Konuşmak, insanın doğuştan gelen bir yetisidir. Bunu durdurmak, zihinsel problemlere yol açar. Ayrıca konuşmamayı öğrenmektense, dinlemeyi öğrenmek daha akıllıca ve kolaydır. Çünkü konuşmak, içgüdüsel bir tepkime iken, dinlemek ise akıl ile yönetilebilen bir harekettir. Bu konu üstüne düşünmüş insanlar, konuşmak varoluşsal bir hediyedir ama susmayı kendin öğrenirsin, demişlerdir. Hele ki konuşan kişi, konuştuğu kavramların anlamını biliyorsa, bilmediğini konuşmuyorsa, konuşmalarında anlam ve düşünce zinciri bozukluğu yoksa kendini ifade konusunda halk için iyi bir örnek demektir. Bu kişiler, ölümünden yüz yıl sonra İnsan-ı Kamil, Bilge, Mistik, Filozof olarak anılan insanlardır. –Nitelik bakımından böyle olmasa dahi, bu özelliğin unutulmaması, halkın içinde devinmesi ve bu kişileri onurlandırmak için böyle yakıştırmalarda bulunur, hatta totem haline bile getirir. Böyle bir kişiyi susturmak, budalalık ve ahmaklığın daniskasıdır. Böyle bir kişi konuştuğu yerde dinlenilmeli, görüldüğü yerde yanına gidilmeli, misafir etmek, akrabalar, arkadaşlar ve dostla tanıştırılmaktan esirgenmemelidir.

İnsan-ı Kamil, Bilge, Mistik veya Filozof, düşünmeyi bastırarak, susarak veya ücra bir yerde yaşayarak ortaya çıkmaz. Tam aksine, deneyim ve gözlemin yanı sıra, okumak, karşılaştırmak, incelemek, anlatmak ve işe yarayıp yaramadığını test etmek böyle olmanın ilk aşamasıdır. İkinci aşamasında ise deneyim ve bilgilerinin tümünü, şimdiki zamanda yaşamak ve var olanlardan sezinlediğini işe yarar ve anlaşılır bir şekilde ifade etmek için kullanmak vardır. Böyle insanlar, kendiyle buluşmuş kişilerdir. İnsanın kendiyle buluşması, kendinin dışında olanlarla ilişki kurmasını, anlamasını ve tümünün sırrına erişmesini sağlar. Bu durumda kendi ile kendinin dışında olanları ayırt edip, kendine ait olmayan fikirleri konuşmayı bırakıp, ölçüyü bulur ve aklı çalışır. Kendi sırrına erişmiş birisi kendine ait olmayan fikirleri savunmanın, başkasının yarattığı şahsiyetinden faydalanmak olduğunu bilir. Ölçüyü bulması, dengeli ve sabit olmayı gerçekleştirmesini sağlar. Aklının çalışması, susması ve konuşması gereken yeri ayırt edebilmesini sağlar.

Zihinsel dönüşümle ortaya çıkabilecek böyle bir durum, kişinin susturulması veya düşünmesinin engellenmesi yöntemiyle gerçekleştirilemez. Başka bir deyişle kişi, engelleme yöntemiyle kendini ve kendinin dışında olanları anlama ve onların sırlarına erme yoluna sokulmuş olamaz. Bir kişinin hem kendi sırrına hem de kendinin dışında olanların sırrına erişmesi, zihinsel ve manevi otorite olmadığı zaman kendiliğinden gerçekleşir. Kendiliğinden gerçekleşen, amaçsız, plansız, yöntemsiz bir şekilde ortaya çıkandır.

İnsanın, kendi ve kendinin dışında olanlar hakkında bilgi edinmesini engelleyen her öneri veya öğüt, şüphesiz 100% yanlıştır. Bu, insanın deneyimleyip, bilgi edinmesini ve kendini anlamasının engellenmesidir. İnsanı tutsak eden zihinsel her cümle, öğreti ve hoca yanlıştır; kişinin ilerlemesini engellediği için, kişinin işine yaramaz. İnsan için doğru olan bir cümle, öğreti veya hoca, kişiyi serbest bırakan, kendisi olma hakkına müsaade eden ve özgürleştirendir. İnsanı susturmak veya düşüncelerine baskı yapmak, her insana kötü hissettirir. Çünkü bu, kendiliğinden değil, başkasına ait düşüncelerin yaptığı zorlama ve baskı’dır; Doğru da değildir.

Okuduğunuz için teşekkür ederim…

Murat Dal

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.