Gözlerin

Ruhumda gizli bir emel mi arar
Gözlerime bakıp dalan gözlerin?
Aklıma gelmedik bilmece sorar
Beni hülyalara salan gözlerin!

Nigâhın gönlüme – ey perî – peyker!
Leyâl-i hasretin hüznünü döker;
Karanlıklar gibi yığılır çöker
İçimde yer edip kalan gözlerin!

Huzûrunda bâzen benliğim erir,
Tavrın hulûsumdan şübhe gösterir.
Bazen de ne olmaz ümitler verir.

Sabr ü karârımı alan gözlerin!

Gamzende zâhir, ey ömrümün vârı!
Füsûn-ı hüsnünün bütün esrârı.
Neşr eder âleme reng-i bahârı
Koyu menekşeye çalan gözlerin!

Sihirdir, şüphesiz, bütün bu şeyler;
Bakışın zihnimi perişan eyler.
Bana aşk elinden efsane söyler,
Aşka inanmayan yalan gözlerin!

Rıza Tevfik Bölükbaşı

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikTanrılar Mimarı
Sonraki İçerikSanat ve Sanat Eseri

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Felsefe Ders Notları: Bilgi Felsefesi

BİLGİ FELSEFESİ Felsefenin, insan bilgisinin kaynağını, sınırlarını, geçerliliğini ele alan dalına bilgi felsefesi denir. O, belli bir bilgi türünü değil de, bilen özne ile bilinen obje arasındaki ilişki ile ortaya konulan bilgi sürecini genel olarak ele alır; bu sürece giren tüm öğeleri inceler. İnsanın sahip olduğu akıl, sezgi gibi...

İnsanın Yaratılışı

Titan iapetos'un, Okeanos kızı Klymene'den dört erkek çocuğu oldu. Bunlar Atlas, Prometheus, Epimetheus ve Menoithios'tur. İnsanın Prometheus tarafından, maddeden yaratıldığı, daha doğru bir deyimle 'yapıldığı' efsanesi, geç bir dönemde, İ.Ö. iV. yüzyılda ortaya çıkar. Belki de yalnızca Tufandan sonraki insanlık için geçerlidir. Bu efsaneye göre Prometheus, suya ya da gözyaşlarına kil karıştırarak,...

Ay, Bir Nuh’un Gemisi midir?

Yapay bir uydu fırlatacaksınız, bunun içini boş yapmanız yerinde olur. Aynı zamanda, böylesine muazzam bir uzay projesini gerçekleştirebilecek olan herhangi bir varlık sisteminin, Dünya yakınındaki bir yörüngeye, içi boş, devasa bir tür gövdeyi oturtınakla yetineceklerini düşünmek saflık olur. Karşımızda duran bir objenin, iç kısmı motor yakıtı, tamir işleri...

Doğrudur

Doğrudur, ayyaşlar sevebilir geceyi bir çocuk sevilmeden ölebilir. Yetmişlik bir rakı açılır, içilir. Vıcık vıcık üzerine yapışır kederler. Müzeyyen dinlersen ağlatabilir, doğrudur... Müzeyyen okurken hüzünlü, yaralı yüreğime kuşlar konar, dışarda kıyametler kopar; kavgalar, gürültüler... Hatunlar erkek aranırlar korkudan. Kodamanın biri tüm varlığını kaybedebilir; adamın biri kaybetmiştir çoktan. Hiç...

Ruhumun Terkedilmiş Odaları

ruhumun terkedilmiş odalarında geziniyorum sanki her kapıda ölüm nöbette yaşayabilmek için sana yalvarıyorum sezgilerim yanıyor kan kaybediyorum ruhumun terkedilmiş odalarında geziniyorum bazen bir merdiven çıkıyor karşıma teker teker üzerimden atıyorum vazgeçtiğim sevgilinin biricik hatrına ruhumun terkedilmiş odalarında geziniyorum kendisini tanrıya adamış bir varlığa saflığın bedelini kanıyla ödetiyorum kimsesizlerin duasız sokaklarında Can Murat Demir

Kim Düşledi Bunca Acıyı?

"Düşler gerçektir" diye fısıldadı yoldan çıkanın biri. Hangi düşler dedim, gerçek olanları nerede? Kim düşledi bunca acıyı ve azabı? Sormak istedim. Konuştum, konuştum, konuştum. Bakındım gözlerindeki boşluğa. Kâinatın mükemmelliğini anlatan kelebekli, arılı, çiçekli videolar geldi aklına… Lanetimi savurdum hemen. Vakit kaybetmemelisin böyle zamanlarda! Anne karnında bekleyen sakatlar da bu...

Bir Zaman Yolcusudur Acı

bir zaman yolcusudur acı onunla her karşılaşma garipliklerle doludur hiç tanımadığını zannedersin o ise inadına seni bekler aileden biriymiş gibi bir zaman yolcusudur acı gündüzden yorgun gece hep onu düşler eskilerden ıtırlı bir melodi bir zaman yolcusudur acı bir sevgilinin ardından bakar gibi ruhunu alır gider bir zaman yolcusudur acı yaramaz küçük bir çocuk gibi oynar dışarıda kirletir yüreğini bir zaman...

Akıl Erdiremediğimiz Gerçekler

Kolayca inanma ve inandırılmayı saflığa ve bilgisizliğe vermekte haksız değiliz her zaman. Şöyle bir şey öğrendiğimi sanıyorum eskiden: İnanç ruhumuza bastırılan bir damga gibidir; ruh ne kadar yumuşak olur, ne kadar az karşı koyarsa, ona bir şeyi mühürlemek o kadar kolay olur. Hele ruh bomboş ve darasız...

Sessizlik

Korkunun parmakları uzandı boğazıma Parçalandı bir anda ruhumun yelkenleri Son mutluluk sesleri inince kulağıma Kapladı her tarafı sessizlik dikenleri Dört mevsimi bir anda yaşadım ve ürperdim Oynadım bu çileli oyunda son rolümü Her adımda bir korkunç akıbeti bekledim Her adımda seyrettim yeniden öldüğümü Çaresiz, duyulmaya başladı vuruşları Gözlerimin önüne serilince yüreğim Kanatlandı semaya sessiziğin kuşları Anladım; sessizliğe ben...