Ve gövdelerimiz sonsuz ürkütücü olan gövdelerimiz.
Bizden tiksinen bir bedenin parçası.
Hayat kırıklıklarıyla dolu ellerimiz.
Gövdelerimiz bizi artık taşımayacaktır.
Hayat kırıklıkları ile dolu ellerimizi taşımayacaktır.
Sonsuzluğu çoktan tükenmiş bir mısranın en başında yer aldı.
Bize kalacak olan korkaklığımız ve gözyaşlarımız.
Gövdelerimiz saydam ve narin olanların en dayanılmaz yükü.
Bir çocuğun ağırlaşmış bedeninin izlerini bağrında hisseden gövdelerimiz,
Taşları ve sertliği üstünde hissedecek olan gövdelerimiz,
Bir tırtılın son çırpınışı son nefes verişi gibi.
Kelebeğe dönüşmenin kutsallığını renklerine bulaştıran gövdelerimiz.
Acılarımızın içinde kıvranan ve artık dayanamayan günahlarımızın ve ruhlarımızın bedeli.
Bütün küfürlerin bütün kendimizden kopuşun ve acımasızlığımızın kan rengine dönüşmüş olan simgesidir gövdelerimiz.
Tarih boyunca ayrıldığımız insanlık ve vicdan gövdelerimizin günahlarını saklayacak tarihin en kara sayfalarına.
Bizi kötü tanımlayacak bütün hikâyeleri ve çocukları yok edecek olan bizler
Gövdelerimizin birer sancısı olacağız.
Gövdelerimiz çocuklarını ve kelebeklerini öldürdükçe bizlerde acı çekeceğiz.
Ve sonra bizden kopacaklar
Bir kelebek gibi bütün tırtılların lanetini kanatlarında hissedeceklerdir.

Onlar bizden kopacak yine.
Eksik, uçucu bir kelebek olsa bile içinden çıkan ve öldürdüğü tırtılın bedelini taşıyacaktır.
Hayat akacak damarlarımızdan
Ve düşünecek beyinlerimiz
Ve sevecek kalplerimiz
Ve gülecek yüzlerimiz
Ama ellerimiz ve gövdelerimizden fışkıran hayat
Acı ve hüzün olacak.
Acının aktığı yere akacağız ve biz böyle var olmaya çalışacağız.
Acıyı acıyla yaşamaya.
Çünkü asla acı bize gövdelerimizi veremeyecektir.
Ve gövdelerimiz…
Kendilerini yok edeceklerdir.
Yeni bir acı daha doğurmamak için
Yeni bir gözyaşı daha dökmemek için ellerimize.

Sonya Bayık

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.