Hellraiser

Hellraiser, cinayetlerle, kan ve ceset dolu bir senaryoyla karşımızda… Seri olması yanında her bölümde izleme doyamadığım Pinhead karakteri baştan aşağı mükemmel bir retorik makinesi sanki. İlk başta ön yargıyla yaklaştığım bir korku serisi olan Hellraiser 1987 yapımı ve Clive Barker imzasını taşıyor. 80’li yılların o iğrenç makyaj kalıplarını aşan bir tarafı var.

Cehennemden gelen 3 ucube ve onların yaşattığı korku dolu katliamlar… Ve bir oyuncakçı ustasının ellerinden çıkan esrarengiz bir kutu… Bu 3 şeytanın özgürlükleri bu kutuya bağlıydı, içi cinayetlerle dolu bu sihirli kutu onların bu dünyaya geçişinin tek anahtarıydı. İlk olarak kara büyüye meraklı bir aristokratın ilgi alanına giren bu kutu daha sonraları el değiştirip bir sürü şeytani plana aracı olacaktı. Çünkü kutu cehennemin kapılarını açıyordu. Cehennemin uşaklarını bu dünyaya salan bir ölüm kutusuydu.

Gelelim senaryoya. Hikâye çok basit bir kurgudan ibaret sayılsa da, diyaloglar ve replikler bir harika. Oldukça güçlü ve oldukça duygusuz. Pinhead ise fenomen haline gelmiş bir karakter zaten. Cümlelerindeki et ve kan kokusunu hemen alabiliyorsunuz. Bunu size hissettirmeyi gerçekten iyi biliyor. Bilgeliği ve sakinliğiyle filme sofistike bir özellik kazandıran Pinhead, kesinlikle kült bir korku karakteri.Var gücüyle insan etinin ve acının peşinde dolaşan Pinhead ve 2 arkadaşı kafa patlatmaya ve deri yüzmeye devam ediyor. Hellraiser, serinin sonuna doğru bazı cinayet film unsurlarını da kullanarak yine göze girmeyi başarmış bir film. Bu bağlamda cinayet ya da polisiye tarzını sevenleri de ekran karşısına çekmeyi amaçlamış.

Kafasında çivilerle dolaşan başkarakterimiz Pinhead ve arkadaşlarını izlemek büyük bir zevk… Bu insan kasaplarının hayal gücü o kadar geniş ki nereden nasıl bir ölümün geleceğini saptamak oldukça zor. Rüyalarla ve hayallerle desteklenen Hellraiser gerçekten de izlenmesi gereken korku serilerinden biri…

Son olarak şunu söylemek isterim ki; bu kan şölenini sakın kaçırmayın ve bir an önce izleyin ve siz siz olun sakın bilmediğiniz oyuncaklarla oynamayın!

Hellrasier serisinin bölümleri:

1988 – Hellbound: Hellraiser II
1992 – Hellraiser III: Hell on Earth
1996 – Hellraiser: Bloodline
2000 – Hellraiser: Inferno
2002 – Hellraiser: Hellseeker
2005 – Hellraiser: Deader
2005 – Hellraiser: Hellworld (filmed back to back with Hellraiser: Deader)

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Hayatı Boyunca Susan Bir Çocuktu Gençliğim

Yağmur sonrası toprak kokan şiirler Gür ormanların ikliminden Bir ikindi vakti Sessizce Odamın en kahpe yerine En orospu haliyle Sırnaşıyordular. Ve kadın Sırf stabil düşler kurabilsin diye Tüm bilekler, tüm bacak araları ve...

İstanbul Kitap Fuarı’nın Teması Felsefe

Bu yıl 35. yaşını kutlayacak, TÜYAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği ortaklığında düzenlenen Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın teması ve onur yazarı belli oldu. Kitap fuarı...

Aşksızız, Aşıksız…

doğmadık henüz, doğamadık! hissetmedik, hissedemedik … nefes alıp vermedik. bilmedik henüz, bilemedik! bekleyin bizi; gerçekle, umutla, inançla… bekleyin, gelecek her yeni günde ama en çok aşkla… doğmadık henüz ve ölmedik! ölecek kadar çocuk...

Ümitsizlik Bir Yemek Değildir!

Merhaba Aslıcığım; Mektubunu okudum, üzüldüm. Senin bu karamsarlığını keşke bir nebze olsun dindirebilbilseydim, keşke buna hakkım olsa, bu ümitsizlik kıskacında mahvolmanı, erimeni izlemek çok acı...

Teozofi Nedir?

Teozofi terimi, sözlük anlamıyla ele alınırsa iki Yunanca kelimeden oluşmaktadır; theos, yani “tanrı” ve sophos, yani “bilge”. Buraya kadarı doğru olmakla birlikte devamındaki açıklamalar...

Uğraşma Artık Sevgilim

Bir çok eski sevgilinin arkasından bir şeyler yazdım. Hiç biri bu kadar zor olmamıştı. Gittiğinden beri çok soğuk sevgili. Seni tanıdığım günden daha soğuk.....

Obsesyon Hakkında Notlar

Varlıklar arasında kurulmuş olan sempati alanı, tesirlerin akışını sağlayan bir ortamdır. Bedenli veya bedensiz, her varlık bir diğeri ile bu ortam sayesinde tesir alışverişini...

Bir Çatı Katı Filozofu: Cioran

Bir yalnız-gezer. Bir zihin esrarı. Bir çatı katı filozofu. Bir yaşam düşmanı. Şüpheyle kutsanmış bir reddedici. -Şişirilmiş bir ego. Giriş. Hayranlık uyandıran derin bir umursamazlıkla Cioran...

Şehirler Arası Terminallerden Hayata

İnsan hayata şehirler arası terminallerden gideceği yeri ya da artık tamamen terk edeceği şehirden gitmek için bir otobüsün gelmesini beklerken hayattan gidebiliyordu. Bekleyişlerden birer...

Dilenci

Sen, her gün köşebaşlarında yırtık urbanla kirli ellerinle avuç açan, sefil insan. İnan yok farkımız birbirimizden. Sen belki tüm yaşamınca dilenecek; Beklediğin beş kuruşu biri vermezse, ötekinden...

Emmanuel Levinas Röportajı: “Başka ve Başkalık” 1993

-İyi akşamlar, Emmanuel Levinas. "Tanrı, Ölüm ve Zaman" 1975-76 akademik yılında verdiğiniz derslerin metinlerinden oluşuyor. O halde gelin sizi tanıtayım. Hiç şüphesiz Fransız düşüncesinin...

Filozofça Olanın Ölümü Üzerine: Kavramlara Olan Faydalı Bir Düşmanlık Öğretisi

Görkemli. İçimde taşıdığım varlık kırıntılarının ayak izlerini takip ederek tüm filozofça söylentilerin üstüne basıyorum, kendimi ve egomu hiçe sayarak karanlığın zehirli akıntısıyla tüm yazılanlara sesleniyorum:...

Seni Seven Kaderindir!

Bazen hiçbir şey hissetmezsin. Sabrın kalmaz, öfkenden deliye dönersin. Çünkü hayat uzaktır o an, çünkü kendine tahammül edemezsin. Boş, bomboş hissedersin. Hiç kimse yoktur...

Heidegger ile/ve Varlığa İlişkin 5 Fragman

Kulaklarınızı açın ve söze gelin! Gündelik olan bir baş belasıdır: Tuhaf oyalanmaların, uçsuz bucaksız oynaşmaların, can sıkıntılarının, laf-ı güzafların ve ‒sözüm ona içsel altüst oluşların...

Dalalet İçinde Olanlar İçin Düstur Hakkında

Tertullianus, aşağıdaki yazısında, hakiki Hıristiyanlık ile sözde felsefe arasında var saydığı gerçek ilişkiyi daha da güçlü bir biçimde vurgular. İnsanoğlunun ve “şeytanların” dünyevi bilgeliğin ruhunun...