Kötülüğün Güzeli: Lautréamont

Dinle, yeni yetme! Adını bu sayfalarda anmayacağım –senin, sen ey güzel çocuk! Fakat bilesin ki, etlerini parçalamadan önce sana şehvetimden söz edeceğim, zira senin etlerini bir kadının etlerinden ayırt etmeksizin açlıktan ölecek olan boz tüylü olgun kurdun keskin tırnaklarıyla parçalayacağım.

Usumun hasta olduğunu sanma, sana usun en dirisini, en keskinini tattıracağım. Ağzım ağzının üzerinde olacaktır, öyle ki nefesimde bir gül gibi açılıp yayılacaksın, ruhsal renklerini içime alıp usumun derinliklerindeki karanlık mağaralarda konaklayan dürtülerimle kıvrımlandırıp ağzından tekrar yüreğine üfleyeceğim. Ancak böylelikle pençelerimi doldurabilecek kadar olgunlaşmış olacaksın.

Et istiyorum ve sadece insan eti!

Gözyaşlarındaki buruk tadı yaladıktan sonra kırmızı ve taze kanının uzun ve ince boynundan gögüs uçlarına doğru akmasına özen göstererek gırtlağına dişlerimi geçireceğim. Yüce çığlıkların daha sesini duyurmadan seni yere çalacağım ve karnını pençelerimle deşerken gözlerinin içindeki acı okyanusa dalacağım.

Orada göreceğim beyaz tenli, siyah ve kıvırcık uzun saçlı kadının etli yanaklarına tırnaklarımı geçirdikten sonra akacak olan kanlarını bacaklarının arasına kadar dilimle yayacağım, vajinanın kadının yalnızca bir beden dili olmadığını, kadının ruhsal kapısının bu görkemli et patçası olduğunu tadacaksın benimle birlikte. Ve o görkemli ve ilahi dolgun beyaz kalçalarını keskin ağızlı bıçağı andıran dişlerimle parçalarken sana ihanetin, zulmün ve insana özgü her öğeyi teker teker duyumsatmış olacağım. Seven kadın ihanet eder, seven erkek de öyle. İhanet bir Tanrı ilkesidir. İnsan bu ilkenin uygulayıcısıdır. Ve insan, Tanrı öfkesini içinde duyumsadıktan sonra aynı şiddette kendi yaşamına uygulayandır. Mezarın üzerinde ya da altında olmanın birbirinden farksız olduğunu idrak ettiğin an, insanlığın ezelden beri mezarda olduğunu anlayacaksın.

İnsanlığın yaratıları arasında en görkemli olanı nedir bilir misin? Kasap! Bu, yüce Tanrının evlatlarına armağan ettiği en kutsal bir görevdir. Havva, Âdem’in kasabıdır, Âdem, kendi çocuklarının. Bu hiyerarşik düzen Tanrının baş kasap olmasıyla tamamlanmış biçimini alır.

Kulak ver sözlerime yeni yetme! Pek zarif bir soru: Kaç kertenkeleyi sevişirken seyrettin ve yakalayıp her ikisini de çiftleştikleri anda şu taze kan kokan ağzından midene saldın –çiğnemeden?

Kaç kuşu yakalayıp kafasını dişlerinin arasına alıp ansızın kopardın –şu masumiyet dalgaları yansıtan insan yaşamında? Ve olgun erkeğin ateşi karşısında fırıldak gibi dönerek ne yapacağını bilmeyen acemi bir kız gibi tabularınla baş edemeyen sen, çirkin olarak adlandırıp her birini çöpe döker gibi zavallı ruhunun derinlerine fırlatmadan önce, hangi birini güneş ışınlarının yansıdığı taşkın ırmaklarda türdeşlerinle yaşadın –şu gencecik ve el değmemiş yaşamında? Seni öldürmeden önce bu son yolculuğunda sana bir sır armağan edeceğim, bilinmeyene giderken sana dost olsun: Varoluşun güzelliğini ancak öldürmenin güzelliğiyle değenlendirebilirsin! Tıpkı şu andaki gibi. Yüz yüze, göz göze ve ağız ağıza. Dişlerimi gırtlağına geçirince, fazla sürmeden öleceksin.

Kanlı savaşlarda her gün birbirlerini imhâ eden insanlar varoluşun bu güzelliğini çeşitli yalanlar adına ayakları altında ezerken, öldürmeyi meşrulaştıracak kadar ahlâk köleleridir. Tıpkı sevmek gibi öldürmeği de bir ödev olarak sunmak ve yaşamak –sahte olandır. Oysa ben sana öldürmenin asl-olan şehvetinden söz ediyorum. Orgazm olduğu anda eşinin kafasını koparan mahlûkları bilirsin. İşte şehvetimin ilk edimini burada bu görkemli hazla gerçekleştiriyorum.

H. İbrahim Türkdoğan

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Otobüs

Ekim ayının ortalarıydı. Havanın kararmasıyla serinlemişti etraf. Üşütmese de soğuğu hatırlatıp rahatsız eden bir serinlikti bu. Şehre yeni inşa edilen şehir içi otobüs terminalindeydim. Şehrin...

Ariadne’nin Yakınması

Kim ısıtır, kim sever beni daha? Sıcak eller uzatın bana! Yürek mangalları uzatın bana! Vurulup düşürülmüş çırpına çırpına, Can çekişenler gibi, ayakları ovuşturulan, Sarsılmışım, ah! Bilinmeyen ateşlerle yana yana, Sen...

Cronenberg Sineması

Cronenberg Sineması belki de kimsenin üzerinde durmadığı ücra bir sinema tekniği olarak görünse de bence sinema tarihinin en uçtaki örneklerinden birisini temsil ediyor. Her...

Uyuyan Güzel

Haziran bir gece yarısı Tenimde serin, gizemli ayışığı Altın kıyıları Nemli, baygın tütsüler yayan Dingin zirvelere Ezgiler eşliğinde akışan damlacıkları Usulca evrensel vadiye kanatlanan Ulaşılmaz, gizemli ayışığı... Eğiliyor biberiyeler mezarına, Zambaklar dalgalara Çürüyor suskun...

Hegelci Mutlak Kavramının Fenomenal-Ontolojisi ve Anlamı

Bu yazıdaki amacım akademik mahiyette bir Hegel yorumu olmayıp, yalnızca Hegel okumalarımda ulaştığım bir Hegel yorumunu ifade etmektir. Bu sebeple hiç Hegel alıntısı yapmadım....

Ender Bir Hastalık

Hastalıklı uzuvların kesilmesi ve atılması gereklidir. Çünkü hastalık iyice yayıldığında çok geç olabilir. İlk önce ruha bulaşan bu illet yavaş yavaş tüm iradeyi ve...

Lirik Bir Kabulleniş Bu Sevgilim

Mavi kanatlı kelebeğin karaciğerinden bir kurşun düştü avuçlarıma Sordum sarıçiçeğe: “baban katil midir?” Yetim bir piçmişim gibi baktı yüzüme yüzüme, Yüzüm yüzünde ayrı bir yüzdü sanki Ve yırtarak...

Kinyas ve Kayra

... "Seni Kinyas en son Fransa'da görmüştüm. Paris'te. Ama Kayra, seni en son ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum. Neyse, önemli değil. Çok zaman geçti sonuçta...

Mimar Sinan ve Akıl Almaz Sırları

Süleymaniye Camisi'nde gizli bölmede bulunan notta ne yazıyor? Süleymaniye'nin dört kubbesi neyi temsil ediyor? Camii'nin inşaasına neden ara verilir? İran Şahı'nın gönderdiği mücevherler nerede? ...