Gece

Kendine dair son kozunu aşkın masasında kaybetmiş, yüreğini borca sokmuş bir adam yürüyor sokaklarda. Elleri boş ceplerini yokluyor, bir şey aramadan fakat bulabilme ümidini yitirmeden. Islık çalıyor yağmur eşliğinde, bir ayrılık türküsü fısıldıyor rüzgarın kulağına.

Biraz pişman, biraz yorgun, fazlaca yenik, bir banka uzanıyor. Yıldızları sayıyor, iki haneli sayılara gelmeden yorulup bırakıyor her seferinde. Gözlerini kapatıp vazgeçiyor sabahlardan, an’a ait kalmayı diliyor yalnız ve yalnızca.

Banka bakan apartmanda bir kadın ağlıyor. Beğenilmek için seviyor, sevdikçe itiliyor. Güzelliğinden şüpheli, kıyaslana kıyaslana değerini yitirmiş, tüketilmiş. Sıradanlaştırılmışlığından sıyrılmak için kan kırmızısı bir ağıt yayıyor dudaklarına. Sigarasının filtresine değdiriyor hüznünü, kül tablasına bırakıyor. Uyandığında kim olduğunu hatırlayamayacağı bir adama soyunuyor ve söndürüyor ruhunun tüm ışıklarını.

Sokak lambaları, sahibini yitirmiş, şahitlik yapıyorlar karanlığın gizli bıraktıklarına. Arabalara göz kırpıyor, fahişeliğe soyunuyorlar ait olabilme umuduyla. Hiç kimsenin ve herkesin olmaktan bıkkın, gece mesaisinden bitkin; sarhoşları kandırıyorlar ay ışığı kılığında.

Bir köpek, renklerini yitirmiş, koşuşturuyor amaçsızca. Gökkuşağından habersiz, sadakatini sunuyor siyaha ve beyaza. Bankta uyuyan adama bakıyor, amansız bir griye tutuluyor ve sessizce uzaklaşıyor adamın gölgesinden.

Gözlerinde masallar, çocuklar uyuyor yataklarında. Bu şehirde kim neyi yitirdiyse topluyorlar rüyalarına. Onlar, bir tek onlar uyanabiliyor gerçek sabahlara ve bir tek onlar biliyor gecenin oynadığı en masum oyunların kurallarını.

Ezgi Özen

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Güneşin Oğlu

Bu gezegende doğdukları günden bu yana bağlandıkları bir öğreti için cinayeti mantıkla ya da âhlâkla meşrulaştırmaya çalışan milyonların benim ruhumda bir sineğin vızıltısı kadar yeri vardır. Bir sineği bir insandan aşağıda görmüyorum ve bir insanı da bir sinekten yüksekte görmüyorum. Türlerin çatışması doğada karşılaşılan ilk çatışmadır, son...

Cennet ve Cehennem

Giriş Cennet ve Cehennem… Bu kavramların kulağa hoş gelen bir tınısı, hem de insanı korkutan bir tarafı var. Ayrıca bu iki kavram, bir köşeye kapanıp, olmayan ateşten kurtulmak için ibadet etmeye çağıran bir Tanrısal seslenişi de barındırıyor. Böyle hissetmenizi gayet iyi anlıyorum, hangi hissiyatla düşündüğünüzün de farkındayım. Ama bu...

Kusura Bakma

Mabedimdin belki Belkide bir inançtın, bir dindin... Cennetlerden kovulmuştun, günahkardın... Bir kaç sigara içiminde bitiriyorum geceleri, Gerisini hatırlamıyorum, ama sen yoksun, Ellerim yok, onlarda sende ama sen yoksun Kitlesel telaşlara kapılıyorum, Gülümsememle takas ediyorum, bir anlık seni! Mis kokulu bir karanlıkta bronzlaşıyorum Orada sevip, orada sevişiyorum! Sinir uçlarımla oynuyorum, gıdıklanıyorlar... Sana bakıyorum, ama sen yoksun! Vücuduma inorganik bir misafirdin Umduğunu...

Kutsal Merkezler

Bazı yerlerin insanlar üzerinde kuvvetli etkisi olduğunu sanırım hiç kimse inkar etmez. Görünüşe göre bu yerler arasında en iyi bilinen Mısır'dır, zira oradan dönen çoğu kişi belirli bir deneyim geçirdiğini söyler. Sürekli hareket halinde olan Sahra Çölünün kumlarının ürettiği elektriğin insandaki normal titreşimleri değiştirip şuur genişlemesine neden olduğu...

Kova Burcu Kadınları: Amazonlar

Antik dönemde Sinop, Samsun, Terme ve Giresun civarında yaşamış olan Amazon kadınlarının gerçek yaşam tarzlarını hikâyeleştiren Aşk-ı Amazon romanı; anaerkil bir topluluk olarak büyük güç oluşturan ve hayatlarını erkek olmadan, kendilerine has kurallarıyla yaşayan kadınları anlatmaktadır. Amazonlar, Anadolu’nun Karadeniz bölgesinde uzun süre yaşamış, varlıklarıyla efsaneleşerek isimleri günümüze...

Siyah Süt

Bilmem yalnızlık efendi ile aranız nasıl? Benim oldum olası iyidir. Severim kendisini, zannımca o da benden memnundur. Yalnızlık efendi uzunca boylu, titiz, temiz, ve bakımlıdır. Çok yakışıklı sayılmaz belki, fakat hayli alımlıdır. Kıyafetlerini nerede diktirir bilmem, ama giyimi kuşamı farklıdır. Hayatımda tanıdığım en donanımlı, en kültürlü, ayakları...

Hegel ve Heidegger

Filozoflar her şeyden önce şahsına münhasır kişilerdir. Filozofları filozof yapan her şeyden önce onların bu özelliğidir. Bu nedenle filozoflar irfanı, vicdanı ve aklı hür kişilerdir. Ve aklı, vicdanı ve irfanı hür kişiler yetiştirirler. Kısacası filozoflar mürit değillerdir ve mürit yetiştirmezler. Onlara felsefe ve düşünce tarihinde özel bir...

66. Sone

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, Değil mi ki ayaklar altında insan onuru, O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış, Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru, Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş, Değil mi...

Güneş Tozanları

Olayın özdeşi, görüntüsü gezer önünde Gözlerimizin, görüş alanında, deliklerinden Güneş ışınlarının sızdığı, ışık aydınlığına Yakın parlaklıkta, bir karanlık oda göreceksin Uçuştuğunu, incecik sayısız tozcuğun, ışıkta Karışır boşlukta birbirine bu tozcuklar, Kesişir eğikçe, değişik, uzun bir savaşta Dövüşe giden, uğraşan, soluyan olaylar gibi. Burada birleşmek için yettiğince, ayrılmak İçin de etkileyen bir kıpırdama var: Anlarsın bundan, bu yansıyan...