FELSEFE ÖSS SORULARI 1. VE 2. ÜNİTE

1. Bilimsel kuramların ortaya çıkışını bir mucize olarak
göstermek hiçbir şekilde savunulamaz. Bilimin
geçmişine bakıldığında, önceleri bir atlama, sıçrama
olarak görülen bilimsel çalışmaların, aslında
kendinden önceki pek çok kaynaktan beslendiği
görülmektedir. Başka bir deyişle, bilimin sellerini
veya nehirlerini oluşturan küçük dereler, çaylar fark
edilmektedir.
Bu parçada bilimsel bilginin hangi özelliği
vurgulanmaktadır?
A) Bilimsel yöntemle üretilmesi
B) Sistemli ve düzenli olması
C) Olaylar arasındaki ilişkileri açıklaması
D) Mantık ilkelerine uygun olması
E) Birikimli olarak ilerlemesi
1999-ÖSS-İPTAL)

2. Hegel’e göre felsefe, nesnelerin, düşünceyle
görülmesi, düşünceyle ele alınmasıdır. Düşünme
kendi kendisiyle beslenir; dışarıdan sağlanacak bir
gerece gerek yoktur. Hegel gerçeğe, deneye hiç
başvurmadan düşünceyle ulaşmaya çalışır.
Hegel’in bu yaklaşımında temel aldığı görüş
aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bilginin kaynağı duyumlar değil, akıldır.
B) Doğuştan gelen hiçbir kavram yoktur, tüm
kavramlar yaşantılar yoluyla kazanılır.
C) Bilgi ancak mistik bir sezgi ile elde edilir.
D) Düşünme yetisi bireyin algıladıklarıyla sınırlıdır.
E) Düşünce yalnızca bir eylem aracıdır ve ancak bir
araç olarak değer taşır.
1999-ÖSS-İPTAL)

3. Felsefe ilk kez Batı Anadolu’nun zengin liman
kentlerinde ortaya çıkmıştır. Doğudan gelen kervan
yollarının sonunda bulunan bu kentler, deniz
ticaretinin de merkezini oluşturmaktaydı. Ticari
ilişkilerde sadece mallar değiş tokuş edilmez, bu
malların üretiminde kullanılan bilgi, görüş ve
teknikler de öğrenilirdi. İşte bu alışveriş Batı
Anadolu’nun liman kentlerinde yaşayanların dünyayı
tanıma, dolayısıyla eski düşüncelerinden kuşku duyma
ve bunların yerine yeni bilgi ve birikimlerine uygun
bir düşünce sistemi oluşturma yönünde büyük bir
atılım yapmasını sağlamıştır.
Bu parçada, felsefenin doğuşu aşağıdakilerden
hangisine bağlanmıştır?
A) Çeşitli uygarlıkların bilgi birikiminden
yararlanıldığı bir refah ortamının oluşmasına
B) Ticaret yoluyla zenginleşen toplumlarda sanatçı
ve düşünürlere yönetimde önemli görevler
verilmesine
C) Toplumda kültürel etkileşim yoğunlaştıkça
eğitime verilen önemin de artmasına
D) Üretim tekniklerinin gelişmesi sonucu ulaşım
araçlarının çeşitlenmesine
E) Ticaretin geliştirdiği girişimci kişiliğin yaşam
tarzına da yansımasına
(1999-ÖSS-İPTAL)

4. Bir felsefe tarihçisine göre,

• Epikuros’un acı yokluğunu en yüksek haz olarak
belirlemesi, onun uzun yıllar damla hastalığının
getirdiği acılarla boğuşmak zorunda kalmasıyla;
• Platon’un demokrasi karşıtı eğilimleri, hocası
Sokrates’in Atina demokrasisi tarafından ölüme
mahkûm edilmesi karşısında duyduğu kızgınlıkla
açıklanabilir.
Felsefe tarihçisinin bu yaklaşımının temelinde
aşağıdaki görüşlerden hangisi vardır?
A) Düşünür, çevresindeki olayların etkisinden
arındıkça yetkinleşir.
B) Aynı çağda yaşayan düşünürlerin görüşleri
arasında paralellik vardır.
C) Düşünürler, ele alacakları konuları, yakın
çevrelerinin yönlendirmesiyle seçerler.
D) Bir düşünürün öğretisini açıklamak için, yaşadığı
çağda egemen olan görüşleri bilmek gerekir.
E) Bir düşünürün kişisel birikimleri ve yaşantıları
onun düşünce sistemini etkiler.
(1999-ÖSS-İPTAL)

5. Pythagorasçı okula göre felsefenin amacı insan
ruhunu kurtarmaktır. Mutluluğun insan ruhunda
aranması gerektiğini ileri süren Pythagorasçılar ruhun
kurtuluşunun ancak bilgi yoluyla saflaşarak ulaşılacak
erdemli bir yaşayışla mümkün olduğunu
savunmuşlardır.
Buna göre aşağıdakilerden hangisi Pythagorasçı
okulun bir özelliğidir?
A) Felsefe alanında, sorulardan çok cevaplara önem
verme
B) Felsefeyi salt bir düşünme eylemi olarak değil,
aynı zamanda bir yaşam biçimi olarak görme
C) Akla dayalı çıkarımların yanı sıra duyulara dayalı
bilgiye de değer verme
D) Bilginin doğruluğunu, sağladığı yarara değil,
öğeleri arasındaki tutarlılığa bağlama
E) Varlığın hem düşünceden hem de maddeden
oluştuğunu ileri sürme
(1999-ÖSS-İPTAL)

6. Başlangıçta, bilimsel bilgilerin her biri onu üreten
tarafından bir bilimsel sav olarak ortaya atılmıştır.
Bilimsel savlar henüz bilimsel bilgi adayı aşamasında
olan önermelerdir. Bu önermeler, doğruluğu
araştırmalarla gösterildiği ölçüde bilimsel gerçek
niteliği kazanır. Bilimsel savlar itirazlara hedef
olmakta devam ediyor, ancak gene de bilim
adamlarınca ciddiye alınıyorsa, onların doğruluğunu
araştırma süreci devam eder ve bazen bu süreç
yüzyıllarca sürebilir.
Bir bilimsel savın, bu parçada sözü edilen süreçten
geçerek bilimsel gerçek haline gelmesi için temel
koşul aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bugüne kadar var olan bilgilerle tutarlı olması
B) Ele aldığı olgunun sınanma yöntemini de
önermesi
C) Gelecekte ortaya çıkabilecek olaylarla ilgili
öngörüde bulunması
D) Nesnel olarak sınanabilir nitelikte olması
E) Birtakım varsayımlara dayalı olması
(1999-ÖSS-İPTAL)

7. Birçok filozof kendinden önce gelenlerin
görüşlerinden farklı, kimi zaman onlara zıt bir görüşle
ortaya çıkmış; kendinden sonra gelen filozoflar
tarafından reddedilme kaderiyle karşılaşmıştır. Bir
bakıma, filozofun, felsefede kendisine kadar olan
gelişmeleri ve savları gözden geçirerek yeni bir felsefe
sistemine ulaşma çabası içinde olduğu söylenebilir.
Bu parçada aşağıdaki görüşlerden hangisi
vurgulanmaktadır?
A) Felsefi görüşler, evreni ve varlığı bir yönüyle
değil bütünüyle açıklamaya çalışır.
B) Her felsefe sistemi onu oluşturan düşünürün
kişiliğini yansıtır.
C) Her felsefe akımı kendi içinde düzenli ve tutarlı
bir bilgi bütünüdür.
D) Felsefede üretilen bilgiler, doğruluğu ya da
yanlışlığı tartışılmaz niteliktedir.
E) Filozoflar, felsefedeki bilgi birikimini
sorgulayarak kendi görüşlerini oluşturmaya
çalışırlar. (1999-ÖSS)

8. Sofistler, düşünürlerin o zamana kadar üzerinde
durmadıkları kültür, ahlak ve siyasetle ilgili sorumları
ele alıp tartışmış, bu konuları felsefeye
kazandırmışlardır. Bu, felsefenin gelişmesi açısından
büyük bir katkıdır.
Bu parçada felsefi düşünmenin gelişmesinde
aşağıdakilerden hangisinin öneminden söz
edilmektedir?
A) Bir konuda, diğer filozofların da onaylayacağı
görüşler oluşturmanın
B) Bir felsefi soruna yeni bir cevap aramanın
C) Felsefi sorunları birden fazla yöntemle
incelemenin
D) Felsefenin tartıştığı konular evrenini
genişletmenin
E) Bir felsefi konuyu tüm yönleriyle ele almanın
(1999-ÖSS)

9. Thales’e göre evrendeki her şey tek bir ana maddeden
türemiştir. Anaximenes ve Anaximandros, Thales’in
bu görüşünü paylaşmakla birlikte, ana maddenin
konusunda onunkinden çok farklı görüşler ortaya
atmışlardır. Burada asıl önemli olan, Anaximenes ve
Anaximandros’un Thales’in savını herhangi bir
otoriteye ters düştüğü gerekçesiyle reddetmek yerine,
mantık ve deneyimlere aykırı olduğunu göstererek
çürütmeye çalışmalarıdır. Bu tavır o dönem için çok
yenidir. Çünkü o güne kadar evrenle ilgili her şey
doğaüstü güçlere bağlanarak inanç konusu kabul
edilmiş ve hiçbir zaman tartışılmamıştır.
Bu parçaya göre Anaximenes ve Anaximandros
aşağıdakilerden hangisine öncülük etmiştir?
A) Akılcı gerekçelere ve olgulara dayalı eleştiriye
B) Deneysel yöntemle yapılan araştırmalara
C) Bilgiye değer veren toplum düzeni arayışlarına
D) Devlet otoritesine karşı çıkan görüşlere
E) Meslektaşlar arasında dayanışmaya
(1999-ÖSS)

10. Bir düşünür, duyuları küçümseyen salt akılcı görüşe
karşı, duyuların ağzından şöyle söylemektedir:
“Zavallı akıl, beni çürütmek için dayandığın kanıtları
yine benden alıyorsun.”
Düşünürün bu sözle anlatmak istediği
aşağıdakilerden hangisidir?
A) İnsan, duyularından gelen bilgiyi edilgen biçimde
almaz; onları şüphenin ve aklın süzgecinden
geçirerek yorumlar.
B) Duyulardan gelen bilginin doğru olup olmadığı,
yine duyulardan gelen başka bilgilerin
kullanılmasıyla anlaşılır.
C) Duyular, duyu organlarına yani bedenimize bağlı
olduğu için sınırlıdır; akıl ise maddesel olmadığı
için sınırsızdır.
D) Duyular bize olayların gerçek nedenlerini
söyleyemez; olayların özü ancak akılla
kavranabilir.
E) Doğadaki her şey, duyularla algılanması
olanaksız olan ve hiçbir zaman değişmeyen bir ilk
maddeden oluşmuştur.
(1999-ÖSS)

11. Sokrates, konuşmalarında, kendisinin hiçbir şey
bilmediği gerekçesiyle, karşısındaki kişiye sorular
yöneltir. Bu sorulara ve onlara aldığı cevaplara önce o
kişinin ortaya koyduğu düşüncenin üstünkörülüğünü,
temelsizliğini gösterir. Sorularında devam ederek,
konuştuğu kişinin doğru düşünceye ulaşmasına
yardımcı olur. Kendi deyişiyle “ruhta uyku halinde
bulunan düşünceleri doğurtmaya” uğraşır.
Sokrates’in bu yaklaşımının temelinde aşağıdaki
görüşlerden hangisi vardır?
A) Bilgiye, o konuda uzman kişilerin görüşleri
alınarak ulaşılır.
B) Bilgi, karşıt görüşlerin uzlaştırılmasıyla oluşur.
C) Saklı olan doğrular, insanın sorgulama yoluyla
düşündürülmesi sonucu ortaya çıkarılabilir.
D) Apaçık olmayan gerçeklere, erdemli kişiler gibi,
erdemsiz kişiler de ulaşabilir.
E) Doğrular, duyularımızın ve aklımızın
kavrayabilme gücüyle sınırlıdır.
(1999-ÖSS)

12. Bir bilimsel bilgi ürettiğini iddia eden kişi, iddiasını,
bilimle uğraşan başka kişilerin de
gerçekleştirebileceği gözlem ve deneylere veya
onaylayacağı mantıksal çıkarımlara dayanarak
belgelemekle yükümlüdür. Bilim çevrelerinin
yeterince belgelenmiş saymadığı hiçbir iddia, bilimsel
bilgi olarak kabul edilmez.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan
hangisine varılabilir?
A) Bilimsel bilgi olgulara dayalı, tekrarlanabilir ve
nesnel ölçütlerle denetlenebilir niteliktedir.
B) Bilim, insanın, çevresinde olanları anlama ve
açıklama ihtiyacından doğmuştur.
C) Bilim genelleyicidir; tek tek olgularla değil, aynı
türden olguların ortak yönleriyle ilgilenir.
D) Bilimsel bilgi, olaylar arasındaki ilişkileri
açıklayarak bu olayların kontrol edilebilmesini
sağlar.
E) Bilimsel bilgiler doğru olarak kabul edilen
birtakım temel varsayımlara dayanır.
(1999 ÖSS)

13. Felsefenin insana ve topluma yaptığı katkıları
göremeyen kişiler onun boş ve gereksiz bir uğraş
olduğunu ileri sürmektedirler. Oysa insan
yaşamındaki rolü kolayca gözlenen telefon, bilgisayar
veya televizyon gibi nesnelerin üretiminde felsefenin
doğrudan katkısı olmasa da değer ve düşüncelerin
üretimindeki katkısı yadsınamaz. Ancak değer ve
düşüncelerin insan yaşamındaki yansımaları yalnızca
dolaylı olarak gözlenebilir.
Bu parçaya dayanarak felsefe ile ilgili aşağıdaki
yargılardan hangisine ulaşılabilir?
A) Günlük yaşam üzerindeki etkisini görmek güçtür.
B) Ürettiği düşünceler arasında tutarsızlıklar
bulunabilir.
C) Ortaya koyduğu idealler konusunda bireylerin
uzlaşması zordur.
D) Her toplumu farklı biçimlerde etkiler.
E) Sorguladığı kavramlar zamanla değişir.
(2000-ÖSS)

14. . Felsefe, insanı, onu çevreleyen evreni ve toplumu
bilmek ve tanımak amacında olduğu için çeşitli bilim
alanlarının bu konulardaki bulgularını kullanır.
. Bilim, doğru bilginin koşulları, kaynakları ve
sınırları konusunda kendisine yol gösterebilecek ve
onu eleştirebilecek olan felsefi görüşlerden yararlanır.
Bu iki bilgiye dayanarak felsefe ve bilimle ilgili
aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir.
A) Aynı sorulara farklı yanıtlar verirler.
B) Bilgi edinmede aynı yöntemleri kullanırlar.
C) Aralarındaki rekabetten güç alırlar.
D) Toplumsal değişmeden aynı ölçüde etkilenirler.
E) Birbirlerini karşılıklı olarak beslerler.
(2000-ÖSS)

15. Küçük çocuklar bilimin konusuna giren sorular
sorduğunda birçok yetişkinin şaşırdığını gözlüyorum.
“Ay neden yuvarlak?” diye soruyor çocuk. Bir
çukurun derinliği en fazla ne kadar olabilir? Dünyanın
doğum günü ne zaman? Birçok yetişkin bu soruları
tedirgin ya da alaycı bir tavırla yanıtlıyor veya yan
çiziyor. “Ne sanıyordun? Ay kare mi olacaktı yani?”
Kısa süre sonra çocuk bu soruların yetişkinleri
sıktığının farkına varıyor. Böyle birkaç daha deneyim
yaşadıktan sonra da bilimden soğuyor.
Parçada çocukların bilimden soğuması
aşağıdakilerin hangisine bağlanmıştır?
A) Çocukların bilimsel konulardan çabuk
sıkılmalarına
B) Yetişkinlerin çocuklara az zaman ayırmalarına
C) Çocukların uygun soru sormayı bilmemelerine
D) Çocukların merak duygularının gerektiği gibi
karşılanmamasına
E) Yetişkinlerin çocukları bilimsel konulardan uzak
tutmak istemelerine
(2000-ÖSS)

16. . Bir toplumbilimci değerleri veya insanlar arası
ilişkileri incelerken bireyleri belli bir biçimde
davranmaya yöneltmez. Sadece olanı olduğu gibi ele
alır.
Kepler yasaları gezegenlerin nasıl hareket etmesi
gerektiğini değil nasıl hareket ettiği belirtir.
Bu iki durum bilimsel bilginin hangi özelliğine
örnektir?
A) Evrensel olması
B) Var olan durumu betimlemesi
C) Mantık ilkelerine dayanması
D) Birikimli orak ilerlemesi
E) Olayların denetim altına alınmasına olanak
sağlaması
(2000-ÖSS)

17. Doğa bilimlerinin kullandığı yöntemlerden biri de
tümevarımdır. Bu yöntemle, belirli gözlemlerden yola
çıkarak, gözlenmemiş olanları da içine alan
genellemelerde bulunulur. Bu akıl yürütme biçiminin
güvenilmez olduğunu iddia edenler, pazardan elma
alan bir kişinin tavrını örnek verirler. Bu kişi
tezgâhtaki elmalardan birkaçını inceledikten sonra
diğerlerinin de inceledikleri gibi olması gerektiğine
karar vererek elmaların tümünü satın alır. Elmaların
hepsini incelemediği için, eve geldiğinde bu kişinin
beklediğine uymayan, biçimsiz, çürük bir elma ile
karşılaşma olasılığı her zaman vardır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi tümevarım
yönteminin sakıncalı bir yönü olarak ileri
sürülmektedir?
A) Duyulara dayalı bilgi edinme yolu olan
gözlemden yararlanılması
B) Doğanın akışına müdahale edilmeyip, gözlenecek
nesnelerin doğanın kendi akışı içinde ortaya
çıkmasının beklenmesi
C) Bütünün sınırlı sayıdaki elemanıyla ilgili
deneyimlere dayanarak bütün hakkında yargıya
varılması
D) Genellemenin herhangi bir olguya dayanmadan,
akıl ve mantık ilkeleriyle yapılması
E) Doğadaki her olayın bir nedeni olduğu
varsayımının temel alınması  (2000-ÖSS)

18. Felsefe, kendine dönük düşünmedir. Felsefe yapan
zihin hiçbir zaman yalnızca bir nesne hakkında
düşünmez. Herhangi bir nesneyi düşünürken, aynı
zamanda hep o nesneye ilişkin kendi düşüncesi
hakkında da düşünür. O zaman, felsefeye ikinci
dereceden düşünce, düşünce hakkında düşünce
denebilir.
Bu parçada felsefenin hangi özelliğinden söz
edilmektedir?
A) Cevaplarından çok sorularıyla var olduğundan
B) Düşünme sürecinin her aşamasında yer aldığından
C) Kendi etkinliği üzerinde yoğunlaşıp kendi kendini
sorguladığından
D) Özgür düşünmenin yöntemi olduğundan
E) Sorularını bilimsel verileri temel alarak
oluşturduğundan
(2001-ÖSS)

19. İnsan, yalnızca bir organizma olmaktan öte, zihne ve
buna olarak da bilince sahip bir varlıktır. İnsan kimi
gereksinimlerini bilincinden bağımsız bir şekilde,
başka birçok canlının yaşam işlevleri gibi,
içgüdüleriyle sağlayabilir. Yine de onun en belirgin
özelliklerinden biri, eylemlerinin büyük bir bölümünü
bilerek ve istençle yapıyor olmasıdır. İnsan bilinçli
eylemleriyle, içgüdüsel olarak yapabileceklerinden
pek çoğunu ve çok daha etkili olanlarını gerçekleştirir.
Bu yolla, doğayı, yaşamı açısından daha uygun
koşullara doğru değiştirir.
Bu parçaya göre insanı diğer canlılardan ayıran
özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) Eylemlerinin, daha çok düşünsel süreçlere dayalı
olması
B) Diğer canlılar üzerinde üstünlük kurması
C) Çevre koşullarına uyum sağlaması
D) Diğer canlılarla bir arada yaşayabilmesi
E) İçgüdülerinin diğer canlılardan daha güçlü olması (2001-ÖSS)

20. Akşam karanlığında eve girdiğinizde her zamanki gibi
elektrik düğmesine basıyorsunuz; ama beklediğinizin
tam tersine lambanız yanmıyor. Bir an için şaşkınlık
içindesiniz. İster istemez çok geçmeden kafanızda
birtakım olasılıklar belirecek, şaşkınlığınızı giderecek
bir açıklama bulmaya girişeceksiniz. Sigorta atmış
olabilir, ampul gevşemiş olabilir vb. Bu olasılıklardan
birinin doğru çıkması halinde şaşkınlığınız giderilmiş
olacak, beklenmeyen durum sizin için beklenen bir
durum niteliği kazanacaktır. Demek oluyor ki
açıklama çabası şaşkınlığımızı giderme,
beklentilerimizle olup bitenler arasındaki uygunluğu
sağlama ihtiyacımızdan doğmaktadır. Bu, günlük
düşünme düzeyinde olduğu gibi bilimde de böyledir.
Bu parçaya göre “açıklama” eylemi aşağıdakilerin
hangisinden kaynaklanmaktadır?
A) Her sorunun cevaplanabilmesi için yeterli bilgiye
sahip olunduğu inancından
B) Beklenmeyen bir durumun yarattığı huzursuzluğu
giderme isteğinden
C) Bilimsel bilginin başkalarına da aktarılması
gerektiği düşüncesinden
D) Günlük düşünce düzeyinden bilimsel düşünce
sürecine geçilmesi gereksiniminden
E) Çeşitli alanlardaki bilgileri birbiriyle
ilişkilendirme çabasından
(2001-ÖSS)

21. Filozof, bir temele oturtulmuş ama sonuna kadar
geliştirilmemiş bir düşünceden işe başlar ve bu
düşünce üzerine çalışmaya devam ederse, bu ışığın ilk
kıvılcımlarını borçlu olduğu düşünürün ulaştığı
yerden daha ileri gider.
Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisini
destekler?
A) Filozof, işine önyargısız ve eskimiş
genellemelerden arınarak başlamalıdır.
B) Filozof, felsefi soruşturmaya başlarken,
sorulabilecek tüm soruları öncelikle kendisine
sormalıdır.
C) Filozof, yaşadığı çağın ele alınmamış temel
sorunlarından yola çıkmalıdır.
D) Felsefe etkinliği, filozofların kendi aralarındaki
tartışmalarla gelişir.
E) Filozoflar felsefi düşünce birikiminden beslenir
ve bu birikime katkıda bulunur.
(2001-ÖSS)

22. Düşünme doğuştan gelen bazı yatkınlıklara dayalı
olmasına karşın, öğrenmeyle gelişen bir etkinliktir. Bu
açıdan, büyük düşünürler de dâhil, herkes “düşünme
öğrencisi” sayılabilir. Düşünmek bir borçlanmayı da
beraberinde getirir. Düşünme sürecinde borcumuzu
“yanlış”la öder, karşılığında “doğru”yu alırız.
İnsanoğlu yanlış yapmaktan kurtulamayacağına göre,
bu süreç asla bitmez. Her seferinde bilginin kristal
kalesini yıkar, sonra yeniden daha yükseğini kurmaya
başlarız.
Bu parçada, düşünmeyle ilgili olarak
aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
A) Kesin bilgiye ulaşmanın en etkili yöntemi olduğu
B) Yapılan hatalardan alınan derslerle sürekli
geliştiği
C) Soyut verilerden yola çıkarak somut sonuçlara
ulaşma çabasından kaynaklandığı
D) Yalnızca özgür ve bağımsız bir ortamda
gelişebileceği
E) Bütün soruların cevaplanabileceği varsayımına
dayandığı
(2002-ÖSS)

23. Filozoflar işlerini yaparken sorulardan yararlanırlar.
Filozofun elindeki sorular, probleme çözüm
getirmenin bir anahtarıdır. Genellikle, karşılaşılan
problemler zaman içerisinde pek fazla değişmez.
Zamanla değişen, filozofun problemin çözümünde rol
oynayan farklı etkenleri seçebilmesidir. Problemi,
farklı sorular sorarak irdelediğinde “varolan”ın daha
önce gözden kaçmış olan yanları aydınlanmaya başlar.
Böylece her doğru soru, onu problemi çözmeye bir
adım daha yaklaştırır.
Bu parçada filozofun sorduğu soruların hangi
yönü vurgulanmıştır?
A) Problemlerin çözümüne ışık tutması
B) Olaylarda fazla değişiklik olmadığını göstermesi
C) Herkes tarafından sorulduğunda önemini
yitirmesi
D) Dünyaya egemen olma isteğinden kaynaklanması
E) Çözülemeyecek problemler için zaman
harcanmasını önlemesi
(2002-ÖSS)

24. Bir masalda, iki terzi, krala diktikleri giysiyi yalnızca
akıllı insanların görebileceğini söyleyerek onu

kandırırlar. Aslında ortada, dikilmiş herhangi bir giysi
yoktur. Kralla karşılaşanlar, akılsız diye
damgalanmamak için, onun çıplak göründüğünü
söylemez; aksine, olmayan giysiye herkes övgüler
yağdırır. Kralın çıplak olduğunu, onu gören bir çocuk
söyler yalnızca. Bir düşünür de bir çocuk gibi, gerçeği
söyleyebilecek yüreklilikte olmalıdır. Kendi çağının
tüm önyargılarına karşın, saygınlığın zedelenmesi
pahasına, gerçeği olduğu gibi ortaya koymalı;
çocukların yetişkinlikte yitirdikleri bu özelliği
korumaya çalışmalıdır.
Bu parçaya göre, bir düşünürde aşağıdaki
özelliklerden hangisinin bulunması gerekir?
A) Cevaplardan çok, sorulara ağırlık verme
B) Soruşturmasına, olabildiğince çok soruyla
başlama
C) Bilimsel otoritelerle uyum içinde çalışma
D) Daha önce cevaplanmamış sorular sorma
E) Genel görüş ve kabullerin tutsağı olmaktan
kaçınma
(2002-ÖSS)

25. Filozof “kavram dostu”dur. Bu, felsefenin yalnızca
basit bir kavram derleme, keşfetme sanatı olmadığını
söylemek demektir. Çünkü, kavramlar ille de birtakım
formlar ya da keşifler değillerdir. Başka bir deyişle
felsefe, kavramlar yaratmayı da içeren bir disiplindir.
Dost, kendi yaratılarının dostudur. Örneğin; Platon
“İdea”, Aristoteles “Töz”, Descartes “Cogito”
kavramlarıyla neredeyse birlikte anılırlar. Çünkü
felsefelerinin temelini bu kavramlar oluşturur ve bu
kavramlar onların tanımlamalarına göre anlam
kazanmıştır.
Bu parçaya dayanarak aşağıdaki yargılardan
hangisine varılabilir?
A) Kavramlar basit bilgilerdir.
B) Felsefenin temelinde merak vardır.
C) Felsefe gerçeğe ulaşma çabasıdır.
D) Kavramlar yaratıcılarının güçlü izlerini taşır.
E) Düşünme kavramlar arasında ilişki kurmaktır.  (2003-ÖSS)

26. Düşünmek, herkesin yürüdüğü yollardan başka
yollarda yürüme yürekliliği göstermeyi gerektirir. O
yollar bireyi dönüp dolaşıp herkesin gittiği yola
götürse bile, hazır yolarlın çok sayıdaki yolcusuyla
kendi yolunu kendi açan tek yolcu arasında büyük
ayrılıklar vardır.
Bu parçada sözü edilen “yüreklilik” aşağıdaki
düşünme biçimlerinden hangisine ortam hazırlar?
A) Bağımsız
B) Tutarlı
C) Çağrışımlı
D) Eleştirel
E) Sistemli
(2003-ÖSS)

27. En büyük bilgi, bildiklerimizden başka bilgilerin de
olduğunu bilmektir.
Bu cümlede savunulan görüş aşağıdakilerden
hangisiyle paralellik gösterir?
A) İnsan, aklıyla her şeyi bilebilir.
B) Bilgiler bizim bildiklerimizle sınırlı değildir.
C) En doğru bilgi, işimize en çok yarayan bilgidir.
D) Doğru bilgiye yalnızca sezgilerle ulaşılamaz.
E) Güvenilir bilgiler kendi deneyimlerimizden
edindiklerimizdir.
(2003-ÖSS)

28. Gerçek sadece deneyimde vardır, hem de sadece
herkesin kendi deneyiminde. Bu deneyimler, bir
başkasına nakledildiği an öyküye dönüşür.
Olaylardaki gerçeği, kesin gerçeği ispatlama olanağı
yoktur. Olsa da bundan kaçınmak gerekir. Hayatın
gerçekliği konusunu tartışmayı filozoflara
bırakmalıyız. Gerçek olan, benim şu an denizin
kıyısında oturuyor olmam, ay ışığının yansımasını
denizin sularında görmem. Gerçek olan benim.
Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisi
çıkarılamaz?
A) Yaşantıların öznel olduğu
B) Gerçekliğin, yaşadıklarımızı fark etmemizle ilgili
olduğu
C) Gerçeğe ancak yaşayarak ulaşılabileceği
D) Yaşanılanların başkasına aynen aktarılamayacağı
E) Gerçekliği filozofların dışında kimsenin
anlayamayacağı
(2003-ÖSS)

29. Dünyanın ya da bilimin bana herhangi bir felsefi
sorunun sunacağını sanmıyorum. Bana felsefi sorunlar
sunan, diğer filozofların dünya ya da bilim hakkındaki
yorumlarıdır. Genelde iki tür sorunla ilgileniyorum:
Birincisi filozofun ne demek istediğini tam ve doğru
olarak kavramak, ikincisi de söylediklerinin
doğruluğuyla ilgili doyurucu dayanak olup olmadığını
bulmak.
Bu parçada sözü edilen iki sorun, sırasıyla
aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
A) Anlama – Temellendirme
B) Doğrulama – Yanlışlama
C) Açıklama – Anlama
D) Yorumlama – Tanımlama
E) Öndeyide bulunma – Açıklama
(2003-ÖSS)

30. Hegel tarihi keşfeder, Schopenhauer ise ondan
vazgeçer. Onların bu uyuşmazlığı hala çözüm
bekliyor.
Bu parçadan felsefi düşünce ile ilgili aşağıdaki
sonuçlardan hangisi çıkarılabilir?
A) Soruların kendi cevaplarını içerdiği
B) Çağın değerlerine bağlı olduğu
C) Kesin bir doğruya ulaşılamadığı
D) Bilimsel düşünceden etkilendiği
E) Doğrusal ilerleme gösterdiği
(2004-ÖSS)

31. Felsefe yapmak dağa tırmanmak gibidir. Sadece
doruğu ele geçirmek için dağa çıkanlar, dağdan bir şey
anlayamazlar. Gerçek dağcı olanca varlığıyla dağda
yaşadığı zamanı üstün tuttuğu içindir ki dağa tırmanır.
Doruk ancak dağda yaşanan zamanın bir parçası
olarak önemlidir. Dağ, doruk değildir.
Bu parçada savunulan görüş aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Filozof, felsefe yapmanın her aşamasından haz
alır.
B) Filozofun amacı gerçeğin bilgisine ulaşmaktır.
C) Felsefe yapmayı öğretir söylemeyi değil.
D) Felsefede doruk noktası yoktur.
E) Sevgi olmadan felsefe olmaz.
(2004-ÖSS)

32. Kendi yaptığı maymuncukla tüm güçlük kapılarını
zorlayan bir filozof, bir süre sonra maymuncuğu
kullanabilmek için gereksiz kilit yapımına geçer.
Bu cümlede aşağıdakilerden hangisi
yerilmektedir?
A) Aşırı kuşkucu olma
B) Kuramlara körü körüne bağlanma
C) Gerçekçi tutum takınma
D) Aracı amaç durumuna getirme
E) Kendi aklını üstün görme
(2004-ÖSS)

33. Benim gibi düşünmeyenlere çok şey borçluyum. Bana
taban tabana karşıt olsalar da benim düşündüklerimi
çürütmekten başka bir amaç gütmeseler de hınca
kapılmayıp aklımı kullanırsam, düzgün düşünmede
onlardan büyük ölçüde yararlanabilirim.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisinin yararı
vurgulanmaktadır?
A) Farklı düşüncelere açık olmanın
B) İncelenen konuya odaklanmanın
C) Mutlak doğrulara ulaşma çabasının
D) Bildiklerinin doğru olduğunu savunmanın
E) Bağımsız olmanın
(2005-ÖSS)

34. Gören öznenin kendisi de görülebilirlik alanındadır.
Bu cümleden çıkan sonuç aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Öznenin de nesne olabileceği
B) Ancak nesnenin nesne olabileceği
C) Doğru bilginin olabileceği
D) Gerçeğe ulaşılabileceği
E) Nesneden uzaklaşılabileceği
(2005-ÖSS)

35. Birkaç yıl önceydi, bir duvara doğru yürüyordum.
Baktım hırpani biri bana doğru geliyor. “Kim bu
kılıksız, tuhaf adam?” dedim kendi kendime. Sonra bir
de baktım, duvar meğer aynaymış; kendime
bakıyormuşum. O adam birden ince, zarif, üzerinden
anlayışlılık akan biri olup çıkıverdi.
Bu parçada anlatılan durum, aşağıdakilerden
hangisine bir örnektir?
A) Bilgilerimizin dış dünyayı ayna gibi yansıttığına
B) Algıların duruma bağlı değerlendirmeler
olduğuna
C) Aklın bilgilerimizin tek kaynağı olduğuna
D) Nesnel bilginin evrensel bilgi olduğuna
E) Var olmanın algılanmakla eşdeğer olduğuna
(2005-ÖSS)

36. Arabamın motoru çalışmıyor. Tamirciye gösterip
“Karbüratörde ne var?” diye sorduğumda, “Hiç.”
diyor. Bunun bir önerme olduğunu kabul edersek, bu
önerme doğru olabilir mi? Elbette doğru olabilir. Ama
bir önerme doğruysa gerçekliğin de onun söylediği
gibi olması gerekir. Doğruluğun tanımı bu. Öyleyse
karbüratörde bir hiç olması gerekir.
Bu parçaya göre, doğru önermede bulunması
gereken özellik aşağıdakilerden hangisidir?
A) İfadesinin kısa ve basit olması
B) Yanlış yoruma kapalı olması
C) Akla uygun olması
D) Gerçeğe uygun olması
E) Duruma göre değişebilmesi
(2005-ÖSS)

37. Epiküros, “Hastalanınca doktora gideriz; çünkü
doktorlar bedensel hastalıklar konusunda bizden fazla
şey bilirler. Ruhsal sorunlar yaşadığımızda da aynı
nedenden ötürü filozoflara yönelmeli ve onları
doktorları yargılarken kullandığımız ölçütlere benzer
ölçütlerle değerlendirmeliyiz. Hastalığı iyileştirmediği
sürece tıp bilimi nasıl faydasızsa, ruhsal acılarımızı
dindirmediği sürece felsefe de o denli gereksizdir.”
der.
Epiküros’un bugün psikolojinin ilgi alanına giren
ruhsal sorunların çözümünü felsefeden beklemesi,
aşağıdakilerden hangisine bağlanabilir?
A) Döneminde, bazı bilgi alanlarının henüz
ayrışmamış olmasına
B) Tıbbı, en gelişmiş ve insanlara en yararlı bilgi
alanı olarak görmesine
C) Felsefenin sistemli bir bilgi alanı olmasına
D) Felsefenin evrensel bir bilgi alanı olmasına
E) Felsefenin eleştirel bir bilgi alanı olmasına
(2006-ÖSS)

38. Masal bu ya, yoksul bir köylü kızı padişahın oğluyla
evlenir. Evlendikleri gün, eşi sarayın kırk odası
olduğunu söyler. Odaların anahtarlarını ona vererek
“Otuz dokuz odayı aç; ama kırkıncı odayı açma.” der.
Yeni gelin hemen ertesi gün, izin verilen odaların
kapılarını açıp bakar; kiminde para, kiminde
mücevher, kiminde yiyecekler vardır. Yani, bildik
şeyler… Dayanamaz kırkıncı odayı da açar. Filozoflar
da bu gelin gibidir, tüm kapıları açmak isterler.
Parçadaki benzetmeye göre, filozofu kapıları
açmaya iten aşağıdakilerden hangisi olamaz?
A) Merak etme
B) Bilinenle yetinmeme
C) Sınırları zorlama
D) Sorunları çözme
E) Yeni öğrenmelere istekli olma
(2006-ÖSS

39. Kaf Dağı’nın ardında Zümrüdüanka kuşu var mı yok
mu? Var dediğimizde de yok dediğimizde de fark
etmiyorsa bunu bilmenin benim için önemi yoktur.
Bununla birlikte, “Kaf Dağı var, onun ardında da
Zümrüdüanka kuşu var.” diyorsam ve bu bilgiler
benim işime yarıyorsa bunlar doğrudur.
Bunları söyleyen kişinin görüşü, bilgi kuramıyla
ilgili aşağıdaki yaklaşımlardan hangisine
uymaktadır?
A) Kuşkuculuk
B) Pragmatizm
C) Empirizm
D) Sezgicilik
E) Fenomenolojizm
(2006-ÖSS)

40. Başkalarının dertlerini inceleyip kendi dertlerini
bilmeyen bilginlerle, çalgılarını akort etmesini bilip de
yaşayışlarını akort etmeyi bilmeyen müzikçilerle,
adaletten söz etmeyi öğrenip adaletli
davranmayanlarla alay edermiş Kral Dionysius.
Bu parçada Kral Dionysius’un alay ettiği belirtilen
kişilerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bilgilerinin yetersizliği
B) Olaylara farklı açılardan bakmamaları
C) Bildiklerini yaşama uyarlamamaları
D) Öznel olmaları
E) Olduklarından farklı görünmeleri
(2007-ÖSS)

41. Öklid MÖ 323-285 yılları arasında İskenderiye’de
yaşamıştır ve hâlâ yaşamaktadır. Çünkü adı
geometriyle özdeşleşmiştir. Öklid’in başına gelen, adı
bir şeyin adıyla özdeşleşen herkesin başına gelmiştir:
O şey tanınır, fakat kişinin kendisi unutulur. Jileti
herkes bilir. Ama onu icat eden Gillette’i (Jilet’i)
kimse bilmez.
Bu parçadan aşağıdaki yargıların hangisine
ulaşılabilir?
A) Bilimsel ürünler yaratıcısından ayrı varlık alanı
kazanır.
B) Bazı bilgiler herkes tarafından bilinir.
C) Bilimsel bilgileri anlamak için bilginleri tanımak
gerekir.
D) Bilimsel bilgiler doğruluğu test edilmiş
bilgilerdir.
E) Bilimsel bilgiler uygulanabilir bilgilerdir.
(2007-ÖSS)

42. Felsefe yapmanın koşullarından ilki, aklımızı
kurcalayan her soruyu dile getirme cesareti
göstermek; diğeri de herkesçe doğal kabul edilen
şeyleri tekrar göz önüne getirmek ve onlara sorun
muamelesi etmektir. Ve nihayetinde, felsefe
yapabilmek için avare olmalıdır tin. Bir hedefin
peşinde koşuyor ve istem tarafından yönlendiriliyor
olmamalı yani hiçbir şey onun dikkatini dağıtmamalı,
kendini öğrenmeye vermelidir.
Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi felsefe
yapmanın koşulları arasında yer almaz?
A) Özgürce soru sorabilme
B) Olaylara herkesten farklı bakabilme
C) Sorularını cesaretle dile getirebilme
D) Yönlendirmelere açık olabilme
E) Saplantılardan uzak durabilme
(2008-ÖSS)

43. Descartes, mutlak anlamda kesin olan başlangıç
doğrusuna ulaşabilmek için, doğru olduğu açık ve
seçik bir biçimde bilinmeyen hiçbir şeyi doğru kabul
etmemek gerektiğini düşünür. Kuşku duymayacağı
açık ve seçik bilgiden hareket etmek ister. Bu nedenle
her şeyden kuşku duymaya, yanlış ya da kuşkulu
olması muhtemel olduğunu düşündüğü her şeyi
reddetmeye karar verir. Ancak yine de kuşku
duyamayacağı tek şey olduğunu söyler. Bu da kuşku
duyduğundan kuşku duymamasıdır.
Bu parçaya dayanarak Descartes’le ilgili olarak
aşağıdakilerden hangisi ileri sürülebilir?
A) Açık seçik bilgiye ulaşabildiği
B) Kuşkuyu sonuna kadar götürdüğü
C) Akıl bilgisini diğerlerinden üstün gördüğü
D) Doğuştan fikirlerinin var olduğunu kabul ettiği
E) Süjeden bağımsız nesneler dünyasının varlığını
kabul ettiği
(2008-ÖSS)

44. Umberto Eco’ya göre insan zihni, kendi dünyasını
belirler, sonra da bu kendi belirlediği dünya içinde
değerlerini oluşturur. Küçük bir çocuğun kendi
hayalinde oluşturduğu canavarlardan korkması gibi,
yetişkinler de kendi hayalinin ürünü olana, bunun
hayal ürünü olduğunu bilseler bile inanmayı
sürdürürler.
Bu parçadan aşağıdaki sonuçların hangisi
çıkarılabilir?
A) İnançların gizli kalması gerektiği
B) İnanmanın temelinde korkunun bulunduğu
C) İnancın nesnesinin, zihnin ürünü olduğu
D) İnsanın bir şeylere inanmak zorunda olduğu
E) İnanmanın, insanı diğer canlılardan ayıran özellik
olduğu
(2008-ÖSS)

45. Bizim varlık düzenimiz nesneleri kendine uydurur, her
şeyi kendine göre değiştirir. Aslında dünyanın ne
olduğunu bilemez oluruz, çünkü her şey bize
duyularımızla bozulmuş, aslından ayrılmış olarak
gelir. Pergel, gönye, cetvel bozuk oldu mu onlara göre
yapılan bütün yapılar da ister istemez kusurlu, sakat
olur. Duyularımız kesin olmadığı için onların ortaya
koyduğu hiçbir şey de kesin değildir. Peki ama bu
ayrılıklar karşısında doğruluk hükmünü kim verecek?
Bu parçada, “bilgi kuramı” ile ilgili olarak
aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Bilginin doğruluk değerine
B) Duyu bilgisinin eleştirisine
C) Bilginin göreceli oluşuna
D) Bilginin kaynağına
E) Bilginin uygulanabilirliğine
(2008-ÖSS)

46. Dünyanın başlangıcı, sonu ve niçin var olduğuna
ilişkin sorular hep merak uyandırır. Heidegger, bu
türden sorulara ilişkin genel fikirlerin ve bunların
tarihinin ayrıca bunlardan kaynaklanan başka şeylerin
belirtilmesinde felsefe sözcüğünün kullanılmasını
olanaksız kılmıştır. Bunun da Heidegger’in felsefeye
en temel katkısı olduğu söylenebilir.
Bu parçaya göre Heidegger’in felsefe sözcüğünün
kullanılmasını istemediği alan aşağıdakilerden
hangisidir?
A) Etik
B) Metafizik
C) Estetik
D) Bilim felsefesi
E) Bilgi kuramı  (2009-ÖSS)

47. Bilgiler yalnızca var olma mücadelesinde
kullandığımız araçlar olduğundan, doğru olmaları için
uymaları gereken nesnel gerçeklik diye bir şey yoktur
Bu parça “bilgi kuramı”nın hangi temel sorusuna
yanıt niteliğindedir?
A) Doğru bilginin ölçütü nedir?
B) Duyu bilgisine güvenilir mi?
C) Akıl her şeyi bilebilir mi?
D) Neyi bilebiliriz?
E) Bilgi doğuştan mıdır?
(2009-ÖSS)

48. İnsan merak eden varlıktır. Kendini, insanı, doğayı,
evreni, toplumu… Felsefe, en temeldeki bu şeyleri akıl
yoluyla anlama arayışıdır. Bunları sorgulamak
amacıyla çeşitli sorular ortaya atar. Bir şey gerçekten
bilinebilir mi? Eğer bilinebilirse neler bilinebilir?
Bilinenlerin bilindiğinden nasıl emin olunabilir? Buna
benzer felsefi sorular felsefenin odağını oluşturur.
Bu parçaya dayanarak aşağıdakilerden hangisinin
felsefi soru niteliğinde olduğu söylenebilir?
A) Demokratik yasaların özellikleri nelerdir?
B) Yer çekimi kuvveti cisimleri nasıl etkiler?
C) Toplumsal normların amacı nedir?
D) Niçin ahlaklı olmalıyım?
E) Atlar ayakta mı uyur?
(2010-YGS)

49. Vadinin dibindeki kişi, orada kıvrılıp giden dereyi
zirvedeyken baktığı gibi görmez. Dağın tepesindeyken
de ne puslu derinlikleri ne de kendi bulunduğu yeri
derenin yanında olduğu zamandaki gibi görebilir.
Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisine örnek
oluşturur?
A) Bilgi kişiden kişiye değişir.
B) Evrensel bilgiden söz edilemez.
C) Bilgi bakış açılarına göre farklılaşır.
D) Doğru bilgi, konusuna uygun olan bilgidir.
E) Sezgilerimiz, kişisel bilgilerin doğu olmayacağını
gösterir.
(2010-YGS)

50. Bir akşam yürüyüşü sırasında önümde iki araç
birbirine çarptı. Sürücüler yaralı ve baygındı. Etrafta
benden başka kimse yoktu. İlk yardım ekiplerini
arayıp gelmelerini beklerken yaralılara başka nasıl
yardım edebileceğimi düşündüm. Yardıma ihtiyaçları
vardı ama yardım ederken zarar verebilirdim. Bir
eylemin diğerinden daha akıllıca olduğundan emin
olmak için asla yeterince bilgiye sahip olamayacağımı
düşünerek eylemsiz kaldım.
Bu parça aşağıdaki özgün görüşlerden hangisiyle
ilişkilendirilebilir?
A) Pyrrhon’un kuşkuculuğuyla
B) Kant’ın ahlaki emir anlayışıyla
C) John Dewey’nin yararcılığı esas alan görüşüyle
D) Thomas Hobbes’un bencilik görüşüyle
E) Jeremy Bentham’ın hazzı temel alan yararcı
anlayışıyla (2010-YGS)

51. Zekânın ve bilgeliğin ölçütünün zenginlik olduğunu
düşünen kişiler, Thales’le yoksul olduğu için alay
ederler. O da bunun üzerine zeytinin az olduğu o yıl,
elindeki bütün parayla, ihtiyaç olmadığı için
ucuzlamış olan ve zeytinyağı üretiminde kullanılan
tüm presleri satın alır. Sonraki hasat mevsimi
geldiğinde ihtiyacı olanlara bu presleri kendi
belirlediği fiyattan kiralayarak çok para kazanır.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisine
ulaşılabilir?
A) Filozof, dünyayı anlamlandırmaya çalışan kişidir.
B) Felsefe, her şeye eleştirel bir gözle bakma
alışkanlığı kazandırır.
C) Filozofların öncelikleri diğer insanlardan
farklıdır.
D) Filozof, hayata dair her şeyi felsefi probleme
dönüştürür.
E) Felsefi düşünce çözümleyici ve kurgusaldır.
(2011-YGS)

52. Yeni Çağda pozitif bilimlerdeki gelişmeler felsefenin
alanını bir ölçüde daraltmış, giderek felsefenin
yalnızca bilimlerle ilgili alanları konu almasının
yeterli olabileceği düşüncesi belirip güçlenmiştir.
Bunun sonucunda, felsefenin yeni bir alanı olarak
bilim felsefesi doğmuştur. Hatta bundan sonra bazıları
felsefe yapmanın yalnızca “Bilim üzerine düşünme”
etkinliği olduğunu sanmıştır.
Bu parçada sözü edilen Yeni Çağdaki felsefi
yaklaşım, felsefi bilginin aşağıdaki özelliklerinden
hangisine ters düşmesi nedeniyle eleştirilebilir?
A) Yaratıcılık gerektirme
B) Filozoflara özgü etkinliğin ürünü olma
C) Akıl ve mantık ilkelerine dayalı olma
D) Bilgi evrenini bir bütün olarak ele alma
E) Eleştirel bir yapıya sahip olma
(2011-YGS)

53. Nesnenin bilgisinin söz konusu olabilmesi için önce
nesnenin var olması gerekir. Örneğin ağacın ne
olduğundan, türlerinden, yararlarından söz edebilmek
için öncelikle “ağaç” denilen bir şey var olmalıdır.
Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisini
destekler?
A) Bilgi kuramı ontolojiye dayanır.
B) Varlığın varlığı, onun bilgisine bağlıdır.
C) Bilgi, bilinçteki bir şeyin bilgisidir.
D) Bilgi, varlığın bilgisiyse nesneldir.
E) Kesin bilgi, deney verilerine dayanan bilgidir.
(2011-YGS)

CEVAP ANAHTARI: 1-E 2-A 3-A 4-E 5-B 6-D 7-E 8-D 9-A 10-B 11-C 12-A 13-A 
14-E 15D 16-B 17-C 18-C 19-A 20-B 21-E 22-B 23-A 24-E 25-D 26-A 27-B 28-E 29-A 30-C 
31-A 32-D 33-A 34-A 35-B 36-D 37-A 38-D 39-B 40-C 41-A 42-D 43-A 44-C 45-E 46-B 47-A 
48-D 49-C 50-A 51-C 52-D 53-A 

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.