Varlık ya da Olmak!

Yok olmak varlığın ilk şartıdır. Küllerinden doğan bir hayat gibi kutsaldır. Uzak ve yalnızdır. Sıradanlığın çilesiz koridorlarında bir cellat gibi dolaşır. İşte size ölümün ne kadar yaşam koktuğunun en kanlı kanıtı.

Artık korkusuz ve biricik bedeniniz tek teselli olur ve gülersiniz, zayıfların işkence çektiği sahnelere. Yeniden doğan var oluşun tek peygamberi olursunuz. Gölgelerin diliyle konuşan eşsiz tanrıça artık senindir. Gebe olduğu açlık ise yepyeni bir hayatın habercisidir. Şimdiki zamanın katmanlarından kurtulmuş, üstün bir cinsiyet… İşte size bir başka kanıt… Güç var oluşa sızar ve bu şey nadiren olur. Yırtılan melodiler kulağınızı tırmalarken siz sadece savaşı arzularsınız.

Görmenin hissetmeyle eş olduğu toprak parçası: Ben. Atıl ruh. Arzunun kanatlarına binen ve sizi anlamsızlığın kucağına bırakan o sevimli dişi. Mahvolmaktansa, mahvetmeyi isteyen büyücü… Çaresizliğin haykırışı. En yüce haykırışı. Ummanın verdiği rahatlık… Sanrılarla zenginleştirilmiş ölüm mutfağı.

Şeylerin içinde oradan oraya dönüp duran gerçek. Ne verebilir ki size? Rahatlıktan başka… Ne verebilir ki size? İçi geçmiş bir hayvandan başka…

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikSenin İçin Yazmak
Sonraki İçerikHayyam Rubaileri -XI-

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Biz Koşuyoruz

Annem ellerimden sımsıkı tutmuş, kalabalığın içinde hızlı adımlarla ilerliyoruz. O kalabalıkta, annem ona göre normal hızda sayılabilecek adımlar atarken, ben resmen koşuyorum. Eee benim ayaklarım minicik ki… Elimden de tutsun istemiyorum aslında. Öyle koşturuyoruz ki kalabalığın içinde, ben sadece tanımadığım onca insanı popolarına kadar görebiliyorum. Kafamı yukarı...

Hakikat Arayışı Üzerine

Farkında olalım ya da olmayalım insanoğlu bir “amaç veya “amaçlar” uğruna yaşar ve ölür. Yaşam süresince edinilen amaçlar öyle bir etrafımızı sarmıştır ki, “kariyerimde en üst noktaya gelmeliyim” klişesini solar sisteminde güneş olarak düşünürsek biz de -bayatlamış ve içi boşaltılmış- bu amacın etrafında dönen meczup gezegenler misali...

Nietzsche Felsefesi

Masanın üzerinde bir tomar kâğıt ve ilgili ilgisiz düşülmüş notlar manzumesi... Karalamalar, dipnotlar, alıntılar vs. Bir sürü ön hazırlık ve bu hengâmenin getirdiği o çok sevdiğim bildik dağınıklık… Ne zaman bir deneme yazmaya kalksam aynı heyecan ve kargaşayı yaşarım. Fakat bu seferki daha farklı şekilde cereyan ediyor...

Folklor Şiire Düşman

Çağdaş şiir geldi kelimeye dayandı. François Villon'dan, André Breton'a, Henri Michaux'ya bir çizgi çekelim, bu işin nasıl bir evrim sonucu doğduğunu göreceğiz. Çağdaş şairler kelimeleri bile sarsıyorlar, yerlerinden, anlamlarından uğratıyorlar. Bu böyleyken, bizde hâlâ folklora, halk deyimlerine şiirlerinde fazlasıyla yer veren şairlerin kısır bir yolda oldukları kanısındayım....

Korku Üstüne

İyi bir doğa uzmanı değilim dedikleri gibi, korkunun bizi hangi yollardan etkilediğini pek bilmem; ama pek garip bir tutku olduğu da su götürmez. Hekimlerin dediğine göre ondan tez aklımızı başımızdan alan hiçbir tutku yoktur. Gerçekten korkudan aklını yitiren çok adamlar görmüşümdür. En sağlam kişilerin korku süresince inanılmaz...

66. Sone

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni, Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez. Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini, Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz, Değil mi ki ayaklar altında insan onuru, O kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış, Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru, Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş, Değil mi...

Prenses

prenses aklına eser gelir gider sever ama asla küsmez prenses kurtarıcı meleğim sinirlenir sonunda bana döner prenses aklıma eser saçları değer sesi aşka davet eder esmer teni ruhumu sobeler prenses her yeri her şeyi benim olan tek ülke prens yapar sefili prenses nefes alıp durur köle yapmak için beni   Can Murat Demir

Felsefi Polemikler

Tartışmada, karşıdakine haklılığını ya da onun yanlışlığını ispatlamak oldukça zordur. Bunu başarabilmek için onun seviyesine inmek -ki bu çoğu zaman imkansızdır- gerekir. Ya da onu kendi seviyenize çıkarmak ki bu daha da imkansızdır. Bu kısır tartışmalarda konunun pek önemi yoktur. Çünkü bu kavgalardan hiçbir zaman bilgi çıkmaz....

“Dracula” Kötülükle Mücadele ve Fedakârlığın Öyküsü

İnsan şeytandır. Neden böyle söylediğimi kendimden biliyorum, bir başkasından değil. İnsan kendisinden yola çıkarak doğruyu ve yanlışı bulur, bir aynadır Öteki. Bu bağlamda Öteki, bize kendimizi gösteren, benliğimizi yansıtan bir aynanın ikamesi gibidir. Evet, insan şeytandır, hep bir diğerine ötekisine bahaneler uyduran bir sefaletin, acizliğin, uyuşukluğun adresidir....