yoculuk-okult-yazi

Yürüyordu…

Ayağının altında ezilen çimlerin çığlıklarını duyuyordu, toprağın soğuk nefesi ruhunu üşütüyordu, gecenin karanlığında yürüyordu “O”… Kanserli ciğerleri onu nefes almakta zorluyordu, her nefes alışında yaşamadığını hissediyordu her geçen saniye ve zaman kendi iğnelerini onun kalbine dikiyordu. Hızla yürüyordu ama nereye gittiğini bilmiyordu. Yol hiç bitmeyecekmiş gibi uzuyordu, yürüdüğü bu yolda hiçbir şeyi görmüyordu. Onun için bir noktadan başka bir şey yoktu karşısında. Nokta hızla küçülüyordu, bu noktayı büyütmek istediğinin farkındaydı. Bu noktada gördüğü ve büyütmek istediği umutları, hayalleri vardı. Gözyaşlarından, acılarından oluşan umutlar ve hayallerdi bunlar. Hiçbir zaman mutluluğu tadamamıştı, mutluluk nedir diye saatlerce, günlerce düşünmüştü.

O, mutluluğu, umutlarındaki renklerin karışmış hali olarak biliyordu, oysa ki onun hayatı siyah beyaz renklerden başka bir renkle karışmamıştı. Onun, renkli umutların ve hayallerin kül olmuş ruhlarından kopan bir nokta ve sonsuzluğa uzanan karanlık yoldan başka hiçbir şeyi yoktu…

“O” yürüyordu…

Ave Ate Maledictum

2 YORUMLAR

  1. Anlık görüntüler ve duygular ama koca bir ömrü özetliyor. Bence duyguların yoğunluğu, tükenmişliği,mutluluk asıl anlamını yakalamış, nokta ve karanlık bağlantılı sembolik varoluşun asıl içeriği vurgulanıyor…

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.