Durugörü

Varlık, ruhsal bir antite ile fiziksel bir antitenin birleşmesinden oluşmuş olan hayattar bütünlük için kullanılan bir isimdir, içinde bulunduğumuz Fizik Kâinat’ta. Bu olguda, yöneten ruhsal antite ve yönetilen ise fiziksel antite’dir. Öte yandan, Fizik Kâinat içinde, ruhsal antite ile fiziksel antite birbirleri ile öylesine bir ilişki ve girişim içindedir ki, fizik bedenli varlık, kendini yalnızca bir fiziksel bedenden ibaret olarak görme paradoksu ile yaşamını sürdürür. Oysa ruhsal antite için fizik beden, yalnızca bir sonda aracıdır ve bu sonda aracı, işte içinde bulunduğumuz fizik dünya üzerinde ancak ruhsal antite’nin yaşam, gücü ve yönetimi ile mevcuttur.

Gerçekte tüm melekeler, ruhsal varlığın yüksek enerjetik faaliyetlerinin beden sondası üzerindeki çeşitli tezahürleridirler ve bu melekelerin pek çoğu, beden aracı olmaksızın da ruhsal varlık tarafından kullanılabilir. Bu açıdan olmak üzere, durugörü melekesi, bedensel görme organlarına gereksinmeksizin ruhsal-görme’nin en belirgin örneklerinden biridir. Ruhsal varlık, mekân ve zaman ile kayıtlı olmadığı için, durugörü melekesi, gelişmişliği ve varlığın evrimsel düzeyi ile orantılı olarak, evrensel bir görüş olanağı verir bedenli varlığa.

Beşer varlığının evrensel yanlarından birini daha sınırlı bir bilgi ve deneyim ile açıklayan bu melekenin, varlık bütünlüğü içinde incelenimi, gözlemlenmesi ve deneyimlenmesi ile, giderek derin bir varlık bilgisine doğru yol alacaktır beşeriyet.

Kitabın Giriş Bölümünden: Hz. Muhammed’in duru-görü medyumluğu da çok ileriydi. Hz. Muhammed bulunduğu yerden kilometrelerce uzaklarda olanları görebiliyordu, örneğin, Arabistan’dayken 700 inil ötede ölen Habeş kralını öldüğü anda görmüştü. Sonra yanındakilere dönerek, “Kardeşiniz için dua edin” demişti. Çünkü bu kralın müslüman mültecilerine çok iyiliği dokunmuştu. Aylarca sonra Arabistan’a gelen Habeşler de Hz. Muhammed’in belirttiği ölüm tarihini doğrulamışlardı. Keza, askerî bir göreve gönderdiği, ashabından Cafer ve Zaid’in de ölüm haberleri, gelmeden, öldüklerini söylemişti…. Devamı için tıklayınız

Haluk Egemen Sarıkaya
Durugörü Zaman Mekân Dışı Ruhsal Gözle Görüm, Önsöz, Bilim Araştırma Merkezi,
Ekim 1979

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Hayyam Rubaileri -III-

41. Şu testi de benim gibi biriydi; O da bir güzele vurgun, dertliydi. Kim bilir, belki boynundaki kulp da Bir sevgilinin bem beyaz eliydi. 42. İnciyi isteyen dalgıç olacak; Varı yoğu dosta verip dalacak. Canı avucunda, nefesi göğsünde: Ayağı baş olacak, başı ayak! 43. Girme şu alçakların hizmetine: Konma sinek gibi pislik üstüne. İki günde bir somun ye, ne olur! Yüreğinin...

Meyvelerin En Güzeline

Bugün dördüncü günümüz bitanem Artık eskisi gibi güzel de korkmuyorsun Sarılıyorum sana konuşuyorum yine de Duyduğunu umuyorum Yarım kalmış öyküler biriktiriyorum Tütünden sararmış parmaklarımla Dokunuyorum eskimiş şiirlerine Yakıştıramıyorum soluk bedeni sana İrkiliyoruz kırılan kapının sesiyle Kovuyorum hepsini Meyvelerin en güzelidir diyorum Bahçelerden düşüyoruz yine Kirli eller tutuyor ikimizi de Anlatamıyorum eskimiş şiirlerini Bırakın diyorum öykülerimiz var Kalmasınlar eksik Varlık E.  

Yalnızlık Doğumdur Sürüp Giden Yetim Yetim

Yalnızlık... Nedir yalnızlık? Kaç çeşittir? Yaratılan ve yarattığımız yalnızlık mıdır sadece yalnızlık? B'aşka çeşit yalnızlık yok mudur? Cami tuvaleti kapılarının sırtına tükenmez yalanıyla satılan bir kalemle yüklenmiş bir ibnenin cep telefonu numarası yalnızlık imdadı değil midir mesela? İbneliğin kabul görmemiş toplumunda bu yalnızlığı kaç el, kaç düşünce, kaç göz, kaç ayıplama...

Tekrardoğuşa Hazırlık ve Hayat Planı

Araştırmalarımızda klasik regresyon yaklaşımından farklı olarak hayatlar arasında geçen sürenin birkaç asır değil, birkaç yıl ya da birkaç on yıl olduğunu bulduk. Bazı varlıklar hayatlar arasındaki süreçte enkarne olmak kaçınılmaz hale gelinceye kadar bekliyor. Bazıları, “Herkes enkarne mi oluyor? Tamam, ben de olayım,” diyor. Bazıları da enkarne...

Azap Diyarı

Tanrı, sevgiyi bıraktı dünyaya, emanet etti onu insan doğasına. Ve o andan itibaren kimi anlayamadığı için, kimine ağır geldiği için azap diyarı adında bir sahne kuruldu dünyada. Cehennem sakinleri bile anlamsızca izlerdi, akla sığmayan sevginin kalpteki hudutsuz yolculuğunu. Yaşam izlerimizin içinde, her anımız mutlak enerjinin kendini baştan şekillendirmesiyle doğurganlığı...

İnsanlığa Çağrı: 25 Nisan 1950

Dünyanın yalnız maddî endişeler içinde büyük sür'aile korkunç bir karanlığa gitmekte olduğu asrımızda; maddeye, menfeate ve yokluğa tapan hotkâmca kör bir zihniyetin ilimden vicdanı ayırmayı ve vicdanın kontrolünden azade bir teknik hayatını ilâhlaştırmayı istihdaf ettiği asrımızda, insan ruhunun yaradılışında mevcut, bütün Kâinat’a şamil hakikat ve bilgi yolundaki şevki insiyakıma...

Filozofça Olanın Ölümü Üzerine: Kavramlara Olan Faydalı Bir Düşmanlık Öğretisi

Görkemli. İçimde taşıdığım varlık kırıntılarının ayak izlerini takip ederek tüm filozofça söylentilerin üstüne basıyorum, kendimi ve egomu hiçe sayarak karanlığın zehirli akıntısıyla tüm yazılanlara sesleniyorum: Önemsemiyorum, evet ciddiye almıyorum sizleri ve düşündüklerinizi: Sonsuzluğun temkinli ihtimallerini terk ettiğim günden beri ne derecede ölümcül olacağım üzerine iddialara cevap verme gereği...

Alışkanlıklar

Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş. Her gün danayı, kucağına alır taşırmış; nihayet buna o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş. Bu hikayeyi kim uydurdu ise, alışkanlığın ne büyük bir kuvvet...

Filozoflar ve Tanrılar

Thales'e göre tanrı her şeyi sudan yaratmış bir güçtü. Anaximandros'a göre tanrılar değişik mevsimlerde doğup ölüyorlardı ve sayıları sonsuz dünyalardı bunlar. Anaximenes'e göreyse hava tanrıydı, yaratılmış, uçsuz bucaksız ve hep hareket durumundaydı. Anaxagoras, ilk kez, her şeyin düzen ve davranışını sonsuz bir ruhun gücü ve aklı yönetimini...