Karadedeler Olayı

1989 yılında Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Davutlu köyünde geçen cin basma olaylarını konu edinen “Karadedeler” olayını izleme fırsatım oldu, film gerçekten de leş, açıkçası dumura uğradım diyebilirim, yönetmen guya amatör kayıtlardan yola çıkarak izleyiciyi etkilemek istemiş fakat karakterlerin talihsiz oyunculuklarından dolayı hayal kırıklığı yaratmıştır.

Blair Witch ve Paranormal Activity gibi paranormal güçlerin baskın olduğu furyadan etkilenen Karadedeler sınıfta kalmış diyebilirim, hikayeyle dalga geçen bir çok makale okudum, hatta Davutlu Köyünün bazı ileri gelenleri bu cin olaylarını yalanlamış, “böyle bir şey yok” deyip konuyu kapatmışlar.

Fragman ve teaser ile gizemli bir görüntüye sahip olan film izlerken bazen korkutsa da yer yer belgeselden ziyade çizgi film mantığıyla çekilmiş. Karakterler hep hazırlıklı, 14 yaşındaki bebe koskoca gazeteciden daha akıllı çekim yapıyor ve köy sakinlerine sorduğu sorular daha mantıklı ve yerinde. Bu durum gerçekten de insanın gözüne sokulmuş ve iğrenç bir duygu.

Leş bir film kesinlikle!

Türk korku geleneği asla gelişemeyecek çünkü bu olaya hala sanat olarak bakamıyoruz ve senaristlerimiz oldukça sıradan insanlar, yönetmenlerimiz öyle! Okumuyorlar, izlemiyorlar, bu türe ait ne modern ne de klasikleri izlememişler. Bir kitap sayfasını açmamış adamlar yönetmen oluyor.

Ne zaman adam gibi korku filmi çekeriz bilmem ama şu ana kadar izlediğim en iyi Türk korku filmi hala Musallat (kötünün iyisi diyelim) geri kalan hepsi saçma sapan kopyalardan mütevellit, yani leş! Bu saçmalığın diğer bir nedeni Türk yönetmenlerin okumaması ve Avrupa hatta Asya korku geleneğini takip etmemeleri bence. Bu içi geçmişlik ve bayağılık, sektörü mahvediyor ve çok önemli bir eksiklik çünkü bana göre korku filmi geleneğinin en güçlü temsilcisi Avrupa’dır, Hollywood genelde kendini tekrar ve Asya’dan kopyadır, tekrara düşer hep, hikayelere bakın hepsi İskandinav mitlerinden, Asya paranormal olaylarından ya da şehir efsanelerinden oluşur.

Bir diğer eksikliğimiz kendi gücümüzün ve kaynak zenginliğimizin farkında olmayışımız ve bu açıdan Karadedeler Olayı bir ilk olmasa da önemli bir yere sahip, çünkü Anadolu’da bu tarz şehir efsanelerinden epeyce bulunuyor ve film buna atıfta bulunurken bilmeden iyi bir yere parmak basıyor.

Son olarak şunu söyleyeyim, Karadedeler berbat bir kopya olmasına karşın her şeye rağmen ümidimi korumamı öğütlüyor sanki.

Neyse bir başka bahara kaldı artık, bekleyeceğiz ve göreceğiz.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikGel Bana Tanrı Ol!
Sonraki İçerikZenne: Dancer

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Yaz Babam Yaz!

Yaz babam yaz! Yaklaşık 15 sene olmuş yazmaya başlayalı, tam bir serüven! Yazdıklarım öyle böyle karalamalar değil, bu süre zarfında sağlam felsefi denemeler de ürettim....

C’est arrivé près de chez vous

Belçika yapımı bir film olan C’est arrivé près de chez vous, bir seri katilin toplum hakkındaki, sanat hakkında görüşlerini vurgulayan bir hikayeye sahip ve...

Ruhsuzlar Ordusu

Ruhsuzlar Ordusu yürüyor... İçlerinde hafif ölüm korkusu ve fazlaca boşvermişlik... Etraflarını saran sahte aydınlığa rağmen yürüyorlar yokluğun uzandığı ormanlara. Onlar ki bu dünyanın vazgeçtiği...

Aşk, Şifa Verici Biricik İlkedir

İnsan dünyanın şu veya bu yerinde bulunduğu için değil, aksine o koca gövdesini bizzat bu dünyada buluverdiği için huzursuz, gergin ve sıkıntılıdır, başka deyişle,...

Pişmanlığın Tekerrürü

istemezdim uyanmayı dehşet içinde yatağımda kime kıvrılsam sensizlik göğsümde beslediğim hayaletler korkunç bir iple bağlandı kaderime bir kara veba bendeki başka bir tür musibet: pişmanlığın tekerrürü sarıyor sefil yoksunluğumu içimde patlayan...

Anarşist Böcekler

Dünyanın tüm çıplaklığıyla önümde striptiz yaptığı zamanlar ben henüz üç yaşındaydım ve ergenliğe girmemiştim. Dört yaşında mutluluğu oynuyordum, beş yaşında asiydim; öptürmek için uzattıkları...

Edebiyatta İntihar Üzerine Bir Söyleşi

Hüseyin Alemdar: Yaklaşık bir ay önce yine buradaydık aynı üçlü olarak. Bu gün intihar üzerine söyleşeceğiz. Hüseyin Peker`e, Soysal Ekinci`yi soracağız Lale Müldür`e, Nilgün Marmara`yı Ben de Özge...

Dinlenmeyen Aşk

Kara, yağmura doğru, Rüzgara karşı, buğulu Uçurumlar arasından, Sislerin ortasından, Yılmadan! Durmadan! Sıkılmadan! Yorulmadan! Daha çok gam üstlenip Yaşamak isterim ben, Hayatın gani tadını alıp Taşımaktansa mütemadiyen. Onca meyiller muzdarip Kalpten kalbe akar, Aman, nasıl da...

“Poetika” İnsan Yazgısının Sanattaki İzdüşümleri

Felsefenin biricik mesaisi insandır, diğer bir söylemle felsefe eylemelerimizin kaynağı da sonucu da insandır: Felsefe varsa insan oradadır ve işin başındadır, insan yoksa felsefe...