Liman Kırıntıları

Bahamalı martılar beni çağırdı
bir ikinci bahar gecesi.
Yalan söyledim
yırtık blucinli tayfalara
Seni sevmediğimi söyledim.
Oysa rıhtımlar
en şarkılı dalgalarla yıkanıyordu
Midye kabuklarında sakladım gözyaşlarımı;
Hastaydım
kırık kötümser bir öksürük yapışmıştı boğazıma
Seni unutmak gerekiyordu…

Bahamalı martılar beni çağırdı
bir ikinci bahar gecesi.
İskele fenerlerinin altında oturup
seni bekledim sevgilim
Ellerim ıslaktı, gözlerim ıslaktı.
Gelip caydırabilirdin beni gitmekten
Oturup sigara içer, anlaşabilirdik…
Sana tapacağım yalan değildi
benim olursan
Seni seviyordum, seni istiyordum…
Bahamalı martılar beni çağırdı
bir ikinci bahar gecesi.
Filler gibi içtim liman meyhanelerinde;
seni unutmak için içtim…
Senin sokağında geceler yıldızsızdı
senin sokağında gece yağmur yağıyordu
Ben zayıftım, çabuk ıslanıyordum
Bana sevmek yaramıyordu,
ben sevilemiyordum…
Bahamalı martılar beni çağırdı
bir ikinci bahar gecesi.
Sana bırakacağım bu kentin
üç semtinde üç damla gözyaşı döktüm
Birincisi seni ilk gördüğüm yerdi
ikincisi seni ilk öptüğüm yerdi
Üçüncüsü… söylemeye dilim varmıyor,
üçüncüsü bana git dediğin yerdi
İşte bu mısraları orda karalıyorum;
işte demir aldı şilebimiz
Gidiyor, gidiyor, gidiyorum…

Edgar Allan Poe

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikŞarkı
Sonraki İçerikÖyle Bir Hayat Yaşadım Ki

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Şifâlı Otlar

"Başım bir ağrıyordu ki, sorma! Hemen iki tane Novaljin yuttum. Bir şeyim kalmadı... Senin sinirlerin bozulmuş, şekerim. Bak, bir tane onluk Diazem iç. Anında düzeltir vallahi... Nezahat diyor ki, sırt ağrıları azınca en etkilisi Brufen'miş... Akşam oldu mu, bir gaz, bir gaz. Çatlıycam sanki. Festal mestal para...

Yalnızlık

Yalnızlık çok konuşmak mıdır? Çok susmak mı? Kendi başına çok konuşmaktır bazen. Ve belki hep çok susmak. Öyleyse Tanrı bize sesini duyuramadığı için mi yalnız? Yalnızlık Tanrılaşmak mıdır? Tanrı olmak yalnız kalmak mıdır? Birini sevmek mahrum kalmak mıdır Tanrıdan. Tanrı sevenlere kulaklarını mı kapatır? Sevmek yalnız olmamak mıdır? Aşk çoğalmak mıdır? Tek olmak mı? Sevmek acizlik midir...

Varlık, Madde ve Tekamül

Bu yazımda, Sayın Bedri Ruhselman'ın ruhsal tebliğlerden düzenlemiş olduğu "İlahi Nizam ve Kainat" adlı eserde çokça adı geçen bazı (neo-spiritzm) kavramları açıklamaya çalışacağım. Metni yazarken, neo-spiritizmde çokca bahsedilen "ruh ve madde" etkileşiminden yola çıktığımı belirtmek isterim. Aşağıda okuyacağınız metin, "tekamül" süreci üzerinde durarak, insan varoluşunun amacını sorgulamaya yönelik hazırlanmıştır. Okuyucunun metni okumadan önce neo-spritizmaya ilgi...

Otobüs

Ekim ayının ortalarıydı. Havanın kararmasıyla serinlemişti etraf. Üşütmese de soğuğu hatırlatıp rahatsız eden bir serinlikti bu. Şehre yeni inşa edilen şehir içi otobüs terminalindeydim. Şehrin bir ucundan diğer ucuna çok kısa sürede yalnızca kendisine özel olarak yapılmış olan yolda çalışacak olan otobüsler büyük ilgi görüyordu. Yaklaşık olarak bir...

Semavi Dinler ve Çelişkileri‏ -II-

Kuran sadece Arapça yollandığına göre Allah'ın ataları ya Arap olmalı ya da Arapları diğer insanlardan daha çok sevmiştir. Her gün ibadet ettiğin tanrı neden size kitabını anlayacak şekilde yollamadı hiç düşündünüz mü? Veya bu Muhammed' in Arap olmasından ileri gelmesin? Bu bölümü incelediğinizde bile birçok mantık hatası bulabilirsiniz. Kuran kadar...

Ruhun Amentüsü

Karanlığa ermek, onu keşfetmek değildir, ona dahil olup, içinde erimektir. Bu meçhul yolculuk, ruhu eksiklere göre değildir, orada hiç kapanmayan bir göz vardır ve görünmeyenler dokunduğu her şeyi mahveder, bu şey, yani gerçek ateş asla yakmaz, o yeniden doğurur ve hiçlikle özdeştir. Ruhun sana ait değil, o artık...

Her Gece Bambaşka Kişiliklere Bürünme Riski

"her gece bambaşka kişiliklere bürünme riski nasıl hissettirir bilir misiniz? her gece başkasının ruhunda ya da başkasının koynunda bulmak kendini. gerçek insanların ve gerçek kimliklerin olmadığı bir yer. sahtelikler diyarına yapılan bir yolculuk, ve hayatın ta kendisi aslında... bazen ölüme yaklaşırsın eğer içinde bulunduğun ruh ölmek üzereyse, bazen umudu hissedersin... gece daha yeni başlarken...

Akşam Güneşi

Bakın, akşam güneşinin sıcağıyla evrim Yeşiller içindeki kulübeleri nasıl parlatıyor! O giderek çekilirken, Gün kurtuluyor, Bize inip kaybolurken bile hayat veriyor. Ah! Bir kanat yerden beni kaldırmıyor, Ki ardından, hep peşinden yetişeyim! Seziyorum sonsuz Akşam ışığında, Issız alemi ayaklarımın altında, Tutuşmuş tüm tepeler, yatışmış her dere, Gümüş Çınar altın ırmaklara akıyor habire. Yok, durduramadı ulvi bahtı engeliyle Azgın...

Agoniya

Agoniya aslında bir Rasputin güzellemesi. Birçok yönden eksikleri var. Daha mistik ve daha ölümcül çekilebilirdi diye düşünüyorum. Bu yüzden sıradan bir biyografi olmanın dışına çıkamıyor. Gereksiz ayrıntılar peşinde koşan yönetmen ne yazık ki Rasputin’in sadece seksüel yetisini ön plana çıkararak onu bir yerde alçaltmış sanki. Rasputin hayranları...