Mevlana (1207 – 1221) henüz 14 yaşında iken, babası ile birlikte Konya’ya göç etmiştir. Hz. Mevlana sadece döneminde değil, halen bugün bile az rastlanan cinsten bir kişiliktir. Döneminin önemli bir filozofu olan Mevlana, günümüzde bile tüm dünyada şiirleriyle etkin olmaya devam etmektedir.

Mevlana’nın yaşadığı dönemde Anadolu şehir devletleri halinde örgütlenmişti. Anadolu Selçuklularının yönetici sultanları, etraflarında sanatçı ve düşünürlerin bulunmasından özel bir gurur duymakta ve onları kollayıp korumaktaydılar. Öte yandan bu küçük şehir devletleri birbirleri ile savaşmaktan da geri kalmıyorlardı. Mevlana bu karışık dönemde insan sevgisi ve Tanrı aşkı içeren şiirler söylemiştir. Bilindiği kadarıyla şiirlerini cezbe (yarı trans) halinde iken söylemiş, yanındaki şahıslar söylediklerini kaleme almışlardır.

Cezbe ‘çekim’ demektir. Cezbeye girmiş kişi kendini ve zaman kavramını unutarak farklı bir gerçeklik boyutuna geçer. Mevlana şiir söylerken, ney çalarken ve ‘sema’ dönüşlerinde cezbeye girmiş, evrenin ve varlığın hakikatine sezgi yoluyla ulaşmıştır. Sema ayinlerindeki döngüsel dans, doğanın temel bir hareketi olan periyodik döngü hareketini ve özellikle gezegenlerin güneş etrafındaki dönüşlerini yansıtmaktadır. Altta solda bir sema ayinini ve sağda atom modelini görüyoruz.

Evrenin döngü hareketini bir Rubaisinde Mevlana şöyle ifade etmiştir:

Canlar canı dört döner de kalbimde döner,
Ruhum da döner, canım da, sevgim de döner.
Ben bir ağacım, içten kökten gülerim
Aşk çeşmesi döndükçe sevincim de döner.

Bu şiirinde “ben bir ağacım” derken, yere kök salmış fakat dalları göğe doğru yükselmiş bir ağaç gibi, yer ile gök arasında bir aracı olduğunu belirtiyor. Semazen’in bir elinin göğe doğru, diğer elinin yere doğru dönük olarak dönmesi, gökten aldıklarını yere aktardığının simgesel ifadesidir. Mevlana insanlara şu öğütlerde bulunuyor:

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol,
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol,
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Mevlana bilge bir filozof olarak her insanın içiyle dışının bir olması gerektiğini söylüyor. Fakat her insana doğru yolu göstermeye ve hoşgörü ile kabul etmeye hazır olduğunu da belirtmekten geri kalmıyor.

Yine de gel, yine de gel
Ne olursan ol yine de gel.
İster kâfir ol,
İster ateşe tap, isterse puta.
İster yüz kere tövbe etmiş ol,
İster yüz kere bozmuş ol tövbeni.
Bu kapı, umutsuzluk kapısı değildir
Nasılsan öyle gel, yine gel.

Mevlana insanlara ayırımcı bakışla değil, birleştirici ve bütünsel bakışla yaklaşmıştır. Bu şiirinde dönemindeki savaşa ve karmaşaya karşı gelip, ayırımcılığı sorgulamaktadır.

Beri gel, daha beri, daha beri.
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
Bu hır-gür, bu savaş nereye dek?
Sen bensin işte, ben senim işte.

Ne diye bu direnme böyle, ne diye?
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek.
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?

Mevlana’nın yaşadığı dönemde dünyanın düz olduğu ve güneşin dünya etrafında döndüğü görüşü hâkimdi. Bu konuyu “Aristo’nun Evreni” başlıklı yazımda işledim. Dünyanın küre gibi yuvarlak olduğu ve güneşin etrafında döndüğü bilgisinin olmadığı bir dönemde Mevlana şöyle demiştir:

Dünyamız fezada, yumurtanın akının içinde yüzen sarısı gibidir.

Böylece hem dünyanın yuvarlaklığını hem de canlılığını ifade etmiştir. Mevlana “dünya yuvarlak bir top gibidir” dememiş, yumurtanın sarısı benzetmesiyle, dünyanın canlı bir varlık olduğunu da belirtmiştir. Günümüzün insanları ise, dünyayı ölü bir gezegen olarak görmekte ve yeraltı ile yerüstü varlıklarını çekinmeden sömürmektedirler.

Doç. Dr. Haluk Berkmen

1942'de İstanbul'da doğmuştur. 1966'da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi, Fizik-Matematik Bölümünden mezun olmuş, 1970'de İsveç, Lund Üniversitesi, Teorik Fizik Kürsüsü-Nükleer ve Atom Enerjisi alanında doktora almıştır. 1970 - 1980 arası ODTÜ Fizik bölümünde öğretim üyeliği yapan Berkmen, 1979'da Yüksek Enerji Fiziği dalında doçent olmuştur. 1980 ile 2002 yılları arasında Viyanadaki Uluslararası Atom Enerjisi Ajansında çeşitli görevler yaptı ve 30 Eylül 2002'de Birleşmiş Milletler UAEA'dan emekli olup İstanbul'a dönmüştür. Yerli ve yabancı birçok dergide çeşitli konularda onlarca makale yayınlamıştır. Üniversite seviyesinde yayınlanmış Fizik ders kitabı bulunmaktadır. Yıllardır İlkin Türkçe, felsefe, sufizm, ezoterizm ve spiritüalizm konularında araştırmalar sürdürmekte olup değişik konularda konferanslar vermekte ve makaleler yayınlamaktadır.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.