İncelemekte en çok zorlandığım eserlerden biri olma hakkını sonsuza kadar taşıyacak olan bir eser Dövüş Kulübü. Filmi birden fazla kez izlediğinizde özenle yerleştirilmiş çeşitli gariplikleri görmeniz mümkün! Tüm bunları spoiler vermemek adına es geçeceğim. Eser Chuck Palahniuk’a ait ve bir başka dahi David Fincher tarafından sinemaya aktarıldı. Jim Uhls’un adı geçen kitaba yer yer doğrudan bağlı kalarak senaryolaştırdığı filme geçmeden önce kitaba değinmek istiyorum.

Chuck Palahniuk

Ayrıntı yayınları etiketiyle kavuştuk Dövüş Kulübü’ne. Elif ÖZSAYAR’ın başarılı çevirisiyle zihnimizde yerini kolayca bulan anlatıcının sesini unutmak mümkün mü? Kapitalist ekonominin yarattığı yeni insan ırkını yerlere vuran, üzerinde tepinen ve en sonunda sigarasını yakıp, birasını yudumlayan bir Anlatıcıyla karşı karşıyayız. Kitabını okuyup üstüne bir de filmini izlerseniz, Chuck PALAHNİUK’un ve David Fincher’ın zekâsına âşık olmaktan geri duramayacağınızı garanti ediyorum.

“Sen özel değilsin, sen güzel değilsin, sen çok özel bir kar tanesi değilsin!”

Uyku problemiyle boğuşan, konforlu hayatında mutsuz ve artık sıradanlaşmış bireylerin bir neferi olan “Anlatıcı” bu işe bir son vermek ister.

Doktorlar, ilaçlar ve önerilerle çıkış yolu bulamayan Anlatıcımız çeşitli ölümcül hastalıkların dayanışma gruplarına katılmaya başlar. Bu gruplarda tanıştığı ölüme yakın insanlarla ruhunu dinlendirmeyi keşfeden Anlatıcı mışıl mışıl uyumanın da formülünü bulmuş olur. (Ölmeden önce son bir kez sex yapmak için adeta yalvaran bir kadın sahnesi; kadının kürsüden indirilişine dikkat!)

“Eğer bir şey söylemezsem en kötüsü sanıyorlar…”

Ancak, Anlatıcımızın Marla Singer ile karşılaşması hikâyenin akışını tamamıyla değiştirecektir. Beyaz yakalı bir çalışan, yıllarca özenle satın aldığı eşyalarını kutsayan ve uyurgezer olan Edward Norton (nedeni hakkında spoiler vermek istemiyorum) dairesinin havaya uçmasıyla, kendisini Tyler Durden’ın yanı başında bulur. (Tyler Durden, bu sahneden önce birçok kez belirip kayboluyor.)

Anti düzen peygamberi: Tyler Durden

İşte Dövüş Kulubü Felsefesi bu aşamadan sonra başlar. Tyler Durden, Marla Singer ve Anlatıcı yepyeni bir dünyanın yaratısının eşiğindedirler. Yaratılan Anti Ütopik Dünyada, bireye dayatılan konfor, gelecek, kazanç, güzellik, liderlik, tek kişilik kurtuluş gibi kavramlar yerle bir edilip üzerinde tepinilmiştir.

“Dev gibi göğüsler ve tanrının memeleri!”

Anlatıcı adım adım gerçeklik algımızın üzerine gitmekte ve bizim olduğuna inandığımız hayatları “Gerçek Sahipleriyle” tanıştırmaktadır. Ve hayatlarımızın “Gerçek Sahipleri”ne bir bedel ödetmek zorunda olduğumuzu söyler. Kolektif bilincin bireye indirgenmesi ve bireyin kendi içinden başlamak şartıyla dâhil olduğu bu büyük bireyci savaşın örgütlenişini izlediğimiz filmde “başka bir dünyanın” mümkün olduğu anlatılmaktadır.

Ölümlü hastaların tanrıçası: Marla Singer

Daha iyi bir hayatı elde etmek için sahibi olduğumuz her şeyden vazgeçmek zorunda olduğumuzu kabul etmek gerekir: Film böyle istiyor. Işıltılı ve sıralı dişler, pahalı elbiseler, modern hayatın getirisi temiz dil ve daha fazlası Tyler Durden, Marla Singer ve Anlatıcının çabalarıyla yerle bir oluyor.

Oyuncuların rol yapmaktan ziyade senaryodaki karakterleri yaşadıklarını hissedebileceğiniz bu başyapıtı izlemek birçoğumuzu esir alırken birçoklarının da nefretini kazanmıştır.

“Tyler diyor ki, ben henüz dibe vurmaya yaklaşmamışım bile. Ve eğer sonuna kadar düşmezsem, kurtulmam olanaksızmış… Ancak her şeyini kaybettikten sonra, diyor Tyler, canının istediğini yapmakta özgür olursun.”

Kendi cerahatli ve hastalıklı çürümemi kucaklıyorum. Marla Singer

Filmi izledikten sonra satır aralarına sıkıştırılmış bir mırıltı yükseliyor zihnimizde. Değerlerin değersizleştiğini fısıldayan bu iblisi dinlerken bir şarkı eşlik ediyor sizlere: Pixies – Where is my Mind. Şarkının sözlerini anlamayanlar kısa bir çeviri turuyla ne demek istediğimi görebilecekler. Nihilizm ve kaosun eşliğinde kapıldığınız bu fısıltılar ne zaman son bulur bilinmez ancak son bulmadan hemen önce bir anti kahraman görmeniz mümkün.

İyi seyirler olsun!

Varlık E.

2 YORUMLAR

  1. Teşekkür ederim. Yazılarını okudum, çok iyiler eline sağlık.
    Ben daha çok spoiler vermeme endişesiyle yazdım.
    Az bilinen gerçekleri izleyenler keşfetsin:)

  2. Film ve içeriğiyle alakalı yazdığım 2 makale, biri metaforik bir dille yazıldı diğerinde bir ödev şeklinde filmin vaka analizini yapmıştım; meraklılarına yararlı olabilir diye düşündüm…

    Ayrıca senin eleştirinde hiç fena olmamış. Tek eksiği ise kaos teorisine hiç değinmemiş olmandı, onu da ben entegre ettim çaktırmadan 🙂

    1- http://www.felsefehayat.net/fight-club-vaka-analizi.html
    2- http://www.felsefehayat.net/kaos-projesi-fight-club.html

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.