”Sorgulama Vicdandan Gelir, Vicdansız İnsanlar Sorgulamaz”

kralsiz-ulke-yasin-yaris

Sekiz sene boyunca sadece mektupla haberleşen beş genç… Ve onları eğiten bir Gezgin… Sekiz senenin sonunda nihayet hepsi bir araya gelir ve yolculuk başlar… Dünyada tek bir kıta vardır ve bu kıta üzerinde beş siyasi güç… Bu güçler dengesinde, en güçlü imparatorluk, gücünü, özel yetenekli insanların sanatından almaktadır. İmparatorluk gizli okullarında, yeteneği olan bu çocuklar eğitilmektedir. Bu okullarda eğitim gören Ateş, Ay, Yay, Dal ve Gölge kendilerini eğiten gizemli bir adam olan Gezgin ile dünyayı tanımaya ve yaşam sanatının başlangıcı olduğuna inanılan “Yaşam Taşı”nı aramaya koyulurlar. Bu yolculuklarında bir çok tehlikeyle karşılaşacaklar. İyilik kötülük ve entrika… Bu arada dünyayı bekleyen büyük tehlikeden yavaş yavaş haberdar olacaklardır.

(Tanıtım Bülteninden)

Yazar: Yasin Yarış
Baskı Tarihi:Temmuz 2016
Sayfa Sayısı: 220
ISBN: 9786059184687
Yayınevi: Kuzgun Kitap Yayınları
Kitabın Türü: Roman, Fantastik, Edebiyat

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Geldin mi, Ey Ruh?

Hiç ruh çağırdınız mı? Eğer cevabınız olumsuzsa, çok yazık. Günümüzde, herkes işini gücünü bırakıp, masa başında ruhlarla sohbet ediyor artık. "Hadi canım, olur mu?" demeyin. Sorun bakalım eşe dosta, mutlaka çıkacaktır birisi. Özellikle hanımlar arasında en çok ilgi çeken konulardan biri de bu oldu şimdi. İsterseniz gelin,...

Felsefe, Duygusal Dışkılama ve Sindirim Sistemi

Felsefe, radarı açık bir sezgi makinesini öngörür. Bu makine bazen insan bazense ruhlardan ibarettir. Kavramlarla boğuşan hem ruh hem de insanlardır. Aydınlık gibi görünse de ayak izlerini takip etmek zordur. Burası sıradanlığın cehennemi gibidir. Felsefenin sığlığı hakkında Felsefe ile uğraşa girmek; birtakım dünyevi acıların insan aktörü tarafından uhrevi (tanrısal-kutsi) şeffaf kılıflara...

“Aşka Övgü” Aşkı Yeniden İcat Etmek

‘Aşk nedir?’ sorusu, felsefecilerin, daha da ötesi felsefe tarihinin en belalı sorularından biridir. Bu bağlamda bu meşhur sorunun cevabını, ne felsefeciler, ne mistikler, ne de bilim adamları henüz tam anlamıyla cevaplayabilmiş değiller. Bu sorunsalın daha doğru ifadeyle ‘çözümsüzlüğün’ derdine düşenlerden biri de Alain Badiou, Aşka Övgü adlı...

Kafka’nın Herkesten Saklanan Sırrı!

Neden yolculuğa çıkılır: İş veya firar amaçlı değilse, “yeni yerler görmek, yeni insanlarla tanışmak,” diye özetlenir bu durum genellikle; yeni yerlerin önünde durup bakmak, yeni insanların risklerine, tehlikelerine açık olmak heyecan verir yolcuya. İnşa edilenin, manzaranın geometrisi/varlığın kimyası derken çıkılan yolculuk bir “fen meselesi,” şaşkınlık ya da...

Bokun Sosyolojisi

"Oturmadan önce götünüzden izin isteyin." Augustinus: "Dışkı ile idrar arasında doğarız." Böylece yaşamımız boyunca kendi excretalarımızla (ifrazatlarımızla) bir mücadeleye gireriz. Excretalar kültürel anlayışımızı, duruşumuzu, kişiliğimizi, toplumsal yaşayış tarzımızı, bireysel üslubumuzu, sağlık ve güzellik anlayışımızı, dürüstlük ve sahi olma hallerimizi, mizah ve sanatsal yaratımımızı etkiler ve biçimlendirir. Doğa...

Din Felsefesi Notları

Hocam Merhabalar ben Murat, Din Felsefesi ile ilgili olarak bu mail adresinden sizinle yazışmayı istiyorum, resmi mail üstünden felsefe yapmak bana göre yanlış... Dün gece yaklaşık 2 saat süren okumalarımdan sonra, makalelerinizden aklıma yer eden bazı sorular mevcut: Mevlana'ya ait küçük bir alıntıyla başlayalım istiyorum; "Yaratılışın nedeni aşktır." Hocam ben...

Şarap Niçin Yıllandıkça Güzelleşir?

Şarap yapımında kullanılan üzümlerin renkleri iki ana gurupta toplanır. San ile yeşil arasında rengi olanlara 'beyaz üzüm', kırmızı ile mavimsi siyah renk arasında olanlara 'siyah üzüm' denilir. Kırmızı şaraplar siyah üzümden yapılırken, beyaz şarapların da sadece beyaz üzümlerden yapıldığı bilgisi doğru değildir. Burada önemli olan üzümün kabuğudur. Kırmızı...

Spinoza’nın Hüznü

O kadar düşünceliyiz ki, düşünemiyoruz bile? Düşünmeyi o kadar biçimlendirmişiz ki, çay bardağındaki kaşık gibiyiz. Kendimize bakarken, kendimizi değil, düşünce’nin içinde nasıl göründüğümüze bakıyoruz. Kendimizi o kadar 'kaşık'laştırmışız ki, kendimizi şeker dolu bir çay bardağı olmadan düşünemiyoruz. Kendimizi 'eylem'e, eylemi normlara göre belirliyor, belirleme eylemini neye göre...

Felsefi Polemikler

Tartışmada, karşıdakine haklılığını ya da onun yanlışlığını ispatlamak oldukça zordur. Bunu başarabilmek için onun seviyesine inmek -ki bu çoğu zaman imkansızdır- gerekir. Ya da onu kendi seviyenize çıkarmak ki bu daha da imkansızdır. Bu kısır tartışmalarda konunun pek önemi yoktur. Çünkü bu kavgalardan hiçbir zaman bilgi çıkmaz....