Felsefeyi Ön Planda Tutan Oyunlar

Oynuyorum, Öyleyse Varım

Gerçeklikten uzaklaşmanın en iyi yollarından birisi de video oyunları. Ama her oyun size aynı deneyimi sunmuyor tabi. Çoğu kimse bir oyunu oynarken asıl amacı eğlenceli vakit geçirmek ya da sadece vakit geçirmektir. Ama bazı oyuncular durup, “ben bu oyunda ne yapıyorum”, “video oyunları oynamaktaki amacım ne”, “bu oyunun bana kazanımları ne olacak?” gibi sorular sorabilir.

İşte bu yazıda tam da bu oyuncular için altında felsefi temeller yatan daha dolu bulduğum ve herkesin mutlaka bir kez deneyip kendi için uygunluğunu test etmesi gereken oyunları listelemek istiyorum, hazırsanız başlayalım.

NOT: Listedeki oyunları henüz oynamadıysanız spoiler içerebilir.

5. The Stanley Parable – Özgür İrade vs. Determinizm

Oyunda karşınızda iki kapı duruyor, Stanley karakteri olarak oynuyorsunuz ve oyunda beliren altyazı “Stanley’in soldaki kapıdan girdiğini” söylüyor. Ama oyunda hangi kapıdan gireceğiniz tamamen size kalmış. Peki, siz ne yapacaksınız? Anlatıcının verdiği komutlara uyacak mısınız, yoksa kendi kararınızı kendiniz mi vereceksiniz? Peki, sonuçta ne değişecek? İşte tüm bu soruların cevabı oyunda sizi bekliyor, hayatınızda oynayacağınız en ilginç oyunlardan birisi olabilir.

4. Bioshock – Bireycilik/Nesnelcilik

Saatlerce oynadığınız bir oyunun sonunda aslında başkalarının isteklerini yerine getirmek için oluşturulan bir otomasyon olduğunu anladığınız ve oyunun sonlarına geldikten sonra oyun hakkındaki tüm düşüncelerinizi değiştiren bir oyun. Oyundaki baş düşmanınız Andrew Ryan “Bir adam seçer, bir köle boyun eğer” diyor. Oyunun böyle derin bir felsefi temel üzerine kurulu olması ve Ryan tarafından sürekli duyduğumuz filozofik cümleler oyunu daha oynanır hale getiriyor.

3. Soma – Bilinç ve Ölümsüzlük

Oyunlarda klasik haline gelmiş “kıyamet sonrası hayatta kalanların” işlendiği, konuyu farklı bir şekilde ısıtarak tekrar önümüze koyan Soma oyununda bu sefer insanlar suların altında yaşayacakları bir dünya kurmak zorundalar. Tabi tahmin edebileceğiniz gibi dünya nüfusunun neredeyse tamamına yakını bu felaketten sağ kurtulamamıştır. Siz de okyanusun ortasında bir laboratuvarda gözlerinizi açıyorsunuz ve sizin gibi birkaç hayatta kalan insan ve koridorlarda cirit atan insan bilinci aşılanmış robotlar görüyorsunuz.

Bir süre sonra ortamı daha fazla gözlemlediğinizde robotların da kendi tarzlarında trajik, çürüyen hataları ve bozuklukları bulunduğuna şahit oluyorsunuz. Onlarla etkileşime geçtikçe onlara insan gibi mi robot gibi mi davranacağınız konusunda ikilemler yaşıyorsunuz. Acaba bir vücudun ve ölüm korkun olmadan sadece bilince sahip olarak bir insan olunabilir mi?

2. Dark Souls – Varoluşçuluk ve Absürt

“Dark Souls” oyunu hikâye tarzında ilerleyen ve sonsuz sayıda ölüm ve doğum döngüsünden oluşan bir oynanışa sahip bir oyun. Absürt bir şekilde bize uygun gelmeyen ve anlamsızlıklarla dolu bir dünyada varoluşçu bir felsefe oyunun temeline oturuyor.
Oyun ölmemek üzerine kurulu olsa da bazı yerlere girebilmek ve levelinizi yükseltebilmek için defalarca ölmeniz gerekiyor. Peki, ne kadar yaşamanız ve ne kadar ölmeniz gerektiğine nasıl karar vereceksiniz? Üstelik oyunda dinlendiğiniz sürelerde düşmanlarınız ve boss karakterler yeniden oluşarak aynı yerlerinde sizleri bekliyor. Oyun sürekli ölüm ve doğum döngüsünden oluşuyor derken tam da bunu kastetmiştim.

1. Silent Hill 3 – Bilgi Felsefesi

“Silent Hill” serisindeki oyunlar genellikle psikolojik korku-gerilim türünde oyunlardan oluşuyor. Oyunda epistemolojinin temelini oluşturan insanın nasıl bildiği ve bildiğini nasıl anladığı kavramları sorgulanıyor. Gerçekliğin sürekli manipüle edilmesi, bildiklerinizin doğruluğunu sürekli sorgulamanıza sebep oluyor.

Oyunda bir şeyler yaşayıp öldükten sonra bunun kâbus olduğunu anlayıp başka bir yerde uyanmanız, oraya nasıl geldiğinizi hatırlamamanız, bulunduğunuz yerlerin bomboş olması ve farklı yaratıklar görmeniz, sürekli size kâbusun içinde misiniz, kâbustan uyandınız mı, ölü müsünüz yoksa hayatta mısınız gibi soruları sürekli sormanızı sağlıyor.

Psikolojik temeller üzerine kurulu ve içinde farklı felsefi sorular barındıran oyunlar tabi ki bu liste ile sınırlı değil. Hemen hemen her oyun bize farklı şekillerde dokunuyor ama felsefi açıdan benim en çok aklımda kalanlar bunlardı. Sizin oynadığınız ve felsefesinden etkilendiğiniz oyunlar varsa, yorum kısmından paylaşabilirsiniz.

Uğur Yurt
www.indiroyunu.com Baş Editörü

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Hegel’in İdealizmi Üzerine

İnsanların zamanın tüm çağlarında, kendileri için üstün bir disiplin yaratma çabası olmuştur. Bu ortaçağda kilise tarafından törpülenmeye çalışılmış olsa da feodal egemen sınıf tarafından saklanmış,...

“Estetik ve Etik İlişkisi”

Estetik ve Etik İlişkisi,  Prof. Metin Yasa Hocam'ın bir kitabı. İşe gidip gelirken bitirdiğim küçük ebatlarda (120 sayfalık) bir metin. Elis Yayınlarından çıkmış. Sağolsun hocam bütün kitaplarını...

Avcının Akşam Şarkısı

Yürüyorum kırda sessiz, yabanıl Elimde tüfek sürüne sürüne; Gözlerimde senin ışıklı yüzün, Tatlı hayalin gülümsemede. Gezmedesin sen şimdi, sevimli Kırlar içinde vadilerde; Ah, benim uçup giden hayalim Bilmem görünür mü sana...

“Aşka Övgü” Aşkı Yeniden İcat Etmek

‘Aşk nedir?’ sorusu, felsefecilerin, daha da ötesi felsefe tarihinin en belalı sorularından biridir. Bu bağlamda bu meşhur sorunun cevabını, ne felsefeciler, ne mistikler, ne...

Bütün Yolculuk Boyunca Hasret Ayrılmadı Benden

Bütün yolculuk boyunca hasret ayrılmadı benden gölgem gibi demiyorum çünkü hasret yanımdaydı zifiri karanlıkta da Ellerim ayaklarım gibi de değil uykudayken yitirirsin elini ayağını ben hasreti uykuda da yitirmiyordum Bütün...

Anadil ve Biricik

Anadil sözcüğünün karşılığı kalıp terimi olsa gerek. Türkçe’deki anlamıyla anadil dizginli olmanın en uç noktası değildir diye düşünüyorum. Buna rağmen anadilciler olarak her Tek...

Tanrıçamın Gözleri (Tanrıça Astartiye Dönüş)

Binlerce yıl önce insanlığın kendi varlığı ile tanıştığı ilk günlerdi, karanlığın kol gezdiği dünyamda canlılık belirtisi yoktu, geceler koyu siyah ve gündüzler koyu beyazdı....

Zaman ve An

Bilimde kullanılan en temel kavramlardan biri zaman diğeri mekân, yani uzamdır. Bu iki kavram olmasa ne madde ne de etkileşim tanımlanabilir. Fakat her ikisi...

Nekrofili’nin Haklılaştırılması

Bu yazıda tanımlardan ziyade nekrofilinin arka planında yer alan psiko-seksüel ipuçlarına değineceğim. Nekrofiliyi, ölü-sevicilik olarak olarak tanımlayabiliriz, bunu hemen hemen herkes bilir. Nekrofili olan kişi,...