Silüetler

Siluetler, gölgeler ve hayatın o keşmekeşi… Yanılsamaların izdüşümü… Hangimiz düşündü kendi gölgemizden korkmamız gerektiğini ya da hayatı kaçınılmaz kılanının aslında hayaletlerimiz olduğunu?

Biz gölgelerden bir dünya yarattık ve kendi aynamızda sadece korkularımızla beslenen bir tanrı yarattık. Biz hiçbir zaman kendimizi ödüllendirmedik. Dostluklar, arkadaşlıklar, hayat, dünya… Biz sadece suyun diğer tarafını gördük ve tapındık kendi yalanlarımıza. Güneşe değil, suyun akıcılığına aldandık. Halbuki bu resim de güneşte vardı ve epeyce kızıldı. Arkamızdan gülen tanrı, sudaki inada karşı insan gölgesini çok iyi tasvir ediyordu. Su bizi yeniden yarattı kendi hamurunu güneşin ışıklarıyla yoğurdu. Ve biz böyle bir aldatmacanın kucağında kendimizi bir şey sanarak objektife baktık… Güldük! Hayatımızın en sefil dakikalarına büyük bir gülücük fırlattık. Aslında ateşin yakıcılığı değil; suyun bizde uyandırdığı bilinçaltına uyanarak uzaklara baktık.

Biz hiç olmadık ve biz bu resimde sadece hayallerimize gülümsemeyi değil onları yeniden deklanşörle hayata bağlamayı da unuttuk.

Biz hiç olmadık…
Sadece resimlerdeki gibi bir mutluluğun hayalini kurduk.

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Korkmayın Unutuluyor

suya hapsedilmiş bakterilerle güzelleşiyor ölümün en lacivert masumiyet hadisesi; öğrencilerince taciz edilmiş berbat bir ömür lisesi gibi artık üniversiteye hazırlanıyor imparator. katalizöre bir keşke edasıyla yaklaşan azılı vücut önemini yitirmiş plastik bir tabut -ki içindeki kalıba ve ilahi kalabalığa bütün etlerin hükmettiği şehvetle yalvarmakta. uzun yol hevesiyle şahlanıyor sürat sürat, kendi dışındaki süratle hayale varmakta. öyle bir hayal...

İnsanlığa Çağrı: 25 Nisan 1950

Dünyanın yalnız maddî endişeler içinde büyük sür'aile korkunç bir karanlığa gitmekte olduğu asrımızda; maddeye, menfeate ve yokluğa tapan hotkâmca kör bir zihniyetin ilimden vicdanı ayırmayı ve vicdanın kontrolünden azade bir teknik hayatını ilâhlaştırmayı istihdaf ettiği asrımızda, insan ruhunun yaradılışında mevcut, bütün Kâinat’a şamil hakikat ve bilgi yolundaki şevki insiyakıma...

Kabus ve Ayık Kalmak

Ayışığındaki kan kadar aldatıcı bir rüyaydı. Sadece karanlık değil aynı zamandaacı vericiydi. Adam aynaya baktı ve yansımasına şunu heceledi: Ben sensem hala nasıl hayatta kalabiliyorum? Adam kekelemeye başladı ve aynadaki yansıma haykırdı: Ben sen değilim! Ben sadece senden kaçanların toplamıyım ve senden daha özgürüm! Gecenin şapkasını çıkardığı an adam...

Deola’nın Düşleri

Kahvede oturarak geçiriyor sabahı Deola, Kimse bakmıyor ona. Koşuşuyor kentte herkes Şimdi, yeni günün diri güneşinde. Kimseyi aramıyor Deola da, dinginlikle içiyor sigarasını, sabahı soluyup. Pansiyonda kaldığı süre boyunca uyumak zorundaydı Şimdilerde, gücünü toplayabilmek için. Yatağın üzerindeki hasırı kirletirdi kaba ayakkabılarıyla Cesar Pavese

Moderniteyi Reddediyorum!

Modernite, zayıfların ve Hıristiyanların kurtuluşu olarak tüm aydınlığını üzerimize çökertti. Tüm safdilliğiyle, iyi niyetiyle bizim içimize yumuşaklığı yerleştirdi. Şimdi ben size bir mermer kadar sert olmayı öğütlüyorum. Tüm yükünü sırtlanıp kendi yoluna devam eden adamı yaratmayı arzuluyorum. Modernite, tüm yıkıcı ve yaratıcı içgüdülerin reddedilmesini emretti insana. Şimdi sıra...

Şiir Üzerine Bazı Düşünceler

Okurun bu kitapta okuyacağı Bir Günün Sonunda Arzu adlı manzume ilk yayımlandığı zaman, anlamı kimilerince gereğinden çok kapalı sayılmış ve bununla ilgili olarak şiirde "anlam" ve "açıklık" üzerine hayli şeyler söylenmiş ve yazılmıştı. Bu dakikada bunların hiçbirini anımsamıyoruz. Nasıl anımsayabilelim ki, söylenen ve yazılanların bir bölüğü küfür...

Yaşamak ve Çalışmak

Doğa bir ana gibi davranmış bize: İstemiş ki ihtiyaçlarımızı gidermek zevkli bir iş de olsun üstelik: Aklımızın istediği şey, iştahımızın da aradığı şey olsun: Onun kurallarını bozmaya hakkımız yok. Caesar'ın ve İskender'in, en büyük işleri başarırken, doğal ve budan ötürü gerekli ve akla uygun zevkleri bol bol tattıklarını görünce,...

Senin Ellerinde Gümüş Zambak Gülüşlerin Var

Senin ellerinde gümüş zambak gülüşlerin var Yüzüme imza tutan esmer altın kırbaç dokunuşların Bağrında tomurcuklanan, umudun sallanan başaktan dirliği Baharı haykıran ruhununun mezardan kalkan perçemleri Yürürlükte ki yıldızların, yüzüne düşen yaprakların cıvgınları Mevsimlerinin burgulu papatyalari, kaderin kokan çiçeklerin sarı açan salkımları Senin bu ellerindeki gülüşün, benim tuttukça yürürlüğe giren yüzümün hüzünlü yalazlanışı var Kelepçe...

Clownhouse

You can't leave... They want to play... Sanatoryumdan kaçan dört delinin bir kasabaya yaşattığı dehşet dakikaları… Evde parti yapan 3 kardeş… Bakalım hangisi hayatta kalmayı başaracak? Clownhouse kült bir korku örneği ve çok fazla bilinen bir film olmamasına rağmen felsefehayat'ta yer vermeyi düşündük. 80'li yılların kült sinema örneklerinden biri...