Enkidu’nun Hüznü

gilgamis-enikudu_3

Gözyaşları dökülüyor gökyüzünden gün ağarınca, içelim her birini duyumsayarak.

Gılgamış Destanı insanlığa miras kalan ilk edebi eserdir; ana teması aşk ve dostluk üzerine kurulu varlık sorgulamasıdır. Dostu ve eşi Enkidu, Gılgamış’ın Hiçlik unutmuşluğundan kaynaklanan ün sahibi olma, savaş, ölümsüzlük, miras bırakma istemi gibi tipik medeni insan edimlerinden tiksindiğinde içsel ölüm yaşar ve ardından fiziksel ölümü gerçekleşir. Gılgamış ancak o zaman varoluşun geçiciliğini ve kendisinin de ölümlü olduğunu anlar.

Anlamak, değişmeyi gerektirir:

Modern insanın felsefi-psikolojik krizini işleyen Sartre’ın Bulantı romanının protagonisti Roquentin gibi, Gılgamış’ın çaresizlikle sonuçlanacak olan absürd arayışı başlar. Geç kalmış olmanın hüzünlü arayışıdır bu.

Gılgamış, tek başına ve kendine yetinemeyen, Kendi olamayan, eş arayan ve korkak karakterdir; kahramanlık maskesiyle zaaflarını örtmeye çalışır. İlk (büyük) kahramandır Gılgamış.

Enkidu, insandan uzak doğal ortamın içinde olabilen, eş arama/bulma kaygısı olmaksızın yaşayabilen ve cesur karakterdir; insanların barındığı kentsel yaşamda içine dönüktür, yenilgi-zafer gibi özelliklerin beğenicisi ve savunucusu değildir. Bir rastlantı ya da yazgı sonucu insan olmuştur, insan olmak onun görevi ya da onurlanması gereken bir durum değildir; bu nedenle de kahramanlık ve zayıflıktan kaynaklanan diğer özellikler taşımaz.

Gılgamış, hilekâr ve sahtedir. Enkidu, saf ve nezih bir karakterdir ve Gılgamış’ın oyunlarına kanar; insan öncesi yaşamında, tam olarak yarı insan ve yarı hayvan iken mutludur, insan olmakla birlikte yaşama hüzün duyar ve sevgisinin karşılığını alamamanın bilincinde olarak susmayı ya da buruk bir diyaloğu seçer. İçsel krizinin dışa yansımasıdır bu. Bu nedenle de Gılgamış’ın ünlenmek ve ölümsüzlük adına ürettiği tüm düşüncelerine itiraz etse de, tüm edimleri onunla birlikte uygular; ormanlara kıyan ve orman koruyucusunu öldüren ilktir –bu çift.

Sedir Ormanlarından Kara Ormana çizdiğim bu küçük resmi şöyle tamamlayabilirim: Gılgamış, Heidegger’in das Man’ıdır; Enkidu, bir hüzünlü Kendidir.

Gözyaşları dökülüyor gökyüzünden gün ağarınca, içelim her birini duyumsayarak.

H. İbrahim Türkdoğan

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikFelsefenin Neliği Üzerine
Sonraki İçerikSoyut Somut

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

İnsanlık Kürsüsü Vicdan Bölümünde Tez Yazmak Kolay İş Değildir!

Düşünmek, geliştirmek, şekle sokmak, yeniden adlandırmak, canlandırmak, türlü sıfatlarla nitelemek, yüceltmek, ruh vermek, kendinden bir şeyler katmak, takdir etmek, onurlandırmak… Yani O’nu yepyeni bir...

Mutlu Yaşama Dair

Dördüncü yüzyılda Atina’da iki büyük felsefe okulu daha kuruldu: Adını Epikür’den alan Epikürcü okul ile kurucusu Zeno’nun öne çıktığı, adı Stoa’dan (sundurma) mülhem Stoacı...

Mezara Niçin Çiçek Konulur?

Cenaze merasimlerine çiçeklerden yapılmış bir çelenk göndermek, mezarı çiçeklerle donatmak, sonradan yapılan mezar ziyaretlerinde mezara çiçek bırakmak, hemen hemen her kültürde gelenek haline gelmiştir....

Bilmenin, Vakıf Olmanın, Nazari ve Ameli Olması Arasındaki Fark Nedir?

Eflâtun’un ölümünden (İÖ 348) sonra Akademia’nın önderliğini, matematiğe ilgisi bazı öğrencileri rahatsız eden eski bir öğrencisi üstlenir. Yeni önderin “felsefeyi matematiğe çevirmesine” karşı çıkarak...

Kötülüğü Yazmak

Yazmak çok asık suratlı bir iştir. Bunu ispatlayamam. Çünkü yazarken aynaya bakabilen kişi sayısı çok azdır ya da hiç yoktur. Kendi mimiklerimize dikkat ettik...

Beyti Dost Celse: 11

Söyleneceklerden hoşnut olunuz. İnandıklarınızı yüceltiniz. Netice için sabrediniz. İnananlar bir gün mükafatlarına çok yakın olacaklar. Onu temizlikte alsınlar. Çünkü bu ebediyet günüdür. İnanmakta inandıklarınızı...

Karanlıktaki Saklı Işık

Kimse yok.... Hiçbir şey yok.... Yokluk bile terk etti beni... Kadehimdeki şarap her gün damarlarımda dolaşan kanla rengini değişerek yeniden damarlarıma hapsoluyor. Elimdeki sigaramı ateşe...

Ariadne’nin Yakınması

Kim ısıtır, kim sever beni daha? Sıcak eller uzatın bana! Yürek mangalları uzatın bana! Vurulup düşürülmüş çırpına çırpına, Can çekişenler gibi, ayakları ovuşturulan, Sarsılmışım, ah! Bilinmeyen ateşlerle yana yana, Sen...

Her Acı Daha Sert Notaydı

Kalp bakireliğinin yanında seri bir cinsellikle bir kez daha kırılmıştı kalbi. Her ilişkisini piyanonun tuşlarına benzetiyordu. Her ilişkisini aşk sandığında daha sert notayla karşılaşıyordu. Kulağını...