Bir Şarkıya Bırak Çığlığını?

Bir masaya oturdum yanımda bir defter içine yazdığım şeyler ve kısık bir çığlık gibi kulaklarıma fısıldayan bir şarkı. Ellerimi öylece koydum masaya. Düşünmeye başladım her şey geçti üstümden. Hayat, ben, umut yaşamak, ağlamak… Bu kelimelerin bir anlamı yoktu artık. Anlam veremiyordum, sadece bakıyordum.

Bakmak, bir şeylerin geçeceğine inanmaktı ya da bir şeylerin olmayacağına, bu korkuyu üstünden atman gerektiğine karar vermekti. İnanmak, bilmiyorum artık bu kelimeye güvenim kalmadı. Bir şeylere inanmayı bıraktım çünkü bir şeylere inandıkça sürükleniyor ve ne olacağını kestiremiyorsun. Korkuyu öldürdüm yüreğimde. Gitmek isteyeceğim her yere gitmek için hazırım.

Bütün her şeyi hesapladım.
İlk defa doğru bir hesap yaptım oysa hep yarım bir matematiğe sahiptim.
Bir an o deftere yazdığım her şeyin ne kadar saçma olduğunu düşünmeye başladım.
Bir iki kelime çıkardım sayfalardan, güldüm.
Niye bilmiyorum ama güldüm.

Bir silgi olsaydı mesela her şeyi silecek bize yepyeni temiz bir sayfa açacak bir silgi. Ama o temiz sayfaya bir şey yazmak istemiyorum o boşluklara bakıp sadece gülmek istiyorum. Bir şarkıya bırakmak istiyorum çığlığımı o benim yerime bağırmalı. Kulaklarımda Cem Adrian’ın o tiz sesi, başucumda Sylvia Plath ve Nilgün Marmara’nın kitapları kendimi huzurlu hissediyorum.

Kitaplar… Onlara inanıyorum evet sadece kitaplara inancım kaldı. Hiçbir şeye inanmıyorum, hiçbir yere ait değilim. Kaçabileceğim kadar kaçacağım kalıplardan. Hiçbir kuralla, anlayışla uyuşan yanım yok, ben de yaşamı gitmek olarak algılıyorum. Dinlediğim şarkılar okuduğum kitaplar beni ben yapan şeyler… Durmamayı öğrendim yazdıkça. Artık biliyorum Tezer Özlü’nün dediği gibi “Benim en büyük mutluluğum her şeyden kaçmak… Her şeyden… Tüm çocuklardan… Tüm acılardan… Tüm sevgilerden..” Şimdi düşünüyorum da geçmişi, düğümlere takıldığım anları… “Pişman mıyım” diye soruyorum kendime? Ne yaptım ne yapmak istedim?

Hayır. Asla pişman değilim sadece yarım kaldım sadece bazı şeyler geçmedi hala o anlar hafızamda yitirmedim daha. Gözyaşlarımı akıtmak istemezdim başkalarının yanında, beni güçsüz görmemeliydi hiç kimse. Ondandır belki bu kırık kelimelerim. Yüzümdeki burukluk. Hiçbir zaman gülücükler saçan bir yazı yazmadım hayatımda. Bilmiyorum, mizacımdan mı yoksa yaşadığım ülkeden mi böyleyim, yani kırık, dökük? Beklide bu rüyadan uyanmalıyım. Çok uyudum ama dinlenmemiş gibi bedenim, daha bir yorgun gibiyim.

Sabit durmak istiyorum bu hayatta sadece sabit. Hiçbir şey olmasın, hiç kimseye karışmak istemiyorum. Saçlarımda deniz kokusunu artık hissetmek istemiyorum. Bu yüzden kestirmiştim saçlarımı. Ayaklarım beni sürüklemesin. Evet, galiba istediğim tek şey bu. “Olmamak, hiçbir yerde olmamak”.

Sonra kendimi bir şarkının çığlığına bırakmak istedim. Cem Adrian’nın şarkısında çığlığımı duydum ve sonsuza kadar bu sözleri unutmamak için söylemeye başladım şarkıyı:
Hayır, istemem bir başkasını!
“Yalnızda ayağa kalkabilirim”…
Hayır, dokunma!
Bir başkasına tutunmadan da ayağa kalkabilirim…

Sonya Bayık

Konuk Yazar
Konuk Yazarhttp://www.felsefehayat.net
Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız makalelerinizi themetallords@hotmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Yaşamın Anlamı Yaşamaktır!

Büyük acıların büyük sözleri doğurduğunu Sabri Bozkurt’un “Gönüllü Kölelik Devri” adlı aforizma kitabını okurken bir kez daha öğrenmiş oldum. Bu kitap yüksek sesle söylenmeyen...

Pendname: Bir Dervişin Cennete Yol Haritası

Bu kez edebi bir metinden ziyade daha çok manevi değerler içeren bir kitabı inceleyeceğim. Bu yönüyle hem daha zor, hem de üzerimde ilahi gücün...

Ben Senden Önce Ölmek İsterim

Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan ki içinde...

Parçalanmadan Yaşamak

parçalanmadan yaşamalı insan küçük atomlara ayrılmadan mesela korkmadan ölmeden dua etmeden örneğin kül olmadan gri toprakta parçalanmadan yaşamalı insan karanlıktan korkmadan insanlara değmeden usulca yağmur gibi kaçak parçalanmadan yaşamalı insan içindekileri döke saça zehir zemberek çığlık...

Camus’ün Bilinmeyen Yönleri

20. yüzyılın en güçlü yazarlarından Albert Camus’ye ait yeni belgeler ve fotoğraflar yayınlandı. Kızı tarafından yayına hazırlanan kitap Nobel ödüllü yazarın bilinmeyen yanlarına ışık...

Fight Club: Vak’a Analizi

Anahtar Kelimeler: Modernite, Şizofreni, Kapitalizm, Şiddet Vaka: Fight Club filmi ışığında “Modernite” kavramına bakış. Tanımlar Modernite, 18.yy aydınlanma felsefesiyle başlayan, geleneksel değerlerden kopuk, sanayi toplumunun öngördüğü toplumsal...

Felsefenin Prensipleri

Felsefenin Prensipleri adlı eserinde Descartes doğanın gerçekte amaçtan ve güzellikten yoksun olan matematiksel bir makine olduğunu ilan eder. Bölüm II I. Maddi nesnelerin varlığının kesin olarak...

Derde Deva Randevu: Ölüleri Mezarlarından Kaldıran Kitap

İnsan düşünür, çelişkiye düşer ama yine de vazgeçmez, dünyayı ve insanı değiştirmenin arzusudur bu. Bilgelik sevdasına düşen her ruh iradesini bu yönde kullanmıştır. Edebiyatçı,...

İdeoloji Nedir, Gerekli midir?

İdeoloji nedir? İdeoloji, bir insan hastalığıdır. Sözde bir kurtuluşu (selameti) müjdeleyen fikirler manzumesidir. Dünyevileşen insanın -içgüdüsel olarak- toplumun diğer katmanlarına hükmetmek üzere ortaya attığı alternatif...

Sınırları Aşan Sınırlar

Saat şehir içi ulaşımdaki son otobüsün, son trenin, son dolmuşun, son minibüsün ve son tramvayın hareket saatiydi. Artık sadece insanların pahalı bulduğu taksiler bir...

Ben/Sen

BEN Kendi’mi özlediğim anlarda gölgem olduğumu biliyorum. Kendimi özlemek değil, kendimi tüketmektir ruhumun istemi. Ben ruhumu yaşayarak ölüyorum her gün biraz daha ve bundan haz alıyorum, bazen...

Şiir Dili

... Bunun dışında, benzetilse benzetilse, şiir dili, metafiziğin diline benzetilebilir ki onu da bugünkü felsefe kale almamaktadır. Eğer şiir dilini bir üst dil saymaya...

Tanrı Türkleri Çoktan Unuttu!

Ne kadar dindar bir milletiz değil mi? Ama her nedense burnumuz pislikten çıkmıyor. Riyakarlık, cinnet, cinayet, huzursuzluk... Bu saydıklarımın hemen hemen hepsi şu an Türklerin...

Sizler…

siz psychedelic partilerde kafaları kendileri gibi göt olan kızlar hippie takılan beyaz yakalı kodaman gerzekler ortamlarda yazdığınız palavralar midemi bulandırır onlara iyi bakın tek sebeplerinin aşağılık komplekslerinden...

Küfr ve Şirk

Küfr, bir şeyin üstünü örtmek demektir. Nitekim Arapça’da, çiftçinin, ektiği tohumun üstünü toprakla örtmesi işlemine küfr denir. Aynı şekilde, insanın kalbinde var olan bir dinî hakikatin...