oluler-okult-yazilar

Yaşayan ölülerin ızdırapları onları çığlık atmaya zorluyordu sanki. Bilinmeyen boyutu oluşturan ölü hücreler durmadan çoğalıyordu ve kendileriyle birlikte getirdikleri soğuk çürümüş cesetleri durmadan büyük zevkle çoğaltmaya çalışıyorlardı.

Sessizlik….

Perdeyi andıran karanlığın oluşturduğu katmanlar, nem, barut kokusu gibi ağırdı, koku durmadan ağırlaşıyor ölülere ölüm bahşediyordu. Çocuk sesleri neredeyse insanın bilincinin kaybolmasına neden olacak kadar nefes kesiciydi, ağlayan insanların gözlerinden akan berrak tuzlu su değildi, o artık yerini ölü kan hücrelerine vermişti. Yaşayan canlılar her gün daha çok çürüyen, ölü olanlar gibi önemini kaybediyor ve iğrençleşiyorlardı. Ağaçlar vardı, ama budakların yerinde insan cesetleri, yaprakların yerine cansız vücudu darmadağın eden azgınlaşmış kurtçuklar var oluyordu. Karanlığın katmanlığındaki , işkencelerin çığlıklarındaki , günahsızların günahlarındaki son damla yaşayan canlılığın kurtuluşunun imkansızlığıydı tüm akıtılan kan damlaları. Artık bu son damla ile canlılığa son verildi, yeni bir canlılığın başlangıcı olmak için doğmayacak dünyaya.

Elveda umutlar, elveda bir çocuğun temiz ruhundaki tekrarlanacak olan günahlar…

Ave Ate Maledictum

1 Yorum

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.