Semavi Dinlerde Yaratıcı Korkusu

· Aklı, mantığı kullanamaz hale getiren ve yaşamı kabusa döndüren duygu,
· Benlikten doğan çelişkilerin cezası,
· Kişinin zarar göreceğine inandığı bir şey karşısında “Korku!” duygusu,
· Tanrı korkusu.

Korku: (Zayıflık-Aklı pasifize edip, insanın içini daraltan; endişeler uyandıran, değerini özgürce değerlendirmesini engelleyen özellik)

Korku, acizlikten doğar.

Tanrı Korkusu: Hakikatinizi idrak etttirici olan size nefretli edalarla ve şiddetli cezalarla gelmeyendir.… Allah ve ya Tanrı semavi dinlerde korkulacak, cezalandırıcı bir tanrı; bunu kendi kitaplarında açıkca göstermektedirler. Tanrı insanda varolan olumsuz duygulara sahip olmayandır aksini iddia eden varsa, o zaman onun adil olmadığını şiddet verici varlık olduğunu da iddia etmektedir. Tanrının insanlar gibi olumsuz duygulara sahip olduğunu iddia etmektedir.

Ölüm Korkusu: Semavi dinlere inancı olan bir insanın büyük korkularından biri de ölüm korkusudur.” İman edenler, “ölümü tadacakları an”dan(“O Saat”ten-Ölümden-Kıyametten) korku ile ürperirler ve bilirler ki o kesinlikle Hak’tır” bu cümle bir hadisten örnektir. Dikkat ettiyseniz ölüm korkusu açıkca gösterilmektedir. Sözü geçen iman edenlerin korkusu günahlı oldukları için var olan korku değildir. Onların korkusu dünyayı ve yaşamı kaybetmek korkusudur.

Korkutmacılık Yarışması: Bir ayette ve hadiste şöyle yazılmaktadır. (O hâlde onlardan korkmayın; Allah’tan korkun, eğer iman ehliyseniz”-İman edenler sadece (Esmâ’sıyla hakikatleri olan) Allah’a tevekkül etsinler.) Dikkat ettiyseniz burada Allah asıl korkulması gereken benim diye Şeytana meydan okumuştur. Açıkca söylemem gerekiyor ki bu çağrısı işe yaramıştır günümüzde sırf Allah adında olan varlıktan korktuğu için secde edenler vardır.

Vicdan muhasebesi için tanrıya ihtiyacımız yoktur. Biraz zekaya sahip herhangi birisi de vicdanını dinler, vicdan birazda mantık demektir, tanrı korkusu değil. Zaten tarih boyunca hiç bir yerde tanrı korkusundan doğan bir vicdan görülememektedir. Nedense dindarlar, tanrının sevgi dolu olduğunu söylerler ama neden bir cehennem yarattığını düşünmezler. Sevgi dolu bir tanrı cehennemi nasıl yaratır? Gerçekten sevgi dolu ise önce o cehennemi kaldırsın. Annesinin rahminde neden korkmuyordu insan. Annesinin rahminde olan bir bebeğin bir camiye ya da kiliseye gitmeyi düşündüğünü veya İncil, Kuran okumayı düşündüğünü duymadım; hatta Tanrı var mı yok mu diye de düşünmez. Her din diğer tarafı farklı bir şekilde düşünür çünkü her toplum, her kültür farklı bir coğrafyaya ve tarihe sahiptir. Örneğin, bir Tibetli diğer tarafı serin olarak düşünemez… Serin bile korku vericidir, soğuk ise imkansız. Tibetli, ölen insanın ısındığını ve yeni dünyasında hep sıcak kalacağını düşünür. Bir Hintli orasının her zaman sıcak olacağını düşünemez. Hindistan’da dört aylık sıcak mevsim bile çok fazladır ve bir de sonsuza kadar sıcakta kalmak mı? İnsan pişer! Klima gibi bir fikre sahip değillerdi ama Hinduların cennet tarifi sanki klimalı bir ortamı tarif eder… Hava her zaman serin, ne sıcak ne de soğuk, ama serin. Her zaman bahar ayı, Hindistan baharı… bütün çiçekler açmış, rüzgarda çiçek kokuları var, kuşlar ötüyor, her şey canlı; ama sıcak değil, serin hava. Bunu tekrar tekrar hatırlatıyorlar, sürekli serin hava dolaşıyor. Bu fikri ortaya koyan senin zihnindir; aksi halde Tibetli, Hintli ya da bir Müslüman için farklı olamaz. Bir Müslüman diğer dünyanın bir çöl gibi olacağını düşünemez… Arap çöllerinde o kadar çok sıkıntı çekmiştir ki. Diğer dünya bir vahadır – uçsuz bucaksız bir vaha. Yüz elli kilometre yol aldıktan sonra azıcık bir suyu ve birkaç ağacı olan küçük bir vaha değil. Onun için ölümden sonra ırmaklar, ağaçlar, kadınlar vardır. Çünkü sahrada yaşamış, susuzluktan bıkmıştır, hep kadınlarla birlikte olmak istemiştir.

 

Ave Ate Maledictum

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

3 YORUMLAR

  1. (Bringers Of Dawn – Şafağı Getirenler – Pleiades Bilgileri Alıntıları; )
    (parantezlerimiz; sözde tanrı, sözde iyi tanrı ya da sözde kötü tanrı vurgusu ya da algısı belirteci sadece, varlığı ya da yokluğu anlayışına ilişkin değil)

    Hatırlayın, bilinç her şeydedir ve hiçbir zaman icat edilmemiş, sadece olmuştur.

    Tanrının kimliği üzerine birçok yanlış inanç var.

    Evren, zaman içinde kendilerini yaratıcı bir şekilde ifade etme gereksinimini karşılamak içim evrimleşip her türlü yetenek ve işlev geliştirmiş olan zeki varlıklarla doludur. Varoluş ve bilincin ardındaki önemli olan şey yaratıcılıktır, yaratıcılık da birçok biçim alır.

    İnsanlar geleneksel olarak insan ırkının yapamadığı şeyleri yapabilenlere Tanrı demiştir.

    Tarihiniz, Tanrı olarak adlandırdığınız bir dizi ışık varlığı tarafından etkilendi. Bizim açımızdan bunlar gerçekten de müthiş enerjilerdi; neden yüceltilip tapınıldıklarını anlamak zor değil. (iyi Tanrı)

    Sizi gelişime doğru harekete geçirmek üzere gelenler tanrılara dönüştürüldüğünde bilgi çarpıtıldı. Çocukların kendi yapamadıklarını yapanları ilahlaştırması gibi, toplumunuz aynı yöntemi tanrısallık yaratmada kullandı, (iyi Tanrı)

    Size bu varlıkların gerçekten tanrılar olduğu, tapınmanız, boyun eğmeniz gerektiği söylendi. Bu paradigma şimdi büyük bir değişimin eşiğinde. Gerçek ortaya çıkacak. Dünya’ya bakışınızı bütünüyle değiştirecek bir gerçek bu. Görmek istemeyenlerin vay haline! Şokun yansımaları bütün dünyayı saracak. (iyi ya da kötü Tanrı)

    —-

    İnsanlar, hakları olan alanda yaşayıp birçok gerçekliği anlayabildiğinde çok boyutlu olma ve tanrılarla bir ve onlara eşit olma yeteneğine sahiptiler.Tanrılar (kk) bu yeteneğinize el koydu. Parası olan birinin şirket hisselerini alıp şirketi geçirmesi gibi, gezegenin fonları da bu tanrılar baskın geldiğinde o kadar boldu. Sizi büyük harfli Tanrı olduklarına inandırmak üzere genetik yapınızı yeniden düzenlediler. (Kötü Tanrı)

    Bunu yapan tanrılar olağanüstü uzay yaratıklarıdır. Manipülasyonun bir çok çeşidini bilir, pek çok yöntemle gerçeklileri farklı gösterebilirler. (Kötü Tanrı)
    Bilgisizlikleri içinde insanlar, bu uzay yaratıklarına büyük harfli Tanrı demeye başladılar.

    Büyük harfli Tanrı her şeydedir. (Varolan her şeydir)

    Sizin sadece, tapınılmak ve kafanızı karıştırmak isteyen ve Dünya’yı bir prenslik, bu özgür irade evreninin galaktik sınırında sahip oldukları bir yer olarak gören küçük harfli tanrılarla işiniz oldu.

    Gezegen üzerinde kitle histerisinin oluştuğunu görecek, bununla birlikte yaşayamayacaksınız. Kitlelerin budalalıktan ibaret sahte bir tanrıya doğru gittiğini göreceksiniz.

    Alıntı/Kaynak
    http://kasyopyadeneyi.tr.gg/Pleyades–Oe-%26%23287%3Bretileri-1.htm

  2. İyi Tanrı/kötü Tanrı;

    Mitoloji;
    Gökten gelen Uygarlıklar;
    İnsanlara evrenin/varlığın yasasını doğasını anlatanlar;
    İnsanlığın üzerine korku yağdıranlar;
    Yüce ve yüksek görülüp tapınılanlar;
    Korkutucu görünüp, korkulup tapınılanlar

    Din; Kanallık;
    Evrensel zeka ya da diğer benliklerle iletişim;
    Çoklu ve diğer iletişimler;
    İyi Tanrılarla ve kötü Tanrılarla iletişim;
    İyi benlikler ve kötü benliklerle iletişim;


    Din,Yol,Öğreti;
    İnsanlığı bi aradalık, birlik irade, birlik eylem ve inanç içinde tutma ve odaklama çabası;
    Yüce çaba, bozulmuş amaç, bozulmuş öğretiler;
    Yere batımış yeryüzü,Karanlıklara boğulmuş/boğulacak nesiller;
    Bilgisizlik

    Korku kökensiz değildir; Korkutan vardır, olmalı;
    Ama ondan ya da korkutandan korkmak kökensiz; gereksiz;
    Ne güçlüdür, ne Tanrı;

  3. Nuh suresi (14. ayet) “Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır”

    Allah evreni dünyayı insanları aşma aşama yarattı ilk önce şunu bilmelisin ki 4 büyük kitap inmeden önce de yanin senin dediğin MÖ MS hiç farketmez, Hz. Adem (as) sonra bizim peygamberimize kadar binlerce milyonlarca peygamber gelmiştir ve nitekim bunu bilmekteyiz ve sen en fazla bilsen bunaların 25 30 tanesini bilirsin, toplumların bu seviyeye kadar gelebilmeleri için yani Kur’an-ı Kerimi anlayabilmeleri için bundan önceki 4 kitap olduğu gibi onlardan da önceki kitapları sahifeler göndermiştir ve insanları gerek zaka yönünden gerek ahlak ve gerekse temizlik birçok şey yazılır. geliştirmek ve sonraları inecek olanlara hazırlık vardır ve şunu da belirteyim bunu bizzat inen sahifelerden ve 4 büyük kitaptan görebilirsin her zaman bir kitap kendinden sonra geleçek kitabada vurgu yapmıştır. yani bir hazırlık, o aşamalar olmasaydı sen şuan bir ayeti kerimeyi okuduğunda ne anlama geldiğini bile bilemezdin her şey bir hazırlık.

    Yaşadığımızda dünya da bir hazırlık.

    30/8 – Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki, Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? Gerçekten insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
    Ayet-i kerimede dediği gibi işte sende asıl bundan korkuyorsun kendini inandıramıyorsun bu gerçeği dedin ya bana hiç korkmuyor musun tamam olsun farzedelim ki böyle bir şey yok ben ne kaybederim hiç çünkü emredilen hiç bir şey benım için bir kötülük arz etmiyor. Peki sana soruyorum ben yok diyorum ya hadi ya varsa SENİN halin nice olur…

    Korkuya gelince biz Allah’ın bize yasak kıldıklarından korkarız ona sığınırız, biz Elhamdülillah ona yöneliriz ki Allah ‘u Teala ya gerçekten iman etmiş bir kimse ona kavuşmayı diler korku nedir bilmez ölümden korkmaz, ölüm onun için düğün gibidir sevgiliye kavuşma gibidir.

    Allah ‘tan korkmak onun yasak dediği şeklerden korkmak anlamında dır, elbette ki ondan korkacağız ama ne anlamda O ‘ nun yüceliiği varlığının azameti varlığının kudreti varlığının bekası varlığının vahtaniyeti ‘ den korkmalıyız eğer bir zerre dahi böyle ir endişe taşımıyorsan sonuç çok büyük hüsran.

    Bir de şu yönden bakalım senin çok sevdiğin çok değer verdiğin bir kişi var diyelim onun her dediğini yapmaz mısın ve bu çok sevdiğin kişi seni imatihan eder değil mi sen fark etmeden bazı isterklerde bulunarak… biz de böyleyiz ki Allah ‘u Teala nın bizim ibadetlerimize de ihtyacı yok bizim inanmamıza da ihtiyacı yok ama görmek için gerçekten görmek için ben onları seviyorum onlar benı derece sevecek işte bunu (basar) görmek için yapar. Allah tabiki hepimizi çok seviyor ve hepimiz eninde sonunda cennete gireceğiz bunun müjdesini de vermiştir. fakat: biraz önceki örneğe bakarsak SEN sevdiğin kişinin isteklerini yerine getirmedin bir değil iki değil üç değil o kişi sever mi seni (sevmez), (sevebilir) neden o kdar büyüktür ki kalbi kırlır ama yinede sever.

    Allah u Teala da şöyle der Elbette ki hepiniz cennetime gireceksiniz fakat ameli kötü olanlar cehennemi görecek sonra girecek ve o an ki pişmanlık orada ki lezzet yok böyle bişi…
    Tamam bunu da gecelim…

    Diyor ki yazıda işte çölede yaşayan biri öldüğünde yada ölümden sonra ki yaşamında huriler kadınlar yeşillikler falan… yok böyle bir şey sen orada verilen ikramları dünyayla kıyaslayamazsın burada ki bir kadından aldığın binlerce zevkin bir zerresi ile bile kıyaslanamaz, buna ne güçün yeter ne aklın… ki orda nefis duygun olmayacağı için böyle şeyler aklına bile gelmeyecek zaten. Allah ‘u Teala nın o azamatini gördüğünde ona kendiini affettirmenin günahlarından pişman olmanın yüz kızarıklığı ile aklının ucundan bile geçmeyecek.
    Sana akıl veren Allah ellerini hareket ettiren yediğin yemekten lezzet aldıran inanılmaz bir tatla izlediğin güzellikleri gösteren Yüce Rabbim ne yücedir.
    Şuan su satırları okurken öldüğünü ve gerçekten inanmıyorsun ya gerçekten böyle bir şeyin karşına çıktığın o sorgu sualde ne cevap vereceksın.
    Dikkat et bence aklından geçirdiklerin ve aklına gelmeyenler seni senden daha iyi bilen Allah seni uyarmadan uyan gaflete düşme
    Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)
    Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri! (BAKARA/155)
    işte Allah ‘u Teal a Kur’an- Kerimde apacık yazmış sabır herşeyin başı sabır herhangibir açıklama yapmaya gerek bile yok…

    Nuh suresi (14. ayet) “Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır”

    Allah evreni dünyayı insanları aşma aşama yarattı ilk önce şunu bilmelisin ki 4 büyük kitap inmeden önce de yanin senin dediğin MÖ MS hiç farketmez, Hz. Adem (as) sonra bizim peygamberimize kadar binlerce milyonlarca peygamber gelmiştir ve nitekim bunu bilmekteyiz ve sen en fazla bilsen bunaların 25 30 tanesini bilirsin, toplumların bu seviyeye kadar gelebilmeleri için yani Kur’an-ı Kerimi anlayabilmeleri için bundan önceki 4 kitap olduğu gibi onlardan da önceki kitapları sahifeler göndermiştir ve insanları gerek zaka yönünden gerek ahlak ve gerekse temizlik birçok şey yazılır. geliştirmek ve sonraları inecek olanlara hazırlık vardır ve şunu da belirteyim bunu bizzat inen sahifelerden ve 4 büyük kitaptan görebilirsin her zaman bir kitap kendinden sonra geleçek kitabada vurgu yapmıştır. yani bir hazırlık, o aşamalar olmasaydı sen şuan bir ayeti kerimeyi okuduğunda ne anlama geldiğini bile bilemezdin her şey bir hazırlık.

    Yaşadığımızda dünya da bir hazırlık.
    30/8 – Kendi içlerinde hiç düşünmediler mi ki, Allah göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre için yaratmıştır? Gerçekten insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
    Ayet-i kerimede dediği gibi işte sende asıl bundan korkuyorsun kendini inandıramıyorsun bu gerçeği dedin ya bana hiç korkmuyor musun tamam olsun farzedelim ki böyle bir şey yok ben ne kaybederim hiç çünkü emredilen hiç bir şey benım için bir kötülük arz etmiyor. Peki sana soruyorum ben yok diyorum ya hadi ya varsa SENİN halin nice olur…
    Korkuya gelince biz Allah’ın bize yasak kıldıklarından korkarız ona sığınırız, biz Elhamdülillah ona yöneliriz ki Allah ‘u Teala ya gerçekten iman etmiş bir kimse ona kavuşmayı diler korku nedir bilmez ölümden korkmaz, ölüm onun için düğün gibidir sevgiliye kavuşma gibidir.

    Allah ‘tan korkmak onun yasak dediği şeklerden korkmak anlamında dır, elbette ki ondan korkacağız ama ne anlamda O ‘ nun yüceliiği varlığının azameti varlığının kudreti varlığının bekası varlığının vahtaniyeti ‘ den korkmalıyız eğer bir zerre dahi böyle ir endişe taşımıyorsan sonuç çok büyük hüsran.

    Bir de şu yönden bakalım senin çok sevdiğin çok değer verdiğin bir kişi var diyelim onun her dediğini yapmaz mısın ve bu çok sevdiğin kişi seni imatihan eder değil mi sen fark etmeden bazı isterklerde bulunarak… biz de böyleyiz ki Allah ‘u Teala nın bizim ibadetlerimize de ihtyacı yok bizim inanmamıza da ihtiyacı yok ama görmek için gerçekten görmek için ben onları seviyorum onlar benı derece sevecek işte bunu (basar) görmek için yapar. Allah tabiki hepimizi çok seviyor ve hepimiz eninde sonunda cennete gireceğiz bunun müjdesini de vermiştir. fakat: biraz önceki örneğe bakarsak SEN sevdiğin kişinin isteklerini yerine getirmedin bir değil iki değil üç değil o kişi sever mi seni (sevmez), (sevebilir) neden o kdar büyüktür ki kalbi kırlır ama yinede sever.

    Allah u Teala da şöyle der Elbette ki hepiniz cennetime gireceksiniz fakat ameli kötü olanlar cehennemi görecek sonra girecek ve o an ki pişmanlık orada ki lezzet yok böyle bişi…
    Tamam bunu da gecelim…
    Diyor ki yazıda İşte çölede yaşayan biri öldüğünde yada ölümden sonra ki yaşamında huriler kadınlar yeşillikler falan… yok böyle bir şey sen orada verilen ikramları dünyayla kıyaslayamazsın burada ki bir kadından aldığın binlerce zevkin bir zerresi ile bile kıyaslanamaz, buna ne güçün yeter ne aklın… ki orda nefis duygun olmayacağı için böyle şeyler aklına bile gelmeyecek zaten. Allah ‘u Teala nın o azamatini gördüğünde ona kendiini affettirmenin günahlarından pişman olmanın yüz kızarıklığı ile aklının ucundan bile geçmeyecek.
    Sana akıl veren Allah ellerini hareket ettiren yediğin yemekten lezzet aldıran inanılmaz bir tatla izlediğin güzellikleri gösteren Yüce Rabbim ne yücedir.
    Şuan su satırları okurken öldüğünü ve gerçekten inanmıyorsun ya gerçekten böyle bir şeyin karşına çıktığında o sorgu sualde ne cevap vereceksin???
    Dikkat et bence aklından geçirdiklerin ve aklına gelmeyenler seni senden daha iyi bilen Allah seni uyarmadan uyan gaflete düşme
    Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz. (ENBİYA/35)
    Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri! (BAKARA/155)
    işte Allah ‘u Teal a Kur’an- Kerimde apacık yazmış sabır her şeyin başı sabır herhangibir açıklama yapmaya gerek bile yok…
    Teşekkür ederim
    Saygılarımla…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Ölüm Başka Birine Benzemektir

ölüyü hep dışarıya gömeriz ölüm dışarıda olmayı özlemektir başka birine benzemektir bize benzeyenlerden uzaklaşma fikridir ölüm her benzeyen aynı zamanda ölüdür bu yüzden benzer ölüler aynı yere gömülür dışarıya doğru...

Boyut Kavramı ve Fraktallar

Felsefe düşüncenin ürünüdür. Felsefe yapan insanda bilgi, sezgi, mantık ve soyutlama yeteneği gibi düşünceden türeyen birikimlerin bulunması gerekir. Soyutlama yeteneği sayesinde özel durumlardan genel...

Kaburga

Karanlık, homojenliğini yitirdiğinde gerçekler gölgede kalır, sahte olan ne varsa etrafını sarar, seni aydınlatacak ufacık bir ışık arar durursun; şanslıysan bir kaçış yolu belirir...

Hayat ve Bilim

Quid fas optare, quid asper Utile nummus habet, patriae charisque propinquis Quantum elagiri deceat, quem te Deus esse Jussit et humana qua parte locatus es...

Bir Kurtuluş Hikayesi: Stalker

Koca bir evreni içinde taşıyan insan: İşte benim tek ilgi odağım. Zira hayat, her zaman hayal gücümüzden daha zengindir. Bu yüzden gerçek bir sanatçı,...

Ölü Bebekler Diyarı

Sanatın içine karanlığı, şiirin içine acıyı katmayı emretti tanrı. Ve böyle durumlarda çığlık atmamayı... Bu yüzden canlılara değil, ölülere aşık oldum hep... Ölü bebekler...

Dil ve Polemik Sanatı

İnsan kendi kişisel zaferini polemik başarısı ile sağlar. Bu kendi zihninde ve etrafında olan ya da meydana gelen kargaşadan-kavgadan çıkardığı tasarımlardır. Başarı derece olarak...

Hayatı Boyunca Susan Bir Çocuktu Gençliğim

Yağmur sonrası toprak kokan şiirler Gür ormanların ikliminden Bir ikindi vakti Sessizce Odamın en kahpe yerine En orospu haliyle Sırnaşıyordular. Ve kadın Sırf stabil düşler kurabilsin diye Tüm bilekler, tüm bacak araları ve...

Düşerek Yükselmek‏

Burada kendi kararımla yazmıyorum ve yazmak fikrinde de değilim. Ben sadece bana aktarılanları sizlere aktarıyorum. Bana bilgi verenin varlığını göremeyebilirsiniz, duyamayabilirsiniz, hissetmeyebilirsiniz. Bu yazılarımın...

Yeni Kapınız Hayırlı Olsun

Sultan IV. Murat, kılık değiştirerek halkın arasında dolaşmaktan çok hoşlanırmış. Koyduğu yasaklara uyulup uyulmadığını da yerinde denetlermiş tebdil-i kıyafet gezerken. Bir gün yine kılık...

Schopenhauer Felsefesi

Felsefe bilindiği üzere hayatın içindeki rahatsız ve sorgulayan bireyin ilgi alanına girmektedir. Buradan hareketle felsefe getirdiği çözümlemelerle var olan hayatın mevcut giriftliğine veya basitliğine...

“Hepimiz Her Birimiz İçin; Her Birimiz Herkes İçin!”

Nietzsche önermiş olduğu bu seçkinler toplumunun sürekli rekabet ve savaş durumunda, yani toplumun her bakımdan hep gerginlik halinde örgütlenmesi sonucu oluşabileceğini ileri sürmektedir. Buna...

Meyvelerin En Güzeline

Bugün dördüncü günümüz bitanem Artık eskisi gibi güzel de korkmuyorsun Sarılıyorum sana konuşuyorum yine de Duyduğunu umuyorum Yarım kalmış öyküler biriktiriyorum Tütünden sararmış parmaklarımla Dokunuyorum eskimiş şiirlerine Yakıştıramıyorum soluk bedeni sana İrkiliyoruz...

Fantastik Bir Ölüm Üstüne: Zeus

Yapmış olmak güzeldi ki en iyi yaptığım şeydi bu hayatta. İki el yordamıyla şekillendirip, içine biraz kötülük ve biraz da acı katmak, işte tüm...

Putların Batışı

Yüz elli sayfa bile tutmaz bu yazı; sesi şen ve uğursuz tınlar, gülen bir cindir, –öyle kısa zamanda yazılmıştır ki, kaç günde olduğunu söylemeye...