Jerzy efsanelerde yaşamaz. O da tıpkı bizim gibi düşünmeyi sever. Şüphecilik. Önce şüphe etmeniz gerekir öğrenme sürecinde. Sonra başka bir el gelir sanki sizleri araştırmaya taşımaya yarayacak.

İşte o zamanlardan biriydi. Bizimki gibi ılıman iklimin bütün ormanlarda, sıra dağlarında özgürce yaşayan Jerzy her zamanki rutin hali içerisinde bizim köyün sahile varan kıyısındaki bir kampa gelmişti. Bana da Tavşan İsmet söyledi. Arada gelir Savaş’ların oraya. İnternetten bir şeyler araştırmak isterse. Savaş’da kahvesini koyar kendi laptopunu hazırlar.

Aşağı indiğimde uzaktan tanıdım direk Jerzy’i. Zayıf, uzun kıvırcık saçlı, bir ayağını diğer ayağının altına almış, kucağındaki laptoba eğilmiş bir şeyler karıştırıyordu. Henüz arkasından omzuna dokunmama 5-10 adım varken “gel Zaim” dedi. Yuh! dedim içimden. Masadaki gözlüğü taktı. Konuşmaya başladık. (Gözlüğü de Savaş’ın gözünden almış.)

Neler yapıyorsun diye sordum. Bir şeyler kafama takıldı onlara cevap arıyorum dedi. “Belki yardımcı olabilirim, anlatsana..” dedim. Çok merak etmiştim gerçekten.

“Hani insanlar düşmekten korkarlar ya. Sürekli bir yer çekimi vardır. En kötü aşağı doğru bakınayım derken bile tutunursun. İşte bu algının bizi düşürmediğini düşünmeye başladım. Newton 1. kanununda der ki, duran bir cisim durmasını sürdürmek ister, hareket halinde olan cisim ise sabit hızla hareketine devam etmek ister. Bunu düşünmeden edemiyorum. Aslında düşürmeyen bizim algımız, biz dünyaya bağımlı kalmışız ve yer çekimini biz yaratmışız; dolayısıyla duruyoruz. Aslında düşünsene kendini bırakıyorsun aşağıya, yer çekimi diye bir şey yok ve gözlerin kapalı, sonsuza kadar sürekli hareket ediyorsun. Bir ışıksın zaten, ve ışık gibi davranmaya başlıyorsun. Bir kap gibi değil de. Hani bir film izletmiştin bana, kadın uzaya çıkarken 2 saniyeliğine kayboluyor başka bir zaman dilimine geçiyor falan… Orada daha fazla kalabiliyor. Acaba diyorum, -bizde zaten ölümü göze almış olacağız- düşene kadar kaybolabilir miyiz? Bence çalışabilir. Son günlerde yüksek yerlere çıkıp bunları düşündüm ama sonunda buradan bir bakınmaya karar verdim. Acaba internette benim gibi düşünen insanlar var mı? Fakat burası biraz hikaye dünyası olmuş. Bilimsellikten eser yok.”

O ara Savaş geldi. “Bir dahaki sefere gözlüğü de masanın üzerinde istiyorum” Jerzy. Savaş da “Peki Paşam” dedi.

Ee diyecek tabi, Jerzy’nin şaraplarından ah bir içebilseniz. Hayatta eli boş gitmez hiçbir yere. Kesin getirmiştir.

K. Jerzy

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.