Ay Çocuğunun Aşkı

Ay Çocuğunun Aşkı

Karanlık, aşkı algılarmış ama onu kabul ederek yansıtmazmış.

Ben artık “ben” olmadan yaşamaktan sıkılmaktaydım. Saniyeler, saatler, günler etkisini kaybederek benim gibi derinliklere inmekteydi, sancılarımın soğukluğu ellerini boğazıma sarmıştı, beni durmadan boğmakla meşguldü. Ben ben değildim ama gerçekliğimi korumaya çalışarak zehir tadan, kaybettiğim nem kokan aşkıma özlem duyarak besleniyorum. Ellerim terliyor ona sarılmadan hiçbir şeye sarılamıyorum onu arıyorum onu istiyorum ama lanet kokan çıkmazlardan kurtulamıyorum, bağırsam sağır oluyorum duyurmak istesem dilsiz oluyorum. Göklerdeki yıldızlarla dans ediyorum gözcülerin beni gözlemlediği gibi karanlığın sessizliğinden ve aydınlığın ışığından doğan aşkı gözlemliyorum, bazen deli bir Arap, bazen de soylu bir Yahudi oluyorum. Ben korkularımı birer birer avucumda ezerek, sonu bilinmeyen sahralarda yaşıyorum, kimsesiz yollarda yürüyerek onu arıyorum, bildiklerimi bilmediklerim için harcayarak yeni bir dünya yaratıyorum. Söyleyin bana sahipsiz ölüler ve ölümü olmayan karanlıktaki deliler, geç mi kaldı benim için yaratılan mevsimler, yelkenli gemiler, ay ışığından zevk alan denizler, renkli olan portre ve resimler…. Geç kaldı biliyorum ve bir daha asla bu acı geçmeyecek, susuyorum, gözyaşlarımı şarabıma karıştırarak gidiyorum, ben karanlığa, benim için daha aydınlık olan dünyaya çekiliyorum. Bir kadeh borcum vardı, aşk acısıyla dolu, onu kimseye hatıra bırakmadan kimseye borçlu kalmadan şimdi tek başıma içiyorum. Bir gün misafir olmak istersen yapayalnız kalınca mısralarımı oku , bu yazıyı gerçek aşk için bütün vicdanınla koru, benim kim olduğumu bilmek istersen terki dünya olmalısın ay çocuğu.

Gerçek aşkı bildiği ve bulduğu halde karanlıklara ait olarak yaşayanlara ithaf edilmiştir.

Ave Ate Maledictum

POPÜLER BAŞLIKLAR

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Göklerdeki Savaş Bitmedi!

Saklı karanlığın ayak izlerini takip edin ve asıl savaşın ruhlar üzerinden yürütüldüğünü görün, görün ki peygambersiz kurtuluşa eresiniz. Meleklerin savaşı bitti mi sanıyorsunuz? Hayır! Bitmedi. Her gün yüzlercesi, milyonlarcası ölüyor, ışık saçan kanatlarıyla gökyüzünü şenlendiriyorlar. Görebilen gözler, anlayabilen zihinler için yaşamaya devam ediyorlar. Kör gözler göremez her şeyi Sonsuzluğun türküsünü...

Paranoyanın Haklılaştırılması

Paranoya, Yunanca'da aklını kaçırmayla (παράνοια) eşdeğer, şüphenin bilinçaltında sürekli canlı tutulduğu ve tazelendiği hastalığın adı. -wiki Ama bana göre paranoya, tecrübelerin ayakta tuttuğu sağlam bir psikolojik durumu ifade ediyor. Sağlamdır, çünkü yolunuza tecrübeler ışık tutar. Her insan tehlikedir, her karanlık belirsizdir, her çığlık ölümü çağırır. İşte benim gözümde...

Dostluk Üzerine Felsefi Bir Deneme

Unutmak kolaydır suçlamak kolaydır Aslolan beslenip bir gül fidanı gibi Yaşamın yapraklarıyla geçmişin toprağından Bir gün bile yitirmeden bulutlar içinde Güneşin yolunu Geleceğe güller sunmaktır Geleceğe güller sunmaktır. Şükrü Erbaş Bilmezler yaşamayanlar, Nasıl korku verir sessizlik insana; İnsan nasıl konuşur kendisiyle; Nasıl koşar aynalara, Bir cana, Bilmezler. Orhan Veli Türkiye’de Köy Enstitüleri’nin gerçekleştirmeye çalıştığı imece düşüncesi, teorisiyle ve pratiğiyle nasıl bir geleneğin...

Yalnız

Haykırışan kargalar Darmadağın uçuşuyor kente doğru. Neredeyse yağacak kar Yeri yurdu olana ne mutlu! Donmuş kalakaldın, Hanidir gözlerin arkada! Boşuna kaçışın, ey çılgın, Kıştan uzaklara! Dilsiz ve soğuktur binlerce çöle Açılan bir kapıdır dünya! İnsan senin yitirdiğini yitirse Bir yerlerde duramaz bir daha! Sen şimdi solgun, sarı Kış gurbetlerine lânetli, Hep soğuk gök katlarını Arayan bir duman gibi. Uç git, kuş, söyle ezgini Issız...

Bir Kurtuluş Hikayesi: Stalker

Koca bir evreni içinde taşıyan insan: İşte benim tek ilgi odağım. Zira hayat, her zaman hayal gücümüzden daha zengindir. Bu yüzden gerçek bir sanatçı, ancak kendisi açısından hayati bir zorunluluksa yaratma hakkına sahiptir. Ben de sinema sanatıyla seyirciye, hayatın gerçek akışını neredeyse hiç bozmadan aktarma yeteneğini taşımak istiyordum....

Doğum

Saat yedi. Yedinci günü yılın yedinci ayının. Geçirir geçirmez limon rengi yeşili giysileri sırtıma, bir de steril başlık ve maske, ve alır almaz masanın başında yerimi, vinççi kadınlar geçti başına maçunalarının, başladılar sakatat içinde aramaya ayak sürüyen bir ayağı, sonra bu güç işlerine biraz da keyif katıp, o değeri hesaplanmaz alemine afrikabamyasının, cevizin, çitlembiğin, donuzlanların, elma fidanlarının,...

“Kitap Nasıl Okunur” Sorusu Üzerine Birkaç Öneri

Öncelikle burada şahsi kitap okuma seyrim hakkında bilgi vereceğimi söylemeliyim. Zira benim okuma trafiğim bir kitap kurdunun değil daha çok akademik anlamda (belli bir alana ya da literatüre yönelik) okuma yapanların ilgisini çekecektir. Şunu da eklemeliyim ki benim okumaya dair önerdiğim metot “gerçek okuma” diye adlandırdığım yöntemdir....

‘Game of Thrones Bile Bu Kitabın Yanında Sıkıcı Kalıyor’: Romanovlar

Simon Sebag Montefiore, "Romanovlar"da bir bölümü dehadan, bir bölümü delilikten nasiplenmiş ama hepsi kutsal otokrasi fikrinden ve emperyal hırstan ilham almış 20 çar ile çariçenin tari­hini anlatıyor. Saray entrikaları, darbeler, işkence, suikast ve komplo, aile çe­kişmeler, seks düşkünlüğü, alkolizm, uyuşturucu, şarlatanlık ve düzenbazlık, serfliğe dayalı zenginlik ile...

Hiçleyemeyen Sanat Yolcularına

Hiçlenme, bir tür içlenmedir. Hiçleme, hiçlenmeyle yürür. Kendimize dönük hiçleme, kendimizi hiçlemedir, hiçlenme. Neden bu güzelim dünyayı hiçleyeceğiz ki? Kendimizi hiçlersek ne kalır geriye? Yaşamı hiçlersek ne kalır geriye? Yokluk. İşte o, varlığın kendini açmasındaki boyut. Nerededir bu edebiyat yapıtı? Bir şiir nerededir, bir öykü? Yokturlar. Bu tepeleme...