Şeytan Ayetleri

Hijab, yani Perde, Cahilia’nın en ünlü genelevinin adıydı. Şıkır şıkır su akan avlularında palmiyelerin bulunduğu kocaman bir saraydı. Bu avlular şaşırtıcı bir mozaik oluşturarak içiçe giren odalarla çevriliydi. Bile bile birbirine benzer biçimde döşenmiş koridorlar dolambacından geçilirdi.

Bunların hepsine aynı yazıyla Aşk yazılmıştı, hepsinde aynı halılar vardı, hepsinde duvara dayalı taş bir sandık bulunuyordu. Perde’nin müşterilerinden hiçbiri, ne gözdeleri kadınların evlerinde, ne de sokağa çıkmak için yardım edilmezse yollarını bulamazlardı. Böylece kızlar, istenmeyen konuklardan korunmuş olurlar ve işyeri, müşterilerin ücreti ödemeden gitmeyeceklerinden emin olurdu. Alaattin’in lambasındaki dev gibi, gülünç bir biçimde giyinmiş iri yapılı hadımlar ziyaretçilere gidecekleri kıza ve çıkışa götürmek üzere, bazen bir yumak ip aracılığıyla eşlik ederlerdi.

Baal’ın salonu, yani “perde arkası” dışarıda olup biten konusunda haberlerden kesinlikle yoksun kalmadı; tam tersine, hadımlık ödevleri sırasında zevk odalarının önünde nöbet bekler ve müşterilerin anlattıklarını duyardı.

Perde’nin kızları -bile bile onlara “kızlar” deniliyordu, çünkü en yaşlısı altmış yaşını geçkindi, oysa en genci, on beş yaşında olanı, elli yaşında olanlardan daha çok deneyimliydi- ayaklarını sürüyen bu Baal’a bağlanmışlardı. Aralarında bir hadımın, oncası arasında birinin, olması öyle hoşlarına gidiyordu ki, iş saatleri dışında ona hoş cilveler yapıyorlardı; bedenlerini onunkine yapıştırıyorlar, memelerini dudaklarının arasına koyuyorlar, bacaklarını beline doluyorlar, yüzünün birkaç santimetrelik yerini coşkuyla öpüyorlardı; yağız yazar umutsuz bir biçimde şehvete geliyordu; bunun üzerine çirkinliğine gülüyorlar, o kıpkırmızı kesilesene ve titreyerek gevşeyene kadar kendisiyle alay ediyorlardı; ya da çok seyrek olarak, o tüm umudunu yitirdiğinde, uyandırdıkları şehveti karşılık almadan doyurması için aralarından birini seçiyorlardı. Şair, bu biçimde, evcil ve kırpıştıran gözlerle miyop bir boğa gibi, başını kadınların dizlerine koymuş, ölümü ve öc almayı düşünerek, erkeklerin en mutlusu mu yoksa en sefili mi olduğunu söyleyebilmekten uzak olarak günlerini geçiriyordu.

Salman Rushdi

www.ayrinti.net’ten alıntıdır

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikThe Crow
Sonraki İçerikCoffee and Cigarettes

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Max Stirner ve (Bireyci) Anarşistler

Her kim tin, özgürlük, eşitlik, demokrasi ve daha nice kavramlar üzerine yaşamını kuruyor ve o çizgide yaşıyorsa, dindar olandır hatta sabit fikirlidir. Ben’i dışında...

Filozofça Olanın Ölümü Üzerine: Kavramlara Olan Faydalı Bir Düşmanlık Öğretisi

Görkemli. İçimde taşıdığım varlık kırıntılarının ayak izlerini takip ederek tüm filozofça söylentilerin üstüne basıyorum, kendimi ve egomu hiçe sayarak karanlığın zehirli akıntısıyla tüm yazılanlara sesleniyorum:...

Yaralarım Benden Önce de Vardı…

Ernst Jünger, Mermer Yalıyar, çeviren Ersel Kayaoğlu (İstanbul: Can Yayınları, 1996), 128 s. Metafiziği altetmek, demişti Heidegger, imkânsız! O, basit bir felsefi eğitim yöntemi değildir. Sanki...

Sevgi ve Kendini Bilmek

Bütün evreni dıştan içe doğru saran sevgi enerjisi, varlıklar tarafından çeşitli derecelerde tezahür ettirilmektedir. Buna rağmen, günlük yaşamımızda insanların birbirlerini sevmediklerini gözlemlemekteyiz. İnsanlar birbirini...

The Elephant Man

Bir Lynch filmi daha…”The Elephant Man” Victoria çağındaki İngiltere’de geçiyor. Dar sokaklar, veba, karanlık bir yüzyıl harika tasvir edilmiş. Ve tabii ki yine Lynch...

Spinoza’nın Hüznü

O kadar düşünceliyiz ki, düşünemiyoruz bile? Düşünmeyi o kadar biçimlendirmişiz ki, çay bardağındaki kaşık gibiyiz. Kendimize bakarken, kendimizi değil, düşünce’nin içinde nasıl göründüğümüze bakıyoruz....

Aceleci İnsanların Hayata Dair Söyleyecekleri Var!

Bir ara sevişmeyi denediler, olmadı; yaptıkları her eylem, aceleciliğin vermiş olduğu o zorlayıcı özgürlük duygusundan kıvranıyordu. Yapamıyorum, yoruldum artık, sen yorulmadın mı? Hayır, yorulmadım,...

Kadın Yüzü

Yaradan, kadın yüzü çizmiş sana eliyle, İstek dolu sevgimin efendisi dilberi; İnce kadın yüreğin öğrenmemiştir hile, Bilmez kadınlardaki kancık döneklikleri; Gözlerin daha parlak, kahpelikten yoksundur, Neye bakarsa baksın altın...

Hep Tekilim

bir sebebi yoktu bu yazının bir anlamı olmadığı kadar anlamı olmayan şeylerden kaçarcasına yakınlaşıyorum onlara delice bağıran ben değilim zaten içimdeki gerginlik bazen yok oluyor o ses ama ne zaman...