nasıl olur da insanlar arasında hâlâ bir yerim olabilir ki?”

Biricik kıyaslanamaz, zira Biricik’in ötekinden daha iyi olma meselesi yoktur, dolayısıyla ötekiyle savaşı da yoktur. Biricik içindeki peygamberleri teker teker öldürendir. İmha eden Biricik, anında Kendi’ni kurandır. Solucanların savaşına uzaktan gülümseyerek, Kendi’ni her an yenileyendir, böyle olunca da çeşitli adlarla yaşamı tüketmemektedir. Sadece tüketir. Kıyaslamaya gereksinimi olmayan tek kişi Biricik olandır; Biricik, Kendini kendince yaşayarak hiçleşendir.

Bir elimde kalkan, diğer elimde gül yumağı, yürüyorum yollarımda, dünya benimdir. Solucanları ezerek ya da üzerlerinden atlayarak, Kendi’mi yaşadığım ölçüde. Her ikisine de muktedirim.

Bazen girdiğim çıkmaz sokaklarda kendi kahkahalarımı kendim duyarım, eğer bir Biricik ile karşılaşırsam gücümü iki kat ederim.

Geçiciliğimin melankolisi yakama yapışırsa, gözyaşlarımı içerim; her birinden bir gülücük doğurmak için.

Adlar mezarlığının içinden geçerken, ruhumun sadeliğini duyarım. Bu sadelik içinde dikenli gül kokusu yaratarak terk ederim mezarlığı.

H. İbrahim Türkdoğan

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Fikri Yalnızlık

Fikri işkence Fikri yalnızlık. Ya da yalnızlığın metafiziği diyorum ben ona. İnsanı acımazsızca ezen, tek başınalığa iten ve melankolinin dar boğazlarına sürükleyen bir kötü huylu...

Susmanın Dili

İlk bakışta yalnızca sessizlikten ibaret gibi görünen bir duruşun dillenişini sözcüklerle betimlemek çok zor. Tıpkı gerçek bir delinin bu durumdan bihaber olması gibi… Susmanın dili,...

Diğerkâmlık

Neşet Ertaş için Bozkırın tezenesi demişti, Yaşar Kemal, sesine bakarak, sazına bakarak. Sesle saz birleşik bir üsluptur halk müziğinde; özgünlük ordadır, aşkın tavır, aşkın...

Türk Edebiyatının ‘En İyi 40 Şeyi’

Aylık edebiyat dergisi Notos'un yaptığı ankete katılan 181 yazar, Türk edebiyatının 'En İyi 40 Şeyi'ni belirledi. NOTOS Edebiyat dergisi, yeni sayısında, Türk edebiyatının 'En İyi...

İmge

Şiir imge sanatıdır, ama imge yakalamaktan ibaret değildir. Kısa kısa imgelerden nefret ediyorum... Ben uzun şiirde birtakım temalar yakaladım. Temayı geliştirerek uzun şiir sürdürmek...

Ödemeler Dengesi

İnsan Yoksul bir tarifnameydi / epeskiden Sahiplerin sırmalı günlerinde Ezanların ve kilise çanların Görkemli sesinde İnleyerek. İşkence odaları / İspanya' dan, Roma' dan Katliam zindanları / Edirnekapı' dan Şeyh Bedrettin, Spartaküs adına...

Uyuyan Güzel

Haziran bir gece yarısı Tenimde serin, gizemli ayışığı Altın kıyıları Nemli, baygın tütsüler yayan Dingin zirvelere Ezgiler eşliğinde akışan damlacıkları Usulca evrensel vadiye kanatlanan Ulaşılmaz, gizemli ayışığı... Eğiliyor biberiyeler mezarına, Zambaklar dalgalara Çürüyor suskun...

Sanatın Dönüşümü Üzerine

Sanat, ilerleyen zaman boyunca her zaman değişim halindedir. Akımdan akıma, geçmişten bugüne analiz edildiğinde sanat başlığının fazlasıyla alt yapısı olduğunu görürüz. Sanatı yorumlayıp onu...

Kökleşen Yanılmalar

Bir kişinin yanılması bütün halkın yanılmasına yol açar, bütün halkın yanılması da sonradan teklerin yanılmasına. Böylece yanlışlık elden ele geliştikçe gelişir, biçimden biçime girer;...