Hoşçakal Sevgilim

Sessizce yaklaşıyorsun, hep yaptığın gibi.. Çünkü ne zaman seni unutmaya kalkışsam tekrar hatırlatmak için bunu yapıyorsun.. Seni unutmama izin vermiyorsun ama beni çok kolay unutuyorsun çocuk.. Bunun için sinirleniyorum sana. Sonra affediyorum hemen seni.. Beni nasıl kandıracağını en iyi sen biliyorsun ya zaten.

Geldin. Ben seni nefesinden tanırım. Benim nefesimdin çünkü. Hangi durumlarda nefes alışverişin değişir en iyi ben bilirim. Ensemde şu anda nefesin. Beni izliyorsun. Hakkında yazdıklarıma bakıyorsun. Kötü bir şey yazarsam hayalinde terk edecek beni.

İnsan birini severken ona dair bir şeyler yazamaz. Bir şeyler yazmak için acı çekmen gerekir. Kaybetmen gerekir hayatının önemini.. Yoksul kalman gerekir onun nefesinden… Dudağındaki, beraberken aldığınız kırmızı ruj değil, gözlerinden akan damlalar olmalı.. Vücudunun üzerinde bir ağırlık hissetmelisin.. Aslında vücudunda değildir ağır olan; kalbindir.. O gittiğinden beri kalbinin üzerindedir onun kalbi. O sevmeyi başaramamıştır ve sende kıyamadığın için kalbini kendi kalbinin üzerine almışsındır.

Her neyse..
Şanslısın en azından bir konuda..
O olsaydı , -siz- olsaydınız ,
Yazamazdın.. Şimdi onun için kurduğun cümleleri kuramazdın..
Tabi öyle zamanlar da oluyor ki aldığın her nefesi ona bağlıyorsun.. O yokken nefes alamıyorsun gibi oluyor.. Ama o varken de yazamıyorsun.. Yazmak istemiyorsun.. Nefesinin o olduğuna inandırıyorsun kendini, pek fazla zaman almıyor.. Gitmesin diye tutuyorsun nefesini.. Korkuyorsun gitmesinden..

Hazin son..
İşe yaramıyor, gidiyor bir gün.. Terk ediyor bedenini. Buz gibi oluyorsun.. Kanın çekiliyor.. O çekiliyor.. Hissetmiyorsun hiçbir şey. Bir şeyler için başkalarını hayatına sokuyorsun.. Olmuyor, onda hissettiğini hissedemiyorsun.. Sonunda anlıyorsun.. Ölmüşsün.. O gidenle beraber, ölmüş.
Evet öyle.
Gidenle öldüm.
Çok oldu, alıştım.

Şimdi başka bir nefese dayanabilir miyim bilmiyorum. Kalbine dokunabilir miyim bir başkasının. Kurallarımı kaldırmalıyım. Tekrar bir kalbe dokunamayacağım yoksa..

Hoşça kal sevgilim.
Bu arada, seni seviyorum.

Mine Saka

Mine Saka
Mine Sakahttp://www.felsefehayat.net/
1994 yılının soğuk bir Şubat günü, İstanbul’da doğdum. Yalova Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunuyum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konaklama İşletmeciliği lisans öğrencisiyim. Okumaya ve yazmaya tutkum çok küçük yaşlarda başladı. Yazı yazmak benim için özgürlüğün soyut boyuttan somuta boyuta geçişidir. Az konuşan çok yazan, gezelim – görelimci , hızlı karar veren, halinden memnun, çok Beşiktaşlı, biraz ağzı bozuk, biraz kırgın, en çok hırçın, biraz da Mine işte.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Felsefeyi Ön Planda Tutan Oyunlar

Oynuyorum, Öyleyse Varım Gerçeklikten uzaklaşmanın en iyi yollarından birisi de video oyunları. Ama her oyun size aynı deneyimi sunmuyor tabi. Çoğu kimse bir oyunu oynarken...

Nietzsche’nin Kavramsal Armağanları

Zaman zaman kimi büyük kişileri anarız: yıldönümlerinde, o kişilere gereksindiğimiz vakitlerde. Bu tür vakitlerde çoğunlukla yaptığımız şey anımsanan kişinin tarihsel bağlamda dönüştürücü ve ses...

Giordano Bruno’ya Göre Ahlak

Saf varlık yetkin, bir ve ulaşılmazdır. Mutlak olduğundan bizimle hiçbir ortak ölçütü yoktur fakat Doğa'daki hiyerarşi boyunca aşağı indikçe, gücünü, zekasını ve canlılığını değişik...

Acının Olmadığı Bir Dünyaya Doğmak

Pek Muhterem Aslı; "Mektuplara böyle başlamak eskilerde kaldı" diyenlerden değilim. "Eski" ile eskimişi ayırt edecek olanlardanız diye düşünüyorum. Bana göre "eski" çok daha samimi ve...

Aşk Üstüne

Kitapları bir yana bırakır da dobra dobra konuşursak, aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir, gibi geliyor bana....

Değer Yaşamak

Yaşayıp giden bir insanın sorusu değil, "Nasıl yaşamalıyım?" Yaşayıp giden, hayatındaki soruları silmiş, arada bir aklına takılan her sorunun yanıtını buluveren, yaşamının içine gömülüp,...

“Aşk Meşru Bir Şey Olamaz”

“Babam yoksuldu ama belli etmek istemezdi” Cemal Süreya ile “konuşa konuşa”ya başlamak güç. Nereden başlamalı? On küsur yıldır girip çıktığı, oturup konuştuğu, çay içtiği, sohbet...

Tüm Sözlerin Bittiği Yerdeyim

Minik bir göçmen kuşun çığlığında yakaladım sabahı. Ne gece ne sabahtı zaman... Sonsuzluğun gri örtüsünü yırtmak üzereydi güneşin ilk ışıkları. Öylesine bir günü kucaklamak...

Filozof Şair

Ruha şekil veren sanatçı: Filozof Şair... Doğanın biricik bekçisi: Filozof Şair... Kıyametin peygamberi: Filozof Şair... Yaşanan ve görünen hayatın sığ müziğini duymazdan gelen üstün bir form... Yüksek...