Bilinç ve bilinmezlikte…

Hiçlik, Aşkınlık, Fena, Göbeksizlik…

Sürekliliğin, değişkenliğin ve bilinmezliğin akışı ile yetkin merakın ‘oluşlarla devinimini’ sürdürmesi, ‘hiçlikte varoluşun’ hikayesini, yazı dilinin döndüğü kadar motiflerle vermeye çalışacağım. Belki bu deneme sonucu akıl hastahanesine alınırsam beni unutmayın.

Hiçlik: Aşkınlık

Aşkınlığa , kelimelerin yetersizliği içinde ‘allegorik’ metaforlar katarak motiflerle bezeyip anlatmaya çalışmak da bir o kadar zor zanaat. Nesnel bir varlık olarak ben , ‘aşkın’ cihette bir metafor sayıklamak ızdırabına kendimi düşürmekle , varoluşun yetkin merakla ‘var’ ettiği insan bilincine bu ‘aşkınlığı’ düşünmeyi/tefekkür etmeyi belkide yakıştırıyordur.

Bir başlangıç tayin etmeden, bir son aramaksızın, biri diğerini akla getirmeden.
Bir bütün bilinç içinde parçaların olmadığı, anların diğer anlara eşliği ile olmamızın ‘bilmekle’ bilinmediği… Dilin ve seslerin henüz ‘evcilleşmediği’ bir bütünlüğü ancak bilincim kadar tahayyül edebiliyorum… Ölüm tam anlamı ile deneyimlenip geriye dönüşle anlatılmadı. Doğum  tam anlamı ve öncesi ile hatırlanmadı. Göbeğinin kesildiğini hatırlayan biri var mı ?
Göbeğinin kesilmesini hatırlayamayan, öncesini yani göbeksizlik halini (!) nasıl hatırlayacak..

Hiçlik içinde ve dışında olanlarla olmayanların bir bütünü, içi ve dışı dualitesi bir motif olarak uygun olmayabilir. Hiçlik bir bütündür sadece.

İki ayrı ve bütün dualite bunalımı:

a) Hiçlik
b) Varlık

Dualitenin bizi götürdüğü nokta ve ”çelişki” nin eseri: Varlık ve yokluk..

Kaos ile daimi değişen bilinmezliğe doğru devinim…
Hiçlik bir bütün ‘zıtlık’ .. Hiçlik bir bütün ‘çelişki’.. İç içe var eden ve yok eden etkenleri tüm ‘çelişkileri’ ile yaşamak ve yaşadığını anlamak, insan/varlık olmaktır. Ona /Hiçliğe karışmış olmak, onun sanallığında ‘zanna’ kapılmaktır. Tarifsiz bir işkence türü: ‘Işık’ olarak yaşama eyleminin bitmezliği, tükenene kadar yanmanın ve tortulardan arınmanın yolu. Işıksız bir varoluşa evrilene kadar tiksinti ve ızdırap… Güneşin çocuğu olduğunu iddia eden tüm insanlık haklı çıktı. Güneş ile övünme tiksindiriciliğini bırakmalıyız. Aranan “Hakikat” inden kendinden haberi yok! Kendini bilmek … Hiçliğin farkındalığı ile düşünmek… Ölmeden evveli bilmek…

Kendinde varlığını bulduğun kadarsız/ölçüsüz…

Bilme meraklısı hiçlik, benim kendimdir.Yolculuğum ‘çelişki/hiçlik’ ile sürüyor.
Beraber ızdırabını çekeceğiz zıtlıkta var olmanın, tek bir bütün halinde kararlılık ölçümüz olup dönüşene kadar… Kaybolmak yok… Yokluk yok… Fena yokluk, aşkınlık gibi görünenler kendime verdiğim imtiyazların sonucudur. Ayrıcalıklı olduğum doğruculuğumdan değildir.
Kendimi ‘hiçlikten’ ayrı görmemin bana verdiği cehaletin sonucudur.

Hiçliğin Mimarı

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.