Cronenberg Sineması

Cronenberg Sineması belki de kimsenin üzerinde durmadığı ücra bir sinema tekniği olarak görünse de bence sinema tarihinin en uçtaki örneklerinden birisini temsil ediyor. Her ne kadar özgün olsa da tamamen kişisel kaygılardan yola çıkan Cronenberg filmleri bana hep şunu düşündürmüştür: Gayri ciddi bir üslup, sıra dışı cisimler ve kesinlikle fazlasıyla kan ve et… Evet Cronenberg Sineması, fazlasıyla etçildi ve teknolojik bir ironiyi de bünyesinde barındırıyordu.

Etçildir! Çünkü Cronenberg, seyirciyi karakterler üstünden değil de daha çok ete kemiğe bürünmüş hayali yaratıklar üzerinden düşündürür. Buna örnek olarak Fly“, “Naked Lunch gibi filmler verilebilir. Bunlar genelde fazla gelişmiş yaratıklar ya da cisimler olup hemen hemen hepsi insan zekasının birer ürünüdür. Cronenberg filmlerinde bu nesneler hep baş belası olmuştur. Bahsi geçen Fly örneği, genç bir bilim adamının git gide bir kobaya dönüşerek bir sineğe evrilmesini konu edinir. Bunun örnekleri saymakla bitmez. Bir diğer Cronenberg filmi olan Scanners da da aynı şey söz konusudur. Pisişik güçleri olan insanların toplumda yarattığı kaosu anlatmaya çalışan Cronenberg bunu yaparken etrafta uçuşan beyin parçalarını ve savrulan kan zerrelerini tercih etmiştir. Traji-komik bir mizansen vermeye çalışan Cronenberg, teknolojik gelişmenin ve bilimin insanlığı nasıl tehdit ettiğini kendine has yöntemiyle vermeye çalışır. Bu yokoluş ve kaos fikri ona göre hem eğlenceli hem de trajiktir.

Fazlasıyla teknolojik unsurları kullanan ve hep bu yönde göndermelerde bulunan,zaman-mekan kavramını farklı bir yönden ele alan tarzıyla Cronenberg, Hollywood’da postmodern bir anlayışı da temsil eder. Onun filmleri kesinlikle bu dünyaya ait değildir, bu yüzden bilim – kurgu-gerilim öğeleriyle beslenir. Bu noktada daha da anlaşılmaz bir hal alan Cronenberg, herkese hitap etmez aksine absürd bir dünyanın azınlığına seslenir.

naked_lunch_mugwump
Naked Lunch

Cronenberg gerçekten de farklıdır ve kesinlikle yaratıcıdır. Bu yönüyle Cronenberg, belki biraz tatminsizlik yaratabilir. Çünkü filmlerinde insan kavramı üzerinde durmaz, daha çok onun geleceğinin tasvirini yapar ve bu aşamada insanı değil, teknolojiyi ve bilimi başat tutar. İşte bu anlayışı yüzünden Cronenberg bazılarına göre kategorize edilemez türde filmler çekmiştir.

Cronenberg asla kolay bir sinemacılığı tercih etmedi. Özgün fikirlerin cirit attığı bir üslubu benimsedi. Konuşan daktilolar (Naked Lunch-1991), sineğe dönüşen bir adam (Fly-1986)... Onun hayal dünyasının birer ürünüdür. Etkileyicidir, görkemlidir ve uçlarda bir sinema anlayışıdır.

Hemen hemen tüm filmlerini izlemiş biri olarak Cronenberg sineması hakkında şimdilik söyleyebileceklerim bunlar… Belki biraz kendini tekrar eden bir görünüme sahip olsa Cronenberg Sineması, Hollywood’da bir ilkin temsilcisidir.

Filmografi
Transfer (1966)
From the Drain (1967)
Stereo (1969)
Crimes of the Future (1970)
The Victim (1974)
Shivers (1975)
Rabid (Kuduz) (1977)
Fast Company (1979)
The Brood (1979)
Scanners (1981)
The Dead Zone (Kör Nokta) (1983)
Videodrome (1983)
The Fly (Sinek) (1986)
Dead Ringers (Ölü İkizler) (1988)
Naked Lunch (Çıplak Şölen) (1991)
M.Butterfly (film) (1993)
Crash (Çarpışma) (1996)
eXistenZ (VaroluŞ) (1999)
Spider (Örümcek) (2002)
A History Of Violence (2005)
Eastern Promises (2007)

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Durugörü

Varlık, ruhsal bir antite ile fiziksel bir antitenin birleşmesinden oluşmuş olan hayattar bütünlük için kullanılan bir isimdir, içinde bulunduğumuz Fizik Kâinat'ta. Bu olguda, yöneten...

Tefekkür Hayatına Dair

(…) Şimdi şu dört sorgulama noktasına göre ameli hayatı tefekkür hayatı ile karşılaştırmalıyız: (1) Hangisi daha önemli veya daha üstündür? (2) Hangisi daha erdemlidir?...

Ve “O”

akşamım, sabahım günüm,  günlerim var. ve “O” acıkan, doyan ama acısı duyulan anlarım var. ve “O” yollarım, yolcularım hallerinden memnun cam kenarındakiler, arta kalan camda gördüklerim var. ve “O” uzak, yakın mesafelerim sessiz, sedasız sohbetlerim...

Şiir ve Yaşam

Şiirin değerini belirleyen şey onun anlamı değil (yoksa o şiir değil bilgelik, âlimlik taslamak olurdu) bilâkis onun biçimidir. ... Son yıllarda sanatta düşünceyi ortaya çıkarma...

Yokluğun Tadı

Acılı ruh, didinmeye düşkün eskiden, Umut ki mahmuzu can katardı çabana, Artık sürücün olmaz! Utançsız yatsana Kocamış at, her engele takılıp giden. Katlan yürek; ağır uykuna dal şimdiden. Yenilmiş,...

Ruh ve Beden

Güzellik, insanlar arasında, çok tutulan bir şeydir. Aramızda ilk anlaşma onunla başlar. İnsan ne kadar vahşi, ne kadar kötü yaratılışlı olursa olsun onun büyüsüne...

Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire

Mısra işlevini yitirdi; şiiri yapan bir birim olarak yürürlükten kalktı. Eski rahatlığını, o sessiz, kıpırtısız düzenindeki rahatlığını boşuna aranıyor şimdi. Öfkelerin, bunlukların, başkaldırmaların dışında...

Aşk

Ezeli sırları ne sen bilirsin ne de ben Bu muammayı ne sen okuyabilirsin ne de ben Perde ardında sen ben dedikodusu var amma... Perde kalktı mı ne...

Whatever Happened To Baby Jane?

Hudson kardeşler gösteri dünyasına küçük yaşta adım atmışlardır. Normal olarak iki kardeş arasında kıyasıya rekabet vardır. Film, iki kardeş arasındaki kıskançlığı ve ölümüne yaşanan...

Sesler Duyarsınız

Sesler duyarsınız... Düzenbaz gecenin oynak fahişeliğinde. Bir merminin ne kadar öldürebileceğini gösteren sesler... Kan alfabesiyle teninize ölümü kazırlar. Sesler... Kesik bir başın son hareketi...

Su Yolu

Tao’nun kurucusu Lao Tzu’nun bir heykeli vardı ve genç bir adam uzun yıllar dağlara gidip bu heykeli görmenin hayalini kurdu. Sözlerini, Lao Tzu’nun konuşma...

Mahya Babaları

Ağabeyi Nejat ile birlikte okuldan çıkıp Cihangir'deki evlerine doğru gitmekte olan Ercüment Ekrem Talu'nun yoluna bir arkadaşı çıkar: "Haberiniz var mı? Şurada, Sponek salonunda...

Hayyam Rubaileri -VIII-

141. İnsan çeker çeker de sonra hür olur; İnci sedef zindanlarda yuğrulur. Paran pulun yoksa bugün, sağlık olsun: Bugün boş duran kadeh yarın doludur. 142. Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti; Canım...

“Biricik ve Mülkiyeti” Üzerine 266 Sözcüklü Bir Anekdot

“Haklı ya da haksız olduğumu yargılayacak biri varsa o da Benim, Benden başka bir yargıç yoktur. Başkaları sadece benim hakkımı onaylayıp onaylamadıklarını ve bunun...

Hayyam Rubaileri -IV-

61. Ben kadehten çekmem artık elimi; Tutmam senin kitabını, minberini. Sen kuru bir sofrasın, ben yaş bir sapık: Cehennemde sen mi iyi yanarsın, ben mi? 62. Eşi dostu verdik birer...