Yazgım Bu

I.
Dokundum ıssız yanlarıma
Suskun bakışların başköşede oturtulduğu bir akşamüstü
Seyre daldım,
Su aktı musluktan, işçiler evlerine döndü
Tanrı’yı övdüm istemeden
Çaresizce beklediğim kaldırımların birinde
İstemeden yaptığım birçok şeyde bir mecburiyet hissi vardı
Bunun farkında olmak dayanılmazdı
Ve daha birçok şeyi anlamak
Çocuklar sırtlarında koca çantalarıyla geçtiler yanımdan sonra
Gülümsedim yükünü çektiğim ne varsa
Uzun bir yalnızlıktı hatırlamadığım
İzmaritlerin acı acı yere düştüğü
Soğuk, savruk, esaret altında
Kazandı Tanrı,
Razı geldim ve hatta
Boyun eğdim bana biçtiği hayatın zorbalığına
O keskin, o kıvrak, o beni yerle bir eden kelimelerle yaptı bunu
İsteyerek,
Hem de hiçbir mecburiyet hissetmeden
Ve sonra bir şarkının nakaratına bırakarak kendimi
Kayboldum,
Gecenin katran karasında…
Hep böyle olurdu, hep böyle oldu.

II.
Muğlak yazgımı yeniden yazamak istedim
Tanrı’nın ellerinden kalemi alarak bu kez
Silerek gövdemi suyun üstünde beliren gölgemden
Küstahça bir acımsamayla
Yok sayarak bu lanet belirsizliği.
Fahişelere özgürlük veren bir manifestoya imza atarak mesela,
Şarabı zorunlu kılarak mum kokan masalarda
Uğruna şiir yazılan bir Tanrı’nın kalemiyle üstelik
Korku çukuruna attım
Bilinçaltımda yediğim etleri
Ki biliyordum ki bu bir günah!
Ve sonra avucumda biriken nasır yuvalarını,
Kara kuyuları, aşınmış duvarları
Başkalarının hayatına imrendiğim ne varsa içimde kalan
Yıkmak istedim tek bir kalem ucuyla
Çünkü yaşamak mecburiyetine itilen bahtsız bir müntehirdim ben
Henüz otuz dört yaşında.
Hayata muhtaç zavallı bir müntehir!
Yazgım buydu.
Aşkı elinden alınmış,
Esrik, yalnız, buhrana kapılmış.

III.
Leylak kokusunu sürünmüş bir ağacın dalı oluverdim aniden
Belki de yaban arısı,
Çalışmayı erdem sayan
Doğaya karıştım huzurla
Canı yanmış körpe bir kız çocuğunu işittim
Aynaya döndürüldüm yeniden
Yağdım kötülüğün üstüne vahşice
Hoyrat ölümler kapıda muştuladı kurtuluşumu
Soluk aldım soluk verdim
Rengim buz mavi
Adım yazıldı camın buğusuna
Ve son buldu acılar.
Tanrı yine kazandı.

IV.
Katranın yapıştığı kara ruhumu ayırdım sonunda bedenimden
Sonsuz huzursuzlukları ekledim
Öptüm Tanrı’yı yanağından
Barıştım
Kabullendim
Yenildim
Yine de isyan ettim elbet başka hayatlara
Ama
Sustum hemen
Kalem düştü elimden
Aynaya döndürüldüm.

İsmail Topçu

İsmail Topçu
İsmail Topçuhttp://www.felsefehayat.net/
1985 İzmir doğumluyum. İlk ve orta dereceli okulları Karşıyaka'da okudum. Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü mezunuyum. Yazın hayatıma lise yıllarında şiirle başladım. Ulusal edebiyat dergilerinde öykülerim matbu olarak yayınlandı. "Monolog Yalnızlık" adlı roman, "Kaburga" adlı öykü kitabı ve "İçimdeki Fil" adlı şiir kitabı denemelerim oldu. Ancak bu kitaplar henüz okurla buluşmadı. Şu an edebiyat dergilerinde ve felsefehayat.net'te yazarlık yapıyorum.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Öyle Bir Hayat Yaşadım Ki

Öyle bir hayat yaşıyorum ki, Cenneti de gördüm, cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki, tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden, Kendime bir...

Denemeye Değer

Klavyenin başına geçtim. Bir iki yazı denemesinden sonra ne yazacağıma karar veremeyip hepsini sildim. Sonra aklıma gelenleri gelişigüzel karalamaya karar verdim. Siyasetten uzak… Gündelik kaygılardan uzak… Bu arada güncel...

Özgürlük Üzerine

İnsan bir toplum içerisinde yaşar, özgürlüğünü de bu toplumun belirlediği yazılı/ yazısız kurallara göre temellendirir. Ancak bilinmelidir ki özgürlük kavramı, belli bir temele ya...

9. Senfoni

gözleri kızarmış ve harmanlamış çiçeklerini müzik bangır bangır lambalar sönük bir kadın var bekleyen arzular üstümüze çullanacak neredeyse kadehleri dolduruyorum ben fakat arzular bu kadehlerin ardından tadılabilir ve Beethoven dinleyebiliriz çünkü şehvetimiz 9. senfoni tadında İlkay Beyaz

Sen Krizi

3 günlük hastalığım gibisin. ilk gün haber veriyorsun geleceğini.. ikinci gün ağırlaşıyorsun bende, bedenimde.. ateşim çıkıyor, gözlerim doluyor. 'sen hastalığındandır' diyorum. üçüncü ve son gün uzaklaşıyorsun bedenden.. ilacım oluyor 'başka tenler' atlatıyorum...

Hayyam Rubaileri -XIII-

241. Benim yasam artık şarap, çalgı, eğlenti; Dinim dinsizlik, bıraktım her ibadeti; Nişanlım dünyaya: Ne çeyiz istersin, dedim: Çeyizim, senin gamsız yüreğindir, dedi. 242. Benden Muhammet Mustafa' ya saygı ve...

Esin

Düşler olsun, anılar olsun ya da anı ile düş karışığı bu tür olaylar bir ozanın, genellikle bir sanatçının çalışmasında ne zaman, nasıl kendini gösteriverir,...

Get Low

Bir münzevi ve içinde taşıdığı 40 yıllık bir sır... 2009 yapımı Get Low, tam bir yasak aşk öyküsü... Epeyce duygusal, epeyce kaçkın... Felix Bush (Robert...

Gecenin Soluğunda Asrın Geleneği: Sadakatsizlik

hayatın anlam kazandığı yerlerdeyim. fahişelerin dar sokaklarında, bağımlıların kol gezdiği kaldırımlarda travestilerin ıslık çaldığı koyu lacivert gecenin içinde, tinercilerin solgun suratlarında, loş, küf kokan barlarda... hiç sıradan insanların arasında değildim,...