Tanrı ve Dahası

Herkesin hayaletleri vardır. Şizofreninin kuytularında kaybolan karanlık bedenler gibi korkusuzca oradan oraya savrulan… Bir gölgenin ardına saklanıp tanrısal bir güzellik edasıyla sizi kuşatıp saran hayaletler…

Tanrı, bu hayattaki en estetik kaçkınlığın diğer adıdır. Yepyeni bir dünyanın anahtarı gibi görünse de o, tamamıyla kendisine has bir işkenceyi müjdeler. Bunu yaparken sadece insanlığa ihtiyacı vardır. Yarattığı hatta yaratıldığı o sığ güruha… Bu yüzden artık biliyoruz ki tanrı, insanlığın en nadide sıfatlarındandır. Ölümcül ve kuşatıcı etkisiyle kendisine esirler yaratmakta üstüne yoktur. Tanrı, bu hayatın ve onu yaratanların bir diğer yansımasıdır, insanlığın yarattığı heyecan verici bir sanat eseri gibidir.

Hayat, içi boş çürümüş bir elmanın diğer yarısıdır. Diğer yarısı da insanlıktan ibarettir. O mutluluğu ve sevinci dua haline getirmişlerin sığınağıdır. Göbek adı “yalan” olan olgun bir erkektir. Umarsız bir dev gibi mesnetsiz bir şeydir. Nefes alan her şeye düşmandır çünkü herkesi kendisine benzetmeye çalışan inatçı bir hayvan edasıyla etrafta dolaşır.

Bazıları güçlü doğar. Bazıları yok etmeye meyillidir. İşte bahsettiğim hayatın en ezeli düşmanı bu tiplerdir. Soluduğun havayı zehirleyerek seni ele geçirmeye çalışır. Bunu yaparken korkularını kullanır. Hayat, korkulardan beslenir. Zayıflıktan güç alır. Bu yüzden dünya, zayıfların cirit attığı bir yerdir. Bu olan bitenin tek mimarı ise tanrıdır, tanrı olgusudur.

İllüzyonist bir mimar… Evet durum böyle, ne yazık ki “ulu mimar” kendisine körlerden ve zayıflardan bir ordu kurmuştur ve devamı içinse insanlığı müjdelemiştir. Bu topluluğun yönetim şekli ise “sıradanlığın demokrasisi”dir. Bu yüzden hayat ve tanrı, ahengini yitirmiş yazarı belli olmayan iki şiir gibidir.

Sakın düşünme!

Hayatın yaratıcısı tanrı size bunu emreder: Düşünme! Emreder, çünkü her düşünüş eylemi tanrıya ve onun düzenine hakarettir. Tanrı hayattır, hayatsa tanrı…

Bu durumda insan ne yapar? Tabii ki siner, korkar ve kendisini düşünmekten vazgeçer. Bu da yetmez kendisini cezalandırır ve aşağılar. Çünkü tanrı olmayanların düşünmeye hakkı yoktur. İnsan, koşulsuz kabullenmeye en elverişli makinedir.

Ne mutlu ruhta yoksul olanlara!
Çünkü göklerin hükümranlığı onlarındır.
Ne mutlu yaslı olanlara!
Çünkü onlar avutulacaklar.
Ne mutlu yumuşak huylu olanlara!
Çünkü onlar yeri miras alacaklar.
Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara
Çünkü onlar doyurulacaklar.
Ne mutlu başkasının acısına ortak olanlara!
Çünkü onlar acılarında destek bulacaklar.
Ne mutlu yüreği temiz olanlara!
Çünkü onlar Tanrı’yı görecekler. (Luka 6:20-23)

 

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikGözlerin
Sonraki İçerikÜç Frenk Havası

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Her Bir Şey Her Şey’e mi Bağlıdır?

Her Bir şey ve Her şey, var olanların tümünün içeriği olan iki noktanın sıfatlarıdır. Her Bir şey’den açıklamaya başlarsanız, başladığınız herhangi bir şey Başlangıç olmuş...

Yenilgin

Ben sadece seni özlemiyorum. Ciğerimi deşiyorlar, gölgeler geçiyor ruhumdan, tenim tenine sesleniyor. Ben sadece seni özlemiyorum. Biraz hoş sohbet oluyoruz göğe, biraz kana karışan alkol.. Ben sadece seni...

İnancın Derinliği‏

Üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de "İnanç"tır. İnanç konusunu herkesle tartışmazsınız. Çünkü karşınızdaki yeterli bilgiye ve anlayış, hoşgörüye sahip değilse siz suçlanırsınız. İnanç...

Dücane Cündioğlu: Leyla’ya Kavuşmak Hangi Mecnun’un Haddine?

Yazar Dücane Cündioğlu, son kitabı ‘Motto’yu, bir tür çatı arası metrukatı, evrak-ı perişan olarak tanımlıyor. Çünkü Kapı Yayınları’ndan çıkan kitap, Cündioğlu’nun bugüne kadar sosyal...

Çarpmayan Ekmek’ler

Çocukken çok yoksul bir ailenin evladı olduğum için, bir ekmek fırınında çalışmıştım. 10 yaşlarında falandım o zamanlar. Her taraf ekmek kırıntısıydı. Bolluktan mıdır, yoksa fırın işçilerinin...

İnsanlığın Hatalı Coğrafya Bilgisi

İnsanlığın hatalı coğrafya bilgisidir iki kutuplu dünya haritaları. Fakat dünya iki kutuplu değildi. Kim demişti. Kim anlatmıştı bize kuzey ile güney kutuplarını. Bak acıya...

Öğelerin Bölünmezliği

Evrende yok oluşun ardı gelmeseydi, yok olurdu Nesneleri kuran ana varlığın öğeleri de, Baştan beri geçen günler, akan süre içinde, Bir nesne kalmazdı kurmak için yenilerini, Belli bir...

Uygar İnsan Ve Uygarlık

Uygar insan olmak bir diploma sahibi olmak ve bilgi biriktirmiş olmaktan öte bir yaşam tarzıdır. Bu açış konuşmasında uygar insan olmanın ölçütlerinden söz edeceğim....

Felsefe ve İnsan

Anlama ya da sonlandırma felsefe açısından yararlı (ya da ahlaki) bir davranış değildir. Felsefe zoru sevme ve ona tapma eğilimindedir. Önemli olan şeyse bilgisine...