Kendini Acındırmak

Kendimi kaptırmamaya çalıştığım çocukça, yakışıksız bir duyumuz vardır. Dertlerimizle dostlarımızı acındırmak, kendimize vah vah dedirtmek. Başımıza gelenleri büyütür, şişirir, karşımızdakini ağlatmak isteriz, neredeyse.

Başkalarını kendi dertleri karşısında soğukkanlı gördük mü överiz, ama soğukkanlılığı bizim dertlerimize karşı gösterdiler mi darılırız, kızarız. Dertlerimizi anlamaları yetmez, yanıp yakınmalarını isteriz. Oysaki insan sevincini büyülterek anlatmalı, üzüntülerini kısaltarak. Kendini yok yere acındıran gerçekten dertli olunca acınmamayı hakeder. Durmadan vahlanan kimse vahlanılmaz olur. Kendini canlı iken ölü göstereni, ölü iken canlı görebilir herkes. Öylelerini gördüm ki, eş dost kendilerini gürbüz, keyifli görecek diye ödleri kopar, iyileşmiş sanılmamak için gülmelerini tutarlardı. Sağlık, kimseyi acındırmadığı için, nefret ettikleri bir şey olurdu. İşin tuhafı, bu gördüğüm kimseler kadın da değildi.

(Kitap 3, bölüm 9)

Montaigne; Denemeler‘ den…

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikÇabuk Gider
Sonraki İçerikYine Varsın, Yarın Yok

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Bir Bedensel Şölen

Cinsel kimlikler birbirlerine geçiş yaparak kaybolurlar, standart kadın ve standart erkek gelenek uçurumuna baş aşağı bırakılmadan önce kanlı bir deformasyondan geçirilir. Gövde, çehre, göğüsler, gözler, ve cinsel organlar Orta Çağ kilisesinin işkence izlerini taşır; hazzın şiddete resmedilişidir –bu. Ne kadar da estetiktir işkence malzemeleri ve malzemelere nesne...

Sonuna Kadar

Açın kulağınızı dinleyin Albay! demin ne anlatıyordum ben size... yok yok! daha anlatmadıydım!... şimdi anlatıyorum!... vakti zamanında hızlı yaşıyordum ayıptır söylemesi... itirafsa itiraf... her gün ayrı macera... Paris’in orası senin, burası benim, nereden eserse, kıçım yer görmedi kaç sene... tabanvay, metro, araba... buydu vaziyet!... oradan oraya hanımlar peşinde!......

Mutlak ve Berisinde Kalan

Mutlak kelimesi talâk fiilinden geldiğine göre kayıt ve şarttan kurtulmuş, muayyen olmayan anlamına kullanılıyor. A'yn fiilinden gelen muayyen kelimesinin antonimi olduğuna göre, belirlenemeyen anlamına da gelebilir. Felsefi anlamda mutlak (saltık: absolutus), genel olarak izafî olmayan bir şey için kullanılıyor. Bu bakımdan, hiçbir şeye bağlı olmadığı varsayıldığından dolayı, dialektik...

Tartışmalar

Azgın tartışmalar da keşke, diğer söz suçları gibi ceza görselerdi. Hep öfkenin alıp götürdüğü bu düşünce çarpışmalarında insanın etmediği kötülük kalmaz. İlkin düşüncelere çatarız, sonra da insanlara. Tartışmada esas, karşımızdakinin düşüncesini çürütmek olduğu, herkes çürütüp çürütüldüğü için, tartışmanın sonunda olan şey gerçekten büsbütün uzaklaşmaktadır. Onun için Platon,...

Ölü Deniz Parşömenleri İnternette

20. yüzyılın en önemli arkeolojik buluşlarından biri olarak kabul edilen Ölü Deniz Parşömenleri'nin bir bölümüne artık internetten ulaşmak mümkün. Yazılmalarının üzerinden iki bin yıl ve bulunmalarının üzerinden onlarca yıl geçtikten sonra dünyaca ünlü Ölü Deniz Parşömenleri’nden bazılarına artık internetten ulaşmak mümkün. İlk etapta geçtiğimiz pazartesi günü 5 parşömen,...

Psikoloji (Zihin Süreçleri Bilimi)

Kitabın Eksileri: Kitap, psikoloji ile iştigal edenlere kaynak olabilecek kadar detaylı bilgilerle mücehhez fakat konuyu ele alıştaki tarzı çok fazla takdire şayan değildir. Örneğin “örnek olaylara” hemen hemen hiç değinilmediği için, meseleler aşırı derecede soyut kalmış ve anlaşılması çok güç olmuştur. Ayrıca terminolojik kavramlara çok fazla yer verilmesinden...

Düşün’tü

İnsan seçer. Dünyasaldır ve sonunda ölür. Seçerken düşünmez, çünkü ölmüştür. Ölülük ona tam gelir. Başka şey istemez. Çünkü ruhu teslim edilmiştir. Kim tarafından bilinmez. Derken mezarı aklına gelir, tabutu görür, korkar. Çünkü bunu o seçmemiştir. Bunu inandığı şey seçmiştir. Kuşkusuz doğrudur. Çünkü yaratan tartışmasızdır, önyargıdır. İlerler ve değer yargıları...

Kemirgen

... sen kalkıp gittiğin zaman paydos zilinden sonra çocuk püskürten okul kapısı gibi özlemeler savuruyor üstüme aşk sen gidiyorsun ben bomboş kalıyorum içimde gezen yalnızlığın ayak seslerinin yankısı tırmalıyor bedenimi dışarı çıkmak istercesine sen gidince daha çok tırmalıyor içimdeki kemirgen daha bir derine saplıyor tırnaklarını ve ben en çok gece olunca çıkıyorum sokaklara gündüzlere maskem yok benim korkuyorum insanlardan korkuyorum sen...

Gözyaşlarımın Prensesi

o gün gözyaşlarım kristalleşti ve avuçlarına düştü hesaplamadığım bir anda karıştı tenine gözyaşlarımın prensesi bir adamın çırpınışı gibi son sözleri sonra yine ağladım sessizce korkma benimsin ayrılsak bile dedi gözyaşlarımın prensesi oysa beni ağlatan şey saflığının sarhoş etmesi tıpkı öpüşmek gibi ıslaktı benimdi gözyaşlarımın prensesi bekçisi gözyaşlarımın sebebi ağlamayı bilmeyen bir adamın tek öğretmeni sevgilim hisset beni   Can Murat Demir