Felsefe, tozlu kütüphane rafları veya akademik kürsülerle sınırlı bir teoriler yığını değildir; felsefe, nefes aldığımız her anın içinde saklı olan hayati bir disiplindir. Can Murat Demir, kaleme aldığı bu makalede felsefenin sanat, eğitim ve siyasetle olan kopmaz bağını irdeliyor. Sorgulayan, analiz eden ve kendi kararlarını alabilen ‘birey’ olmanın anahtarını sunan bu yazı; Platon’un derinliğinden Hegel’in bilinç anlayışına ve Mevlana’nın hoşgörü iklimine uzanan bir yolculuğa davet ediyor.
Sorgulamayı ve özgür bir düşünce yapısını zorunlu kılar.
Sorgulama doğası gereği, doğruyu yanlıştan ayırmayı ve her zaman hakikatten yana olmayı gerektirir.
Analiz yeteneğini ve sezgileri güçlendirir.
Akademi’nin kurucusu Platon’ da aynı şeyleri söylemiş: Felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır.
Önsezi yeteneğini geliştirerek bir çok belayı önceden savuşturur.
Örneğin; Nostradamus her şeyden önce bir “kahin” değil filozoftu. Yorumlama yeteneği ve ileri görüşlülüğünü felsefeye borçluydu.
Şüphe ile beslenen bir varoluş gerektirir ve bu yüzden sürekli irdeleyen bireyler yaratır.
Şüphe, doğru bilgiye ulaşmada iyi bir enstrümandır.
Kendi kendine yetebilen ve kararlar alabilen “birey” olmuş insanları topluma kazandırır.
Kurgul felsefenin minarı Hegel’e kulak verelim: Felsefe, kendini bilinçli hale getiren düşüncedir.
Felsefede hoşgörü önemlidir. Bu husus hem toplumsal hem de siyasal anlamda hukuk ve demokrasinin yerleşmesini mümkün kılar.
Demokrasinin temelini hoşgörü oluşturur. Bu konuda akla gelen ilk filozof Mevlana’dır.
Felsefe mücadeleci insanlar yaratır.
Mücadele, bilginin ve özgürlüğün peşinde sürüklenmektir.
Can Murat Demir
Öneri Makale: Felsefe Nedir Ne Değildir?














