Sürdürülebilir Bir Yaşam Üzerine

Kendimize karşı dürüst olalım: hayatımızda bulundurduğumuz rutin ve alışkanlıklarımızın kaçını sürdürülebilir olarak düşünüyoruz? Eğer kültürel ve toplumsal beklentilerden uzaklaşabiliyor ve bakış açımıza mümkün olduğunca deneyimlerimiz sonucunda elde ettiğimiz yargıları katabiliyorsak, özümüzden gelen yansımalarımız yaşam tarzımıza dönüşür.  Ölçü ve sınırlarına sadık kalan bir insanın toplumsal bir baskı veya dayatma sonucu kolayca değişebilir ruh halinin azımsanacağı yönündeyim. Öte yandan, yakın çevremiz başta olmak üzere katkımızın olmadığı hiçbir yerde bütüncül bakış açısını var edemeyeceğimiz gerçeğini bilerek ilerlemek, insana sürdürülebilir ve farkındalıkla dolu bir yaşam tarzını pekiştirir. Psikanalizin Teslası olarak bilinen Adler’e göre, insanın amaçları belli temel kriterler üzerine kurulur. Bunlar: Güçlü olma, emniyetli olma, aidiyet hissiyatıdır. Aslında günlük hayatta kontrolünü elinde tuttuğumuzu zannettiğimiz bir döngüye sığınıyoruz. Bu döngü kişinin ihtiyacı olduğunu zannettiği hayali bir emniyet ve aidiyet duygularını aşılar. İyi bir kariyer, toplumun ideal olarak düşündüğü partner veya bol kazanç elde edildikten sonra kendi ayaklarımızın üzerinde durduğumuzu zannederiz. Sonrası nedir peki? Kalıplaşmış bir birey özünde böyle bir amaca sahip olmak istiyor mu? Yaşam tarzını sadece dış dünyanın ona getirdiği sınırlar ve seçeneklerle çerçeveledikten sonra bahsettiğimiz bütüncül bakış açısına gerçekten sahip olabilir mi? Hiç düşünmemiş olup zaten bu döngüde var olmuş olmak maalesef bireyin kendi simülatif evreninde belirsizliğe yer vermeden gerçek yaşamın getirdiği kaostan mümkün olduğunca uzak durarak oto pilotta yaşama halinin kendisidir. Günlük yaşantımızda bile yaptığımız en basit eylemlerin kaçını farkındalıkla yapıyoruz ki? Genel olarak toparlarsak insan, kendi yaşam ölçülerini ve sınırlarını oluşturabilmesi ve bütüncül bir bakış açısını sağlayabilmesi için atalardan gelen kültür ve geleneklerinden arınması gereklidir. Kendini yaşama ait hissedebilen insan yaşamın verdiği itkiyle amacına ilerler, sürdürülebilir bir hayatı kendinde mümkün kılar.

Döngülerin kurbanı olmaya gerek duymadan ilerlenmesi gereken bir yaşamın içindeyiz. Rekabetin ve düşmanlığın sonucunda yalnızlığın daha da fazlalaştığı dünyada, kimsenin, memnun olmadığı sürece, kalıplaşmış döngülerde kalması şart değildir. İnsan gördüğü şeyleri anlamlandıramadan yaşayamaz, günümüz modern dünyası ne kadar ilerlemiş olursa olsun anlamaya, oluşturmaya ve en sonunda da duyulan haz ve memnuniyetle daim olmaya her zaman ihtiyacımız vardır.

Selin Yıldız

Selin Yıldız
Selin Yıldızhttp://www.felsefehayat.net
1 nisan 1999 tarihinde Bursada doğdum. Uludağ Üniversitesi makine mühendisliği bölümünden 2021 yılında mezun oldum. Uzun süredir felsefeye duyduğum ilgi sebebiyle okuyup araştırıyorum. Konuşulması ötelenmiş konuları kendi perspektifimle okuyucuya aktarma amaçlı yazıyorum.

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Bir Sürü Delikanlıya Dostça Öğütler

tibet'e git deveye bin incili oku ayakkabılarını maviye boya sakal bırak kağıttan bir kanoyla dolaş dünyayı the saturday evening post'a abone ol çiğnerken sadece sol tarafını kullan ağzının tek bacaklı bi kadınla...

Anadolu Alkatrazı: Sinop Cezaevi

Geçtiğimiz günlerde Sinop Kapalı Cezaevi'ne gitme şansım oldu. Cezaevi alanında yaklaşık 300 tane fotoğraf çektim. Hapishane gerçekten de bayağı büyük, aslını sorarsanız bu kadar...

Ay, Bir Nuh’un Gemisi midir?

Yapay bir uydu fırlatacaksınız, bunun içini boş yapmanız yerinde olur. Aynı zamanda, böylesine muazzam bir uzay projesini gerçekleştirebilecek olan herhangi bir varlık sisteminin, Dünya...

Morfolojik Olarak Şiddetin Gramatik Ayrımları

Önce birtakım ansiklopedileri karıştırarak "şiddet" maddesinin karşısına yazdıkları rafadan yumurtaları bir bir okudum. Vay canınaydı! Ama bununla da yetinmeyip bazı temel eserlerin içinden şiddetin eserlerini çıkardım. İlginçtir,...

Tanrı Doğurdu Annem ve Ben O’nu Öldürdüm!

Çamaşır suyu kokan annemin ellerini öperek büyüdüm ben, O ellere kan yakışmazdı Tel tel dökülürdü saçları gözlerinin önüne Gözünün önünden ayrılmazdım. Ve Tanrı hayırsız bir evlat gibi sömürürdü...

Sevgilim

Sevgilim, yetimim benim, aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken kapılar kapalı, dünya buzlu cam uyuşmuş gözlerimin önünde hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan ikimizin yerine dinliyorum sevdiğin şarkıları siyah tişörtünü giyiyorum yatarken gömleklerini, kazaklarını,...

Annabel Lee

Senelerce senelerce evveldi Bir deniz ülkesinde Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz İsmi; Annabel Lee Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten Sevmekten başka beni O çocuk ben çocuk, memleketimiz O deniz ülkesiydi Sevdalı değil karasevdalıydık Ben...

Sesler Duyarsınız

Sesler duyarsınız... Düzenbaz gecenin oynak fahişeliğinde. Bir merminin ne kadar öldürebileceğini gösteren sesler... Kan alfabesiyle teninize ölümü kazırlar. Sesler... Kesik bir başın son hareketi...

Pubhuman: Bilginin Peşinde

“Hayat: Bir bilgisayar oyunu gibidir. Çeşitli oyun biçimleri ve roller var. Peki ya Tanrı? Tanrı da bu oyunu kuran şeydir işte. Ya insan? İnsan...