Videodrome

Gerçekliğin fena halde alt üst edildiği bir film… Cronenberg klasiği ve bir teknoloji-insan ironisi daha… Sanrılar ve gerçek artık yan yanadır ve birbirinden ayrılamayacak kadar güçlüdürler. Videodrome, sapkınlık ve şiddet unsurlarının insan psikolojisini nasıl etkilediğini (Max Renn üzerinden) anlatıyor.

Kült mertebesine erişen Videodrome aslında içerik ve üslup olarak Cronenberg tekrarı ama bu işi mükemmel yapan da bu zaten. Teknolojiye tapınma, sapkın cinsellik, toplumsal ahlak, tehlikeli içgüdüler ve fantastik bir dünyayı izleyicinin seyrine sunuyor: izlenmesi gereken bir Cronenberg dehası… Erkeksi sanrı ve fantezilerle bezenmiş bir dünyanın kapılarını aralıyor ve sizi canavarlaşan bir teknolojiyle baş başa bırakıyor.

Videodrome (1983, Canada), film endüstrisinin özünde neyle ilgilendiğini gözler önüne seriyor. Video kültürünün bir zamanlar insan hayatını ne kadar etkilediğinin de bir kanıtı sanki. Bu yönüyle yine bir hiciv özelliği barındırıyor. Gerçek cinayetlerin ve şiddetin kol gezdiği bir dünyayı çok iyi tasvir eden Cronenberg, kapitalist dünyanın acımasızlığını ve insanı ne hale getirdiğini de kameraya yansıtmış. Böylece ortaya hissizleşen ve sadece zevkin sularında kaybolmayı yeğleyen bir insan çıkmış. O da bizim film yapımcısı Max Renn’ den başkası değildir.

Max Renn’ in kişisel merakına ve erkeklik içgüdülerine yenik düşmesi filmin ana kaygısıyla çok iyi örtüşüyor. Yanılgılar ve cinsel dürtüler… İşte Max Renn’ in tapındığı şeyler… Film boyunca hayaller ve sanrılar onun can simidi gibi etrafta yüzüyor. Harika efektler ve görkemli bir konu… Ve tabii ki yine Cronenberg farkı…

İyi seyirler…

Yönetmen: David Cronenberg
Senaryo: David Cronenberg
Yapım: 1983 Kanada, ABD Süre: 93 Dakika
Oyuncular: James Woods, Deborah Harry, Sonja Smits, Peter Dvorsky, Leslie Carlson, Jack Creley

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Seni Seven Kaderindir!

Bazen hiçbir şey hissetmezsin. Sabrın kalmaz, öfkenden deliye dönersin. Çünkü hayat uzaktır o an, çünkü kendine tahammül edemezsin. Boş, bomboş hissedersin. Hiç kimse yoktur yanında, yalnızlığını dahi görmek istemezsin. Çünkü yoksundur. Gölgelerle yaşadığını farkedersin. Kalbin ağırlaşır, nefesin sıklaşır… Evet, bir bir uzaklaşır anılar, sesler, görüntüler… Hissedemezsin. Ardından...

Baş Rahibenin Irzına Geçmek

insanın kağıt üstünde kıçını açması kimilerinin ödünü patlatır ve patlatmalıdır da: yazdıkça kendilerine "eleştirmen" sıfatını yakıştıranlara karşı gardın düşer. kaçıkların harbi tuhaflıklarını kendilerine yapılmış hakaret sayarlar. şiirin gizemli munis ve neredeyse anlaşılmaz olmasını yeğlerler. yüzyıllardır bozulmadı oyunları. züppelerin ve sahtekarların mabedi oldu bu şiir. mabedin karıştırılmasını baş rahibenin ırzına geçilmesi ile bir tutarlar. ayrıca, karılarını, arabalarını, sevgililerini, ve üniversitedeki işlerini kaybetmeleri de demektir. akademisyenlerin korkması için neden çok ve kalleşçe savaşmadan ölmeyecekleri kesin ama biz çoktandır hazırız ara sokaklardan geliyoruz, barlardan, cezaevlerinden, onların şiiri nasıl yazdıkları bizi...

Senin Ellerinde Gümüş Zambak Gülüşlerin Var

Senin ellerinde gümüş zambak gülüşlerin var Yüzüme imza tutan esmer altın kırbaç dokunuşların Bağrında tomurcuklanan, umudun sallanan başaktan dirliği Baharı haykıran ruhununun mezardan kalkan perçemleri Yürürlükte ki yıldızların, yüzüne düşen yaprakların cıvgınları Mevsimlerinin burgulu papatyalari, kaderin kokan çiçeklerin sarı açan salkımları Senin bu ellerindeki gülüşün, benim tuttukça yürürlüğe giren yüzümün hüzünlü yalazlanışı var Kelepçe...

Darkness Falls

Eskiden sevgiyle aldığımı şimdi öldürerek alıyorum… Bir diş perisinin kin ve nefret dolu acımasız sözleri bunlar… Bundan 150 yıl önce başlar her şey. Matilda küçük çocuklarla anlaşabilen ve onların sevgisini kazanmış biridir. Yaptığı şey çocukluğu terk edip ergenliğe giren çocukların son dişlerini para (bir çeyreklik) karşılığında toplamaktır. Ama bir...

Haçlılar ve Haçlı Zihniyeti

Sadece Müslüman dünyasında muhafazakâr çevrelerde değil, çağdaş Batı'da da Haçlılık eleştirilen bir tarihî gelenek oldu. Gelecek yıllarda, meşum 1204 yılı yani IV. Haçlı seferlerinde Bizans İstanbulu'nun istilâ ve yağma edilmesinin 800'üncü yılı anılacak ve tabii hoş bir hava olmayacak. Çünkü hıristiyan aleminin yarısı, öbür yarısına bazı tarihî metinler...

Kan ve Kan

Her ailede melekler de bulunur, şeytanlar da… Joseph Roux Bir ayağı kanepenin ucundan sarkmıştı. Sağ ayağındaki çorabı heyelana uğramış toprak gibi kaymıştı ayağından. Bir intiharın kararsızlığı gibi sallanıp duruyordu düşmek kalmak arasında. Ama düşmemişti. Düşmesine ramak kala sıkıca tutunmuştu. Sol ayağındaki çorapsa sıkı sıkı çekilmiş, başparmağı da delikti. Kan lekeleriyle...

Çeviri

Bizde çevirinin Tanzimat ile başladığını biliyoruz. Am o zaman yapılan şiir çevirilerinde bir yabancı ozanı, deyişi, düşüncesi, biçemi ile bir yabancı ozanı bulmamız olanağı yoktur. Sanki o yabancı ozanlar, bizişm Tanzimat ozanlarının biçemine sığınmış gibidirler. Gerçek şiir çevirisi ise bizim kuşakta olmuştur. O dönemde, şiir çevirirken şiir...

Lirik Şiir

Çağdaş şiire ve en iyi temsilcilerine bir göz attığımız zaman, onun çok karmaşık yapıda karma bir hal aldığını kolaylıkla görürüz... Lir doğaüstü bir ruh halini, ruhun şarkı söylediği, ağaç, kuş ve deniz gibi şarkı söylemek zorunda kaldığı yaşam yoğunluğunu anlatır. Matematiksel yöntemleri anımsatan bir yargılamayla (muhakemeyle) şöyle bir...

Uyurken Beynimizde Neler Oluyor?

Eğer bir insanın başına 'elektroensephalograf (ezberlemeniz gerekmez!) adını taşıyan bir cihaz bağlarsanız, o insanın yaydığı beyin dalgalarını kaydedebilirsiniz. Uyanık ve hareketsiz durumdaki bir insanın beyni, saniyede 10 kez salınım yapan 'alfa' dalgaları yayar. Hareketli bir insanın beyni ise, salınımı iki kez fazla olan 'beta' dalgaları yayar. Uyku sırasında...