Ay Üzerindekl Esrarengiz Kubbeler

İngiliz astronomu Dr. H.P. Wilkins uzun süreli gözlemleriyle, Ay üzerinde çaplan 200 m.’ye kadar çıkabilen ve sayıları son yıllarda daha da artmış olan 200 kadar beyaz kubbe tesbit etmişti. İşin tuhafı bu kubbelerin zaman zaman yer değiştirdikleri de gözleme dayanan bir gerçekti.

Daha da tuhaf olan şu ki, bu Ay Kubbeleri, Ay uçuşları sırasında Ay’ın dünyadan görünmeyen yüzünde de gözlenmişti. 1964 yazında Renger-7 adlı yapma uydu Ay’ın 4320 adet fotoğrafını çekmişti. Bunlardan bazıları daha önceden hiç görülmemiş manzara resimleriydi. Renger-8 adlı uydu ise 7.000 resim göndermişti. Bu resimlerde, Harvard Üniversitesi’nin yayın orgam «Sky and Telescope» isimli dergide bahsettikleri Ay Kubbeleri açık olarak görünüyordu. Aynı kubbeler 1 930’larda da Fransız astronomları tarafından gözlenmiş ve rapor edilmişti. Bunların dünyadan teleskopla bakıldığı zaman görülebilmeleri için, bilim adamlarının belirttiklerine göre yaklaşık olarak 250 metre çapında olmaları gerekmektedir.

Konuyu örtbas etmek isteyen Amerikan Savunma Bakanlığı’nın yetkilileri bunların büyük volkanlar olduklarını söylemişlerdir. Eğer Ay’daki volkanlar bu şekilde oradan oraya yer değiştirebiliyorlarsa, bunlar herhalde dünyadakilerden çok farklı olsa gerek… Diğer bir kısım bilim adamları da, bu kubbelerin diğer gezegenlerde yaşayan insanların Ay’da kurdukları üslerden başka bir şey olamayacağını söylemektedirler.

Philadelphia’dan, Franklin Üniversitesi Planeteryumu Direktörü J.M. Lewitt, «yirmi ya da daha az yıl sonra Ay’ın yüzeyi dünyalılarca inşa edilmiş olan kubbeli köylerle dolacak,» demektedir. Dr. Lewitt, plastik yapılan yansıttıkları ışıklarla dünyadan gözlenebileceğini de ifade etmektedir. Dr. Lewitt, burada son yıllarda Ay’da gözlemlenen yüzlerce esrarengiz kubbelerden söz etmemektedir. Bu kubbeier Dr. G. Kuiper ve birçok astronom tarafından da gözlemlenmiştir. Fakat kendisinin bu fikri akıllara derhal Ay’daki bu esrarengiz yuvarlak yapıları getirmektedir.

Son yıllarda Ay’ın çeşitli bölgelerinde gruplar halinde bu yapılara rastlanmaktadır. Bunlar tamamen yuvarlaktırlar ve teleskoplardan beyaz olarak bazan toplu halde kaybolurlar ve değişik ya da aynı biçimlerle Ay’ın diğer bölgelerinde yeniden ortaya çıkarlar. Dr. Kuiper bunların kökenieri ve anlamlarının bir bilmece olduğunu söylemektedir. (Binbaşı Donald Keyhoe, NICAP – Bulletin, Ocak 1 959)

Uzay Üssü Ay, Gizemli Yapay Planet
Bilim Araştırma Merkezi, 1979

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Her Acı Daha Sert Notaydı

Kalp bakireliğinin yanında seri bir cinsellikle bir kez daha kırılmıştı kalbi. Her ilişkisini piyanonun tuşlarına benzetiyordu. Her ilişkisini aşk sandığında daha sert notayla karşılaşıyordu. Kulağını tırmalıyordu. Tekrarlamadı kadın, bilerek yapmıyordu. Doğru nota sanmıştı her ilişkisini. O, insan ruhunu okşayan sesi arıyordu. Aramaktan vazgeçmeyecekti ama bir önceki gibi olmasını istemiyordu....

Çocuk Hastalıkları ve Ölümleri

Şuurları dünyada henüz gelişmeden kısa bir süre ikametten sonra dünyayı terk eden veya sakatlıklar içinde kıvranan çocuklara sık sık rastlanır. Söylendiği ve bilindiği gibi dünyaya gelmekten amaç birtakım ıstıraplı deneyimler geçirmek ve bu şekilde yükselmek ise henüz bu deneyimleri kavrama çağına girmeden ölmenin veya ıstıraplar içinde kıvranmanın...

Kendine Bir Canavar Yaratmak

Özlemiştim baharı, çok iyi oldu tekrar yola çıkmak. Trende eve dönerken henüz çiçeklenen her bir ağaca selam veriyordum sanki. Çok da hızlı değildi tren. Aklımdan sadece eve döner dönmez eşyalarımı bırakıp Jerzy'i bulmak geçiyordu. Öyle de yaptım. Küçük dereyi tahtaların üzerinden yampiri adımlarla bir çırpıda geçiverdim. E...

Aydınlanmacılık, Barış, İnanç ve Özgürlük

Bu yazının amacı genel olarak dinler, özel olarak da tek tanrılı dinler adına yürütülen savaşların temellerini sorgulamaktır. Bunu yaparken ilkesel olarak dinler ile onlara temel oluşturduğu iddia edilen inanç arasında bir ayırım yapılmasını öneriyorum. Dinler dünyevi meseleleri ve ilişkileri düzenlemek ile ilgili ahlaki, kültürel, estetik, toplumsal ve...

Gece Gelen Yokluğun

Enigma, şarap ve duman. Bir uçurum var arkamda, düşmeli miyim sana doğru? Yürümeli miyim yoksa gururla? Anlamsız bir döngüyle sarsıldı evim. Kapımda bekleşen gece varlıklarının homurtusu uyutmuyor beni. Çağırıyorlar. Beni sana götürmeye geldiler, biliyorum. Bak başladı işte. Utanıyorum pişman olduklarımdan. Kimsenin ısırmak istemediği küflü bir elma şimdi göğsün, hareketsiz! Çürüyoruz ikimiz de. Gece çöktü toprağına. Enigma, şarap ve duman! Solgun...

Direnmenin Estetiği

Varoluşun ereği sorgulandığında, bu dinamizmin altında zorunluluk yasasının yattığı dile geldi, ve bu yasayı idrak edenler artık özgür iradeleriyle onun üzerinde egemenlik kurabilirlerdi. Özgür irade o andan sonra zorunluluğun peşine düşmekten ibaret olacaktı. Sahip olduklarım çoğaltmak güdüsüyle o, yeryüzünü kuzeydeki buzullu Thule Adası’ndan Afrika’daki Ümit Burnu’na, batıdaki...

Varoluşçuluk

Önde gelen Fransız varoluşçu filozof Jean Paul Sartre, 1905’te Paris’te doğup 1980’de aynı şehirde öldü. Felsefe ve ortaokul öğretmenliği eğitimi aldı ancak çağının ana akımlarını yorumlamaya çalışan bir roman yazarı olarak ün kazandı. Sartre 1940’ta Almanya’nın Fransa’yı işgal etmesinin ardından gizli olarak mücadelesini sürdürdü ve Varoluşçu felsefe...

Davet

Hazır değilsin, tutkuya Onu basite indirgeyen Bir ortamın şaşkınısın. Arzu ile Kamber Tahir ile Zühre...Bile... Bunlar olağan kalır Korkarsın. Bu, evrendeki en büyük patlamanın Gücüne eşit değilse/ Ne? (belki ben de korkarım) Böyle bir olguyu, duyu- düşüncende Tartmayı dene. Hiç yaşamamış olmayı, korkudan, Yeğ tutarsın. Ama evrenler boyu Ve zamanlar boyu Uçabiliriz seninle. Korkudan usanmanın başlangıcıdır, bu. Gerçek bir aşk olur, çünkü Yakaladığımız an, bu oluşum...

Kayıp Bilgeliğin Habercisi

Onun ardından bir şey daha geldi. Solgun ve renksiz elbiseli... Yanında eşsiz karanlığını da getirdi bana. Gri cübbesiyle ayakucumda havada asılı duruyordu sanki. Her şeyin durduğunu, şeffaflaştığını hissettim. Zaman ve mekandan azade edilen ruhumu öptüğünü görebiliyordum. Sanki tanıyor gibiydim. Umarsızca dokundu varoluşuma, gecenin karanlığında süzülen bir hayalet...