Postmodern Filozoflar

Avrupa’da 17. yüzyılda gelişen Aydınlanma döneminin düşünürleri aklın ve mantığın esas olması gerektiğini ve tek ölçüt olarak deneyle gözlemin kabul edilmesini savunmuşlardır. Akıl ve mantığı her türlü bilginin şekillendiricisi olarak kabul etmek, felsefi bir bakıştan çok, bir ideoloji olmaktadır. Zira ideoloji, kısıtlayıcı, doktrine dayalı ve toplumu yönlendirici bir bakış açısıdır.

17. yüzyıla kadar din ideolojisi her türlü dünyevi ve uhrevi yaklaşımın en önemli ölçütü iken, 17. yüzyıldan itibaren sezgiler ve içe bakış küçümsenmiş, onların bilimde yer alamayacakları savunulmuş, dış gözlemle deney esas tutulmuştur. 20. Yüzyılın ortalarına kadar süren bu yeni felsefi ve sosyal bakışa Modernizm denmiştir. Akıl ve mantığı esas alan modern dönemde insanların duygusal aşırılıklara kapılmadan, maddi refah içinde mutlu yaşayacakları ve dünyada sürekli bir barışın sağlanacağı varsayılmıştır.

Fakat modern dönemde pozitif bilimlerin gelişimi bir yandan Avrupa’ya refah getirirken, diğer yandan teknolojinin artışıyla, uçak, tank ve denizaltı gibi güçlü silahların üretimi dünya barışını tehdit etmeye başlamıştır. 20. yüzyılın başında, geliştirdikleri üstün silahlarına güvenen batı ülkeleri, emperyalist hırsa kapılarak dünyanın çeşitli bölgelerinde sömürgeler elde etmeye başlamışlardır. Özellikle Afrika’daki ve Orta Doğudaki zengin yeraltı kaynaklarının paylaşımında anlaşamayan Avrupa ülkeleri ile Amerika ve Japonya önce 1. ve ardından 2. Dünya Savaşına tutuşmuşlar, yaklaşık 40 milyon insanın ölümüne neden olmuşlardır.

İkinci dünya savaşının sona ermesiyle birlikte, özellikle Fransa’da ve Almanya’da Modernizm sorgulanmaya başlanmış ve ideolojilere itimatsızlık baş göstermiştir. Modern bilimlerin geliştirdiği görelilik kavramının etkisiyle, mutlak gerçek inancı ve objektiflik kavramı tartışmaya açılmıştır. Gerçekliğin sosyal, tarihsel ve politik varsayımlardan türediğini savunan filozoflar, merkezi güç, ırk ve cinsiyet kavramlarını sorgulamışlar, o güne kadar tartışmasız kabul edilen ilkelere karşı çıkarak Postmodern dönemi başlatmışlardır.

Postmodern dönemde öne çıkan filozoflardan bazıları şunlardır:

Jacques Derrida (1930-2004): Farmakon ve Deconstruction (dekonstrüksiyon) kavramlarını geliştirmiştir. Farmakon kavramı hem faydalı hem zararlı olanları tanımlar. Bu kavram Yunanca ilaç demek olan “farmakos” sözünden türetilmiştir.  Farmakonlar, yan etkisi olan ilaçlara benzerler. Kısa vadede faydalı fakat uzun vadede zararlı olanları tanımlarlar. Örnek olarak yapay zekâ bir farmakon olabilir. Deconstruction ise, dilimize yapı bozumu veya yapı sökümü olarak çevrilmiştir. Yapı sökümü yıkım değildir; nihilizm ile de ilgili değildir; analiz hiç değildir. Daha çok, batı düşünce sistemindeki aşkın kavramları açıklamak ve çözebilmek için başvurulan bir yorumdur.

Jean Baudrillard (1929 – 2007): Simülakr kavramı ile “gerçeküstü gerçeğin” var olduğunu savunmuştur. Zira simülakr gerçek olmayanı gerçekmiş gibi gösterir. Baudrillard’ın görüşüne göre, güç kavramı günümüzde bir simülakr’a dönüşmüştür. Önemli olan gerçek anlamda güçlü olmak değil, güçlüymüş gibi görünebilmektir. Baudrillard, günümüzde gerçek olanın abartılarak “gerçeküstü” gösterildiğini ve insanların yanıltılıp kandırıldığını savunmuştur.

Michel Foucault (1926-1984): İnsanların iktidar peşinde koştuklarını savunmuş, mutlak doğruyu reddetmiştir. İktidarın bilgi ile olan ilişkisine değinmiş ve modern toplumlarda bilginin sosyal baskı aracı olarak kullanıldığını savunmuştur. Foucault, ömrünün sonuna doğru tüm çalışma ve yayınlarının tarihi bir bakış içinde, gerçeğin nasıl oluşturulduğunun araştırılması ve analizi olduğunu söylemiştir.

Gilles Deuleze (1925-1995): Arzu kavramı üzerinde durmuş ve psikolog Felix Guattari (1930 – 1992) ile birlikte yazdığı iki eserde Sigmund Freud’ün görüşlerine karşı çıkmıştır. Rhizome (köksap) kavramını geliştirmiş, köksüz ve geçici ilişkilerden söz etmiştir. Köksap ne köktür ne de sap ve bir ağaç gibi gelişmez. Köksap kavramıyla modern bilginin çoklu ve hiyerarşik bir çerçevede sunulmadığını ve bu nedenle boşlukta kaldığını savunmuştur.

Max Horkheimer (1895 – 1973): Eleştirel felsefeyi geliştirmiştir. Sosyolojinin eleştirel bakışına göre kişiyi psiko-sosyal etkilerin şekillendirdiğini söylemiştir. Toplum kültürünü, militarizmi, ekonomik hegemonyayı, çevre sorunlarını ele alıp tartışmıştır. Kişinin kendi çıkarına uyacak şekilde gerçeği saptırdığını savunmuş, burjuva kültürünü eleştirerek işçilerin kendi haklarına sahip çıkmalarını istemiştir.

Theodor Adorno (1903-1969): Frankfurt okulunun en önemli düşünürüdür. Duygu ve anlayışın birlikteliğini savunmuştur. Adorno’ya göre yaşam kendini korumak içgüdüsünden daha ötede bir çabadır. Negatif Diyalektik kavramını ileri sürmüş, sorgulayıcı olmanın önemine değinmiştir.

Postmodern filozofların görüşleri 21. yüzyılda önemlerini korumaya devam etmektedirler.

Doç. Dr. Haluk Berkmen

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Serin Bir Öpücük

veletler koşar, kızlar hep gençtir hayaller, hayatlarımızı çekilir hale getirmek için vardır bir süre aldanırsın ve sonra uçup gider klişe sözlerle gerin ve şimdi karanlığa çağrıldın bitmeyen bitkinliğin ile günlerini sanki ölmeyecekmiş gibi yaşıyorsun işte, serin bir öpücük şişeleri deviriyorum, değişmiyorum zihnimin ucra köşesine geri döndüm algıyı kaybediyorsun, ve sonra dalıyorsun farklı alemlerin içine ve belki tanıyacağım yeni insanlar...

Tarih

"Kişi yaşadığı çağı gereğince bilemez" görüşü pek de yabana atılır bir görüş olmasa gerek. Neden derseniz, tarih, ayıklanmış, düzene sokulmuş bir olaylar bütünüdür; başka bir deyişle zamanın akışı içinde önem kazanır geçmiş, onun gerçekte ne olduğu sorusu çözümlenemez, boşlukta kalacak bir sorudur. Belli bir çağın ileride nasıl yorumlanacağı,...

Beyti Dost Celse: 2

İyi olunuz..! Her zaman iyi olunuz, iyiliğini seviniz. Başınız ağrıdığı zaman bedeniniz de hastadır. Dostunuzu da incittiğiniz zaman siz hasta olursunuz. İyilik yaptığınız zaman karşılık almak için yapmayınız başınız bedeninizden parça, dostunuz da sizin parçanız olsun ve herkes dostunuz olsun. Bütün insanlar birinin dostu olmalı. Size bunları daha...

Şiir Üzerine Bazı Düşünceler

Okurun bu kitapta okuyacağı Bir Günün Sonunda Arzu adlı manzume ilk yayımlandığı zaman, anlamı kimilerince gereğinden çok kapalı sayılmış ve bununla ilgili olarak şiirde "anlam" ve "açıklık" üzerine hayli şeyler söylenmiş ve yazılmıştı. Bu dakikada bunların hiçbirini anımsamıyoruz. Nasıl anımsayabilelim ki, söylenen ve yazılanların bir bölüğü küfür...

Kurtar Beni Gece Konan, Kurtar! Gündüzlerden Hoşlanmıyoruz!

Şaşkınlığını gizleyemedi. “Hooop!” Yüzünü buruşturarak, havaya olgunlaştırılmış bir küfür savurdu. Küfür büyümüştü artık. Varlığınızı da… yokluğunuzu… da… hepsinin alayını… Kurtar beni gecekondu, binaların sırnaşık duvarlarının soğukluğundan kurtar! Kendime gelemiyorum görmüyor musun! Kayboldum kendi içimde! Bir ara ver tüm işlerine. Bul beni! Bu küfürler ölünün arkasından bile söylenmez. Ne hazindir...

Satanist Aile Çocuğunun Gözlerini Oydu

2012 yılında yaşanan olayda Meksikalı bir ailenin, evlerinde satanist ayin yaparken yanlarında bulunan 5 yaşındaki çocuklarının gözlerini tahta kaşıkla oydukları ortaya çıktı. Ailenin cezası belli oldu. Bugün 7 yaşında olan Fernando Caleb Alvaro Rios, annesi, büyükannesi, teyzesi ve amcaları daire şeklinde dans edip Şeytan’ın kendisini göstermesi için ayin...

Yaratılışın İlk Zerresi‏

Onlar küreden süzülen kıvılcımlarla yeniden oluşarak bir çevre etrafında şekil kazanıyorlar. Siyah güllerden ve ağaçlardan oluşan bahçenin merkezinde bilinmeyen kendini saklayan yeşil nokta, toprak altındaki köklere kendini yansıtıyordu. Tezahür etme gücüne bakmayarak toprak altından çıkan yeşil değillerdi. Yeşil noktanın tezahüründen çıkabilen bütün siyah ölümsüzlüğü üzerine alıyordu ve onu...

Neden Gece Oldu Anne?

Kapatmalısın gözlerini ve karanlığın perdesi olmalı gördüğün. Karanlığı görebilmelisin ey çocuk! Önce Karanlığı keşfetmeli, onunla görebilmelisin gerçeği, kendi gerçeğini... Yarın kadar büyüdün, yarınlar için anlamalısın. Evren, tüm varlıklarıyla sıraya girer yenilenmek, tazelenmek için... Basmaktan korktuğun karıncalar, koparamadığın çiçekler, bakışlarına sığamadığın hayvan suretinde bedenler... Önce gün uyur, sonra gece... Biz...

Yine Varsın, Yarın Yok

Bir Tanrı, Bir Sen.. Yalnızlıklar kumpanyası. Gökyüzü mavi, biz griydik. Aşkın toz pembe, ihanetin kan kırmızı, Gidişin ceset laciverti. Gökyüzü kana bulandı şimdi, Tanrı merhametini çekti üzerimizden, Mahalle abilerinin raconlarına ters düştük. Al nefesini koy onun nefesine, kalpleriniz dursun ve ölün şehvetten, Odanızdan göz kırpıyor kadınların inlemeleri. Sigaramı içerken izliyorum sizi, Ellerin, nasılda yakışıyor ihanetine. Yalnızlığa gidiyor o yol,...