felsefenin-neligi-felsefehayat

Felsefe önsözü olmayan bir kılavuzdur. Onu ilk kez görenler ne yapacaklarını bilemezler. Bu insanın başına gelen en talihsiz durumdur. Ama ne yapacağını bilen birinin eline geçerse, felsefe ölümcül bir silahtır. Onunla her şeye karşı savaşabilir ve kazanabilirsiniz. Felsefe, gücün ululanmasından başka bir şey değildir.

Sevişmenin aritmetiğini yapan ahmaklar, küfürbaz dindarlar, dünyayı gelip geçici sananlar, hayat ile barışanlar… Buradan çok komik görünüyorsunuz. Siz budalalar ne zaman gerçeğin peşine düşeceksiniz? Meraksız, ilgisiz, bilgisiz, ruhsuzlar ordusu ne zaman silkinip yeryüzüne yaraşır şekilde yaşayacaksınız? Nicedir ruhsuz ve renksizsiniz. Yazık varlığınıza, boş vermişliğin kol gezdiği serseri ordusu… Ümit ediyorum ki ölümünüz felsefenin tek tesellisi olacaktır. Bknz: Felsefe, İnsan ve Doğa

Yüksek fikirlere sahip insanlar (felsefe buna örnektir) yukarıda bahsi geçen güruhla ve onların ürettikleriyle ilgilenmez. Daha doğrusu bunlara tenezzül etmezler. Felsefe ancak ve ancak bu soylu ruhların elinde bir silah olabilir. Onun işi ancak ve ancak bilgeliktir. O, üstünlüğün adresidir. Bilgelik denilen makam azınlıkların elinde tutabildiği bir servettir. Onu hak etmek için tüm zafiyetlerinden arınman gerekir. Bu noktada felsefeyi saf altından yapılmış bir koruyucu zırh olarak görüyoruz. Felsefeye bu adı takan, bu yönde bir tanımlama getiren, ters yüz eden benim. Ben bir ilkim. Felsefe zaten ilklerin yuvası olarak bana bahşedilmedi mi!

Bu yüzden felsefe benim biriciğim ve felsefe BEN’im! Bknz: Felsefe Nedir?

Hakiki ve ciddi bir tek felsefi sorun vardır: İntihar. Hayatın yaşamaya değer olup olmadığını yargılamak, bu felsefenin temel sorusunu oluşturur.  Albert Camus

Felsefe, hayatla sevişmekten bıkmayan insanın prezervatifi gibidir. Onu insanlığın pisliğinden, hastalığından ve zayıflığından korur. Onu birçok yükten kurtarır ve ona yepyeni bir tanımlama getirir. İşte felsefe ile insan etkileşimi ve ilintisi buradan gelir. İnsan doğduğundan bu yana felsefe yapan tek hayvandır. Bu vasıfla, insan düşünceye bağımlıdır, topraktan aldığını tekrar toprağa bırakacaktır. Gökyüzünden kopardığı tanrıları tekrar semaya teslim edecektir. İnsan yalnızdır, felsefe ise tek yoldaş. Düşüncenin özgül ağırlığının katsayısı yükseldikçe kendisine yabancılaşan insan felsefe sayesinde tekrar bedenine döner ve şeylere anlam vermeye başlar. Tıpkı sanat ve müzikte olduğu gibi.

İnsan yaratıcılığını tanrı(lar)dan almıştır ve felsefe bu yaratma gayretinde insana anlam katan diğer nesnelerden farksızdır. Bir tanrı edasıyla ruha şekil veren sanatın da kaynağı felsefedir. Felsefe sanatın babasıdır, sanat ise düşüncenin malıdır. Bu bir ikilem değildir, bu bir sentezdir, felsefenin ne kadar akışkan ve tehlikeli olduğunun ispatıdır.

Evet, tanrı insanı yarattı; kaldığı yerden düşüncelerini hayata geçirebilsin diye. Aslında İnsan farkında olmadan- felsefe yaparak tanrıya hizmet eder. Bu nettir. Felsefe, tanrı(lar)a hizmetten başka bir şey değildir. Dünyaya fırlatılan Adem (insan) bilinen en yaşlı bilgedir. İşte felsefe, bu yüzden kutsal ve tanrısaldır. Tanrılar katında soylu bir dedikodudan ibaret olan felsefe, dünyada ve madde planında hayat bulur ve ancak yeryüzünde ölümcüldür. Felsefe, göklerin yeryüzüne hediyesidir. Bknz: Felsefe, İnsan ve Doğa 

Felsefe, aklımızın dille büyülenmesine karşı verilen bir savaştır. Ludwig Wittgenstein

Peki, felsefe ne değildir?

  1. Felsefe, akademik bir disiplin değildir.
  2. Felsefe, sınırları olan, düşünceyi zincirleyen bir dogma değildir.
  3. Felsefe, okullarda 2 saatlik resmi müfredata sığdırılacak bir şey değildir.
  4. Felsefe, siyasetin emrinde olan bir afyon değildir.
  5. Felsefe, toplumsal ya da ahlaksal enjekte aracı değildir.
  6. Felsefe durağan bir nesne hiç değildir, akışkan düşüncenin sirkülasyonuyla beslenir.
  7. Felsefe salt teoriden ibaret değildir. Yaşam alanı insan hayatıdır ve pratik olmak zorundadır.

Görüldüğü üzere felsefeyi özgür bırakmalıyız. Onu sınırlandırmak ya da üniversitelerin sıkıcı akademik kaygılarıyla hapsetmek ona edilmiş bir küfürdür. Felsefenin ruhu ancak özgür insanda can bulur. Felsefe her şeyin tekrar tekrar düşünüldüğü, tasatlandığı ve şeylere ve kavramlara yeni anlamların yüklendiği tek mecradır. Değişkenir, akışkandır; ruha ve zihne ilaç gibi gelir. Bknz: Felsefe Gerekli midir? 

Tüm yüksek fikirlerde olduğu gibi felsefenin de bir metafiziği vardır ve bu metafizik fazlasıyla varoluşu ve tanrısal birtakım nesnelere mahal verir. Felsefe ruhun rehabilite aracıdır. İnsan varoluşunun en derin sancılarına konu olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Bu bağlamda felsefeye, vazgeçilmez bir dayanak, hatta bir sığınak olarak izah getirmek akıllıca olacaktır. Hayatın ve insanın olduğu her alana sızarak sorular soran ve sorgulayan hayvanlar yaratmayı amaç edinmiş olan felsefe bu dünyanın ve görünmeyenin peşine düşmüştür ve tek bir gayesi vardır, insan “ruhunun kurtuluşu.”

Kurtuluşa giden bu yol zahmetlidir, karanlıktır, engellerle ve acıyla doludur. Felsefe bu yolculukta size yoldaşlık eder ve varoluşun kambur yükünü sırtlanır. Sizi hafifletir ve ruhunuzun ve zihninizin rehberliğini gönüllü olarak yapar. O, bir dost, sadık bir yoldaştır.

Sorgulanmayan yaşam yaşanmaya değer değildir. Sokrates

Felsefe, bu zaruretle her yerde olmalıdır. O tüm kavramların zehirlendiği, erdemlerin sıfırlandığı, nesnenin yepyeni bir forma büründürüldüğü alternatif bir varoluş sahası yaratma gayretidir. Tamamen insandan yola çıkar ve bu süreçte yine insana gebedir. Felsefe yepyeni bir hayatın içine doğan üstün insanın yaratıcısıdır.

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.