Behçet Necatigil’in Çevirisiyle Benoni Kitapçılardaki Yerini Aldı

Behçet Necatigil’in Çevirisiyle Benoni Kitapçılardaki Yerini Aldı

Timaş Yayınları olarak Türkiye’de koleksiyonunda en çok Knut Hamsun eserine sahip yayınevi olarak Benoni’yi size sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Hamsun’un diğer bütün eserleri gibi Benoni de bir Behçet Necatigil çevirisi. Ayrıca Hamsun’un Nordik Edebiyatın en önemli temsilcileri arasında yer aldığını ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi olduğunu da belirtmemiz gerekiyor.

BENONİ

“Hamsun erkekliğin temsilcisidir. Zorla elde edilmiş bir zarafet, sert, buruk gem vurulmuş bir ihtiras. Saf ve öğrenilmesi imkânsız bir hamiyet ve mahcubiyet… Her gerçek erkeklik sanatında vardır bunlar.”

Kitabı satın almak için tıklayın

Stefan ZWEIG:
Benoni, Knut Hamsun’un çalışmaları arasında özel bir yere sahip, bir diptiğin ilk kısmı. Buram buram Norveç, Nordland’ın kendine has doğası, ormanları, faunası ve florası, denizi, parlak yaz geceleri, ağır kış günleri var bu romanda… Ve tıpkı bu doğanın bir yansıması olarak insanları: Önyargılar, çekingen yaklaşımlar, alçak sesli cümleler, kısıtlanmış hareketler, arzular ve hayaller. Knut Hamsun, ilk kez, tüm çalışmalarının en büyük endişelerinden birini, İskandinav toplumunun da en önemli sorunlarından birini bu kitapta merkeze alıyor: Etik ve tipik değerleri ile geleneksel kırsal kültür ve kent dünyası, kapitalizm, para arasındaki çatışma. İkinci sırada, melankolik bir aşk hikâyesi var. Şiddet ya da utangaçlık, gerçekçilik ya da duygusallık, hiçbir şey bu dillendirilmeyen engelleri aşmaya, âşıkların kavuşmasına yetmiyor.

Bu Kitap Neden Önemli?

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Knut Hamsun’un yazarlık kariyerinde belirleyici olan romanlarından biri olan BENONİ; değindiği temalarla yazarın bütün karakteristik özelliklerini bir araya getiren etkileyici bir eser. Ümitsiz bir aşk hikâyesini, Norveç kırsalıyla, pastoral ayrıntılarla ve tabiat övgüsüyle harmanlıyor Hamsun. Bu etkileyici roman, Türkçe edebiyatın köşe taşlarından Behçet Necatigil‘in çevirisiyle taçlanıyor.

Knut Hamsun, Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.

Knut Hamsun Kimdir?

1890’dan başlayarak dünyanın sayılı romancıları arasına girecek ve Knut Hamsun adını alacak olan Knud Pedersen, Norveç’in kuzeyinde Lom kasabasında doğdu (04 Ağustos 1859). On sekizinde, bir şiir ve hatta bir de küçük bir aşk romanı yazdı, Esrarengiz Adam başlıklı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı da. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. İbsen’i okumuştu, onun etki ve büyüsü altında bulunuyordu. Bir Karşılaşma adındaki bu kitabı da, Bodö’de bir kitapçı yayımladı. İmzasını Knut Pedersen Hamsund diye atmıştı.

Tasarılar, planlarla doluydu kafası ve yirmisinde bile değildi henüz. Norveç’ten Amerika’ya uzanan maceralı hayat hikâyesinde birçok zorlukla karşılaştı Hamsun, ama yaşadıklarından ilham almayı, bunları birer edebiyat şaheserine dönüştürmeyi ustalıkla başardı aynı zamanda. Otuzu aşkın eseri arasında Açlık, Pan, Victoria, Sonbahar Yıldızları Altında, Hüzünlü Havalar, Son Mutluluk, Rosa, Benoni, Dünya Nimeti en önce hatırlanan romanlarıdır. 1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır.

Knut Hamsun Hakkında Kim Ne Demiş?

“Hamsun, bu büyük romancı 1859’da Norveç’te doğdu. Gezdi, yaşadı, sevdi, yazdı.
“Mektep mi? Hayır hayır. Mektep kitap… Vahşinin biriyim ben.”
“Herkes bir şey olmak istiyor. Ben mi?… Hayır, hayır. Ama korkacak bir şey yok. Hayat yaşıyor.”
Hamsun’u çevirmek benim için şiir yazmak gibi bir şey.”

NECATİGİL

“Çağımızın yazarları arasında, orijinal yaratıcılık yönünden Hamsun’u kenara itebilecek tek bir kişi bile göremiyorum. Üslübu dış görünüşüyle ihtişam ve süsten uzaktır. Güzellik Onun sadeliğinde gizlidir… Anlatırken felsefe yapar. Ama Onun önceden ne diyeceğini kestirmeye çalışmak boşunadır… Ahlaki bir dogma, sosyal bir hipotez ortaya atmaz. Onun düşünceleri bir ideal kadar hürdür.”

Maxim GORKİ

“O, ansızın bir uçuruma yuvarlanabilir, bir kavgada ölebilir yahut insanlardan uzak, tenha bir Fijord’da boğulabilir veya bir çilingir sofrasında yığılıp kalabilir. Ama öyle ormanlar içinde sessiz, sakin ren geyiklerini seyrederken çıkıp gitmesi dünyadan… Hayır, hayır gönlüm bu sonu Hamsun’a yakıştıramaz.”

Hermann HESSE

“Büyüklüğü mü nerede… Bir yerde veya çok yerde, ölçü veya sınırsızlığında. Karmakarışık, iç içe ve aynı zamanda kişinin kaderiyle yan yana… Onun bakışı yazan eli artık burada merhametsizdir.”

Gerhart HAUPTMANN

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Dracula

III.Vlad (Draculea) şatosunda yalnız yaşayan, terkedilmiş bir vampirdir. Bir kadının hayaliyle yüzyıllar boyunca mücadele eden yalnız bir erkektir. Bu kadını o kadar çok sevmiştir ki onun için hayatından vazgeçerek gölgelere karışmayı göze almıştır. Kaybettiği aşkının acısıyla debelenen III. Vlad sevdiği kadını (Winona Ryder, Elisabeta) en sonunda Londra' da...

Bir İşkence Aleti: Aşk

Aşk, evrende karşılaşan iki ruhun (gönüllü olarak) karanlığa saplanmasıdır. Öyle ki her ikisi de bu karanlıktan çıkmak istemez ki bu karanlık, sadece içine almakla kalmaz; bünyesindeki acı, yalnızlık, ayrılık, karamsarlık, ölüm, tanrı ve daha birçok şeyi onlara bir nimetmiş gibi sunar. Bu yanılsama hali aşkın en büyük cazibesidir....

Moderniteyi Reddediyorum!

Modernite, zayıfların ve Hıristiyanların kurtuluşu olarak tüm aydınlığını üzerimize çökertti. Tüm safdilliğiyle, iyi niyetiyle bizim içimize yumuşaklığı yerleştirdi. Şimdi ben size bir mermer kadar sert olmayı öğütlüyorum. Tüm yükünü sırtlanıp kendi yoluna devam eden adamı yaratmayı arzuluyorum. Modernite, tüm yıkıcı ve yaratıcı içgüdülerin reddedilmesini emretti insana. Şimdi sıra...

Organ Mafyası

Eğer ki mutsuzsa bir kadın, gözleri ayaklarındadır. Hem gidemeyen hem de kalamayan ayaklarında... Üst üste koyarlar ayaklarını görmemek için. Bazı zamanda bağdaş kurup otururlar üzerlerine . Ayakları ele verir aslında bir kadını; eğer ki onları anlayan bir erkek varsa karşılarında. Gece oldu mu koyacak yer bulamazlar çoraplarının...

Quoof

Ne sık taşımışımdır sıcak su şişesi demeye gelen bu aile sözümüzü yabancı yataklara, babamım çocukluğunda karnı ağrıdığında kızgın bir yarım tuğlayı eski bir çorap içinde atıp tuttuğu gibi. Pek çok güzel başa tutturdum onu ya da bir kılıç gibi aramıza yatırdım. New York'ta bir otel odası ve neredeyse hiç İngilizce bilmeyen bir kız, elim onun göğsünde için için...

Kim İnanır…

kim inanır annesi ve sevgilisi tarafından istismar edildiğine ve şiddet görerek ayrıldığına henüz otuz sekiz günlükken dünyadan onun da bir çoçukluğu olacaktı kahkahaları ya da sokakta ve ya okulda tanışıp oyun oynadığı arkadaşları ünversitede sevdaları belki bir eşi.. yaşasaydı elbette olurdu... İlkay Beyaz

Düzen Metafiziği Açısından Khaos ve Kargaşa

"Khaos", matematiksel, fiziksel, kimyasal; teknolojik uygulamalarla ilgili alanın bir kavramı olarak son elli yıldır heyecanlı tartışmaların konusunu oluşturuyor. Tarihi daha eskilere gitmesine rağmen, kavramın "fraktal"larla, sistemlerle, giderek organizasyonlarla ilgili olarak yirminci yüzyılın son çeyreğinde sürekli gündeme gelmesini nasıl yorumlamalı? "Khaos" sözcüğü, matematiksel, doğa bilimleri alanlarının araştırmalarından ortaya çıkmış...

Şiddet Üzerine Düşünceler

Fransız mühendis ve sendikalist Georges Sorel (1847-1922), Şiddet Üzerine Düşünceler (1908) adlı eserindeki tezlerini ilk önce 1890-1895 arasında yayımladığı bir dizi makalede açıklamıştı. Bu makaleler, burjuvazinin ahlaki parçalanması konusundaki kendi yargısını filozof Henri Bergson’un “sezgi” doktriniyle ve Marx’ın sınıf mücadelesi konseptiyle birleştirilmesinden oluşuyordu. Marx’ın ekonomik determinizmini reddetse...

Biz Hiç Doğmamalıydık!

Kardeşim Halil; Aşk bazen gerçekten acıtıyor. Bunu seninle defalarca konuştuk biliyorum, hatta bir keresinde karşılıklı oturup anason kokusunun bizi terketmeyen kardeşliğinde dakikalarca ağlaşmıştık. Evet, acıtıyordu aşk, canımızı yakıyordu ya da biz onu böyle kabullenmiştik? Düşünüyorum da… Biz böyle adamlardık değil mi? Güvenip medet uman, yar için fedakârlıkta bulanan… Offf! Offf! Ne...