Ölüm Başka Birine Benzemektir

ölüyü hep dışarıya gömeriz
ölüm dışarıda olmayı özlemektir
başka birine benzemektir
bize benzeyenlerden uzaklaşma fikridir ölüm
her benzeyen aynı zamanda ölüdür
bu yüzden benzer ölüler aynı yere gömülür
dışarıya doğru ite kaka

can çekişmektir ölüm bazen
toprağın tecrübesiz bağrında
yanar tutuşur bedenler
nefes almayı sürdüremez
kör sayar kendini
düşmanlaşan boşlukta

ölüyü dışarıya atarız
sanki hiç yaşamamış gibi
küfür etmemiş sevişmemiş hatta
kupkuru bir yakarışın çetin imtihanında
bu yüzden ölüleri defederiz
evin ta en dışına
hiç kimseye ölüm bulaşmasın
hiç kimse ölüme bulaşmasın diye
bir hastalık gibi yayılmasından korkarız
halbuki bir ölünün mahareti yoktur
mezar taşlarıyla muhabbettin ötesinde
işte tam da bu yüzden ölüleri dışarıya gömeriz
yalnızlıkla zamanı iyi çarpabilelim diye

ölüyü bu yüzden dışlarız
içimizin kokuşmuş damarlarında
ıslak bir kefen gibi leş olur kalbimiz
sessiz uzun bir çığlığın
sevgisiz yumuşak tabutunda

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Hayyam Rubaileri -V-

81. Ramazan ayı bu yıl da geldi yine; Vurdu bukağıyı aklın bileğine; Tanrım bu halka bir gaflet ver de bari Ramazanı Şevval sansınlar bu sene. 82. Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma; Çıkma kendinden dışarı, serseri olma; Kendi içine sefer et erenler gibi: Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma. 83. Duru sudan daha temizdir benim sevgim; Sevgiyle bu oynayış da...

Cinnet

Korkuyorum!.. Kainat çıldırıyor gözümde İntikam bulutları gecemde, gündüzümde Canlanıyor çeşmenin musluk taşı Yoksulluk günlerinin doludizgin ayyaşı Duyuyorum göğsümde bir yılan,ıslık çalan Duyuyorum sesini,alçaldıkça alçalan Cinleri görüyorum bin türlü, yüzleri al En yanık havasını çalıyor şimdi kaval Geçiyorum; binalar kudurmuş her tarafta Geçiyorum; tarihim küflenmiş eski rafta Çğniyor bedenimi cinnetin katsayısı Katedralden bakıyor asrın kabadayısı Ağlıyorum!.. Arkamda sefil, hummalı sitem Ağlıyorum!.....

Yaşama Mektup

Sevgili Yaşam; Sana yazdığım her mektupta yalan söyledim. İyi olacağını ve toparlanabileceğini umut ettirdim. Ancak iyileşemeyeceğini her saniye hissettim. Yine de yalanı sürdürmeye devam ettim. Her mektup bundan sonra bir yere varılmayan anlamsız kelimelerle doluyor. Eskisi gibi değil. Sabahlar anlamını yitiriyor biraz daha. Biraz daha unutkanlaşıyor. Biraz daha...

Felsefe Gerekli midir?

İnsanlar yüzyıllar boyunca merak etmiş, araştırmış ve öğrenmiştir. Bu ilgi ve merak tarih boyunca giderek artmıştır. Merakın en büyük temsilcileri şüphesiz çocuklardır. Sürekli bir yerleri kurcalarlar, farklı şeyler keşfederler ya da kendi yeteneklerini geliştirirler. Peki , felsefe gereksiz midir? Bilim tek başına olsa ne fark eder? Felsefenin...

Bir Gün

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde Gözlerin uzun karanlığa dalarsa Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa Bil ki seni düşünüyorum Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, acil Örtün karanlıkları masmavi denizlerde Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde Bil ki seni bekliyorum Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak Sevinçle balkonuna...

Evet, Hiç Öldürür, Şakası Yok!

Öncelikle Merhabalar hocam; umarım iyisinizdir: Bu sizinle ikinci röportajımız olacak, bundan önceki röportajda Max Stirner’ın Biricik ve Mülkiyeti hakkında konuşmuştuk; bu kez son kitabınız "Hiç: Sınır Ötesi Tümceler" üzerine konuşacağız. Dilerseniz başlayalım; Merhaba sevgili Can Murat. Teşekkür ederim, ben iyiyim, kötüyken de iyiyim. :) Çünkü kötüyken daha keskin bir düşünceyle yazabiliyorum,...

Kumarbaz Ruhumun Tövbesi

dünya bazen ağlamaklı dürttü beni makyajı akmış bir fahişeyi uykusundan uyandırır gibi akıttı üzerime biriktirdiği nefreti hayat her seferinde aklımı çelip gitti soluksuz bir adamın son isteğini terk etti ceketsiz dolaşan üşütük serseri acı benim adımı göklerden sildi çünkü her organım asiydi iç güdülerim coşuyordu hoyrat bir nehir misali sorgusuz celladım ipimi çekti tereyağından kıl çeker gibi can...

Yaz Babam Yaz!

Yaz babam yaz! Yaklaşık 15 sene olmuş yazmaya başlayalı, tam bir serüven! Yazdıklarım öyle böyle karalamalar değil, bu süre zarfında sağlam felsefi denemeler de ürettim. Aşık olduk yazdık, acı çektik yazdık, hep neşriyatla iç içeydim. Yazmakla bir halt olacağımı zannettim hep, bazılarının gözünde oldum da ama kendi kendimi...

Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak Yine

gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı ne varsa uçurumlar eşiğinde hüzünlerle yalpalayan ne varsa gözlerimin önünde ve hayat gül kokulu bir sağanak yine bir şeyler anlatmak istiyor hayat ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına gün batıyor gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım unutuyorum sevgilim suretini durgunluğun “niçin”di unutuyorum gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma umurumda değil...