Good Will Hunting

Bir insan diğer bir insanın hayatını ne kadar etkileyebilir? Bir deha, onu keşfeden bir profesör ve onların arasında kalan hassas bir psikolog… Bir hayat bilgeliği öyküsü, tercihler ve tabii ki aşk…

Sorumsuzca bir hayat yaşayan dâhimiz Will (Matt Damon) hayatını sürekli okuyarak geçiren biridir ve çevresindekilerin etkisiyle son derece hoyrat bir yaşantıya sahiptir. Birçok işe girip çıkan ve şartlı tahliyesi yüzünden bir türlü dikiş tutturamayan biridir. Will Hunting, kendisindeki dehanın farkında olması yüzünden fazlasıyla ukaladır ve itici bir adamdır.

Arkadaş çevresinin de etkisiyle birçok kavgaya, yasal olmayan işlere de bulaşan bu adam en sonunda kamu hizmetiyle yükümlü olduğu üniversitede panoya asılan bir mantık problemini kısa sürede çözmeyi başarır. Bunu fark eden Stellan Skarsgård (Prof. Gerald Lambeau) problemi kimin çözdüğünü kolayca bulur. Ve onun asiliğini ve sorunlarını halletmesi için kefil olarak şartlı tahliyesini kendi himayesine alarak onunla matematik üzerine çalışmalara başlar. Prof. Gerald Lambeau’un asıl amacı ise bu genç adam üzerinden ismini matematik camiasında duyurup kariyerine devam etmektir. Bu arada Stellan Skarsgård (Prof. Gerald Lambeau) bu garip adamın psikolojik sorunlarını ve serseriliğini birçok psikologun yardımını alarak çözmeye çalışır. Ama dâhimiz buna pek yanaşmaz ve hatta tüm bilgisini ve hünerini psikologları def etmekte kullanır. Ancak son psikolog Robin Williams (Sean Maguire) onun defedebileceği biri değildir. Son derece yalnız ve derin bir adam olan bu psikolog Matt Damon’ı (Will Hunting) derinden etkiler. Ve görüşmeler devam eder; terapinin sonunda matematik dehası Will kendinde olan ve olmayan birçok şeyi fark eder. Bu eksikliklerden biri kuşkusuz aşk ve sevgidir.

Film de Robin Wiliams eksiksiz bir psikolojik portre çizmekle birlikte sinemasal olarak da mükemmel bir performans sergilemiş. Ve gerçekten de psikolojik ve duygusal öğelere vurgusuyla “Good Will Hunting” izlenmeye değer bir yapıt. Film, bir psikoloğun ya da bir insanın neler başarabileceğini ve hayatın aslında ne olması gerektiğini çok iyi tasvir ediyor.

Yazarlığını Matt Damon ve Ben Affleck’in yaptığı bu film izlenmeye değer bir film. Ve 2 Oscar ödülüyle harika bir yapıt ve kesinlikle büyüleyici bir öykü.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Klasik Felsefesever Okuyucuya Cevap: Felsefe ve Edebiyat Yoldaştır

İbrahim B.'ya cevaben; Yorumunuzdaki gayret dikkat çekici. Teşekkürler. Ama yorumunuz ne benim için ne de diğerleri için “yapıcı” değil. Sadece yüzeysel ve çılgınca bir tepkiyi görüyorum....

O Taraçaların

O taraçaların en üstlerinden biz kuşları daim büyüyen sen Her gece çiçekli bir dal yapan omuzlarından o kuşlar biz o canım Arabanın kollarına O kuşlarınız biz kıvılcımlardan...

Sarı Lira Gibi Ömrümüz

Gözümüz saatte söyleştik hep, Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık. Hep yetişecek bir yerler vardı Aranacak adamlar, yapacak isler.. Bir sonraki günü telası bir öncekine bulaştı.. Başkalarının hayati bizimkini...

Sona Atamadım Adımlarımı

Acılarımı hissettiğim gündü kendimi bu dünyaya ait hissetmeyişim, kendi aklımı bir delinin defterine yazmıştım. Sözcüklere sığındım, sözcükler aşağılıktı. Yaptıklarım son olacaktı, oysa ne çok...

Biraz Karanlık, Bulanık ve Kirli

Gündüz gözüyle seçilemeyen, algının sıradanlığı içerisinde bir anlam yükleyemediğimiz, yaşamlarına dokunma isteği uyandırmayan insanlar vardır. Ne bakılır, ne görülür ne de fark edilirler. Gecenin...

The 39 Steps

Bay Hafıza’nın (Wylie Watson) gösterisini izleyen Richard Hannay (Robert Donat), salondaki kargaşadan kaçarken, çıkış kapısına Annabella (Lucie Mannheim) adlı genç kız ile ulaşır. Dairesinde...

Yokluğundaki Kadın-lar

Eskisi gibi olmaz her zaman her şey. Eskisinden daha iyi olduğunu düşünürsün. Adamın ağzına sıçar, terk edersin. Pişman olursun geri dönersin. Aşık adam kabul eder, eder ama...

Gökyüzü ve İstekleri

Gökyüzü kandan beslenir ve sizin gibilerin ruhlarını ister durur. O bir ruh emicidir. Açgözlü bir canavar edasıyla hayatlarımıza karışır, yok etmeyi değil korumayı sever. Hep yüksektedir. Tek sanatçı...

Hüzün Mısraları

Gülüşümde bile hüzün var benim Hüzünle örülmüş beyaz kefenim Atını meydana sürmüş sefalet Her çehrede figan, intikam, nefret Hakikat ölürken doğmuş benim bedenim Yalanlar süslemiş ömrümü benim Yüzümde çizgiler destesi...

Eski Metinlerden Acılar

Karanlığa aldanan bir şey barındırıyordu iradesinde. Belki de sürekli korkuyla dolaşan, asla mutluluğu tatmamış biriydi. Karamsarlığını çok iyi saklamış olan bu adam, orman yalnızlığına...

Karanlığın Geceyle Sevişmesi

Gecenin bir yarısı belasını arayan bir şeytanla tanıştım. İrkilmiştim önceleri. Benliğimi teslim aldı. Sonrasını zaten biliyorsunuz. Ama yine de anlatayım. ... Bu ilk değildi. Son da...

Dünya Bir Felakettir!

Hatırlayamadığım herhangi bir sokağın ortasındayım. Sağımda parkesi çıkmış kaldırımlar; solumda… Ah ulan solumda gülümsüyor çocuklar. Öpülesi pamuk elleriyle top oynuyorlar. Henüz altı yaşındalar, hayır...

Doğa Sistemi

Palatinate’lerden bir Alman soylusu olan (1723-89), Fransız yurttaşlığına kabul edilmiş ve Fransız bir aileye evlilik yoluyla gitmiştir. Ansiklopedi’ye (Encyclopedia) bilimsel makaleleriyle katkıda bulunan, d’Holbach,...

Merdiven

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak... Sular sarardı... Yüzün perde perde solmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam...

Deccal

Hristiyanlığa, acımanın dini denir. Acıma, yaşam duygusunun erkesini artıran gerilim verici duyguların karşıtı bir duygudur: çöküntü verici bir etkisi vardır. Kişi, acıma duyduğunda, gücünden yitirir....