Onca beklediğin zamana inat, beklemediğin bir anda gelir o tüm beklentilerin. Görmezsin, onları fark ettiğinde gitmişlerdir. Umudun getirdiği aptal cesaretiyle, sen yine beklersin o beklenmedik zamanda gelecek olan beklentilerini ve “hayat bir paradokstur” gerçeğinin tam göstergesiydi tüm bu anlatılar…

Belli belirsiz bir gün ışığı gözlerimde… Bana bir türlü hatırlayamadığım gecenin anlatısını dinletiyordu. Duymak hiç bu kadar anlamsızlığa çıkmamıştı. Bir adam hep karşımda. Gölgesinde serinlerken, kendimi bulmalıydım artık. Nereden başlamalı ki insan? Daha önce hiç bu kadar karmaşık kaybolmamıştım. Saat hiçliğe atarken, alın yazısı denilen kaderin ortak yazgısıyla yok edilememişti bir türlü var olamayanlar. Nostaljisi dolmuş, geçmiş zaman hikâyelerinin kalıntılarını fosil haline getirmek pek de kolay olmamıştı ama her şey eskisinden farklıydı.

Sadece hiçliğin olduğu bir anda yaşamak… İşte tam bu yerde farkların ayrışması yaşanmaktaydı. Yaşamakla yaşamak arasındaki fark sıfırı vermediği müddetçe değişim kaçınılmaz bir sondu. Histerik birkaç çığlık belirtileri oluşsa da beyinlerde değişim gerekliydi, ama gerekli gereksiz her insan değişime açık olduğundan, kendini kapatmış, yaşamayı hak eden ruhları bulmak zorlaşıyordu. Onca insan görüyorsunuz. Her gün onca insanın gözleri gözlerinize değiyor. Kim bilir kaç tanesi sizin için yaratıldı? Ya da şu an beni okuyan kaç taneniz benim için varsınız? Kaç taneniz edebilirim? Bir insan, kaç insana bedeldir? Hayata uzak, değirmen taşına takılmış umutların işlendiği bir yerden yükseliyordu tüm bu kimine göre gereksiz, kimine göre hala şaşırtıcı düşünceler. Kaç taneniz aşkı ararken, aşka rezil oldu peki? Soruyorum, hayat sorulardan ibaret yani. Cevaplar önemli, ama unutma cevapların olması için önce sorman gerekir. Doğru sorular bazen o kadar yanlışın içinden doğru cevapları çıkartabilirdi.

Serkan Aydemir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.