Estetik Acı Üstüne

Estetik acı ne demektir? Herkes ona katlanabilir mi? Ya da herkes ona sahip olabilir mi? Bu yazının konusu zikredilen bu sorulara verilen cevaplardan ibarettir.

1. soruya cevaben;

Estetik acı bu hayatı anlamlandırma yolunda atılmış kişisel bir adımdır. Kişi bir yandan muhtelif acılar çekerken, diğer yandan kendisine ve bedenine olan güvenini artırır. Estetik hazdan bu yönüyle ayrılır ki hazzın kaynağınında acı olduğunu unutmamak gerekir. Hazdan farklılık göstererek estetik acı hem öğretici hem de sağlıklı bir ruhun habercisidir. Hayatı yeniden yaratma gayreti olarak karşımıza çıkar.-tıpkı sanatta, şiirde olduğu gibi- O, hem yaratıcılığa hem de olgunluğa işaret eder. Estetik acıya dokunan birey o vakitten sonra acıdan tat almaya başlar ve acının zenginliğine aşık olur. Kişi artık acının o kadar da korkunç olmadığının farkına varır. Bunu kendi kendine ispat yoluna gider. (Örneğin resim yapar, düşünür vs.) Estetik acıyı özetlersek; o, bu dünyanın farklı bir yorumudur ve içinde değişik türden-aristokrat bir zevk barındırır ki bunlar kesinlikle anlık zevkler değildir.

2. ve 3. soruya cevaben;

Özel ruhlar özel psikolojilere sahiptirler. Özel doğanlar farklı şekilde donanıma sahiptir. Onların mülkleri çok az sayıda ama öz olanlardandır. Bakışları ve görünümleri diğerlerinden üstündür. Yalnızdırlar, üretkendirler. Bu yüzden estetik acıyı sürekli kabul edenler de onlardır. Herkes bu şerefe nail olamaz, olmamalıdır da. Bulanık ve sığ bir denizdir insan, estetik acı ise en derin, en yoğun deryaları arzulayan bir metafiziğe sahiptir. Sıradanlık, estetik acıya göre bir katrandır, kirli ve pis kokar. Burada her insanın varoluşuna bir atıf vardır. Estetik acı ayrıntıda gizlidir. Var oluş yatağında özgürce akmayı bekler. Bu yüzden herkes ona sahip olamaz. Çünkü eksiksiz doğan ruhlar estetik acı için nefes alır, verir. Onlar bunu gönüllü olarak üstlenir ve yaşar. Bu manada bahsettiğimiz estetik acı, her ruhun kotaracağı bir durum değildir. O, özel yetenek, yaratıcılık, kendindelik ve derinlik gibi enstrümanlarla çalışmayı sever.

Son söz olarak;

Estetik acı, farklı doğanların ve doğuştan yeteneklilerin bilgisi dahilinde vuku bulan nadir bir olaydır. Katlanmasını bilenler için eşsiz bir yaratım aracı, kendini yenileme imgesidir. Sonuçta estetik acı denilen şey, bütün sanatsal olayların beşiği olarak sıradışı var oluşun ve üst düzey bir hayatın da habercisi sayılır.

 

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikGroundhog Day
Sonraki İçerikBirdy

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Yolları Gitmek Sandın Çocuk

Yağmur yağıyordu çocuk ve sen yağmura teslim ediyordun gözyaşlarını. Temizlemek istiyordun gözlerinden akan yaşlarını yağmurlarda. Islanmak istiyordun, çokça ıslanmak. Bir camın buğusuna çiziyordun yollarını çocuk, nerede olmak istediğine nereden kaçıp gitmek istediğine. İçinin derinliğine doğru bir yol çiziyordun. Ve bu yüzden yol çizgilerine takılıp kalıyordu hep gözlerin. Hiç bitmesin istiyordun bu...

Wagner Olayı

Bu yazının hakkını verebilmek için, insan musikinin yazgısını kanayan bir yara gibi içinde duyup, o acıyı çekmelidir. Neden acı çekiyorum musikinin yazgısını duyduğumda? Musikinin dünyayı arıtıcı, olumlayıcı yanını yitirmiş olmasından, artık Dionysos'un flütü değil, bir décadence musikisi olmasından... Ama insan musikinin davasını öz davası gibi, kendi çektiği acırlarmış...

Martının Çığlığı‏

Ölüm her zamanki gibi çığlıklarıyla yaklaşmaktaydı, Attığı her adımda martının gözlerinden, Bir damla daha yaş akmaktaydı. Martı sustu, gökyüzü sustu, zaman durdu. Bense hala, Savaşın ortasında... Umudumu kaybetmeden, Geleceğim yok olmuştu. Martı sustu, ben sustum, gökyüzü sustu, Konuşmaya başladı. Kulak delen sesleriyle, Tanklar, silahlar... Onlar konuştukça martı sustu, ben sustum.... Yaklaştı ölüm... Acımasız... Ve kaldı bir adım aramızda, Ve en sonunda... Martı öldü. Bense...

Şiir Neden Zordur!

Şiir yazmak zordur. Çünkü anlamın en kestirme yolunu bularak, hayata dair ne varsa onu en yalın haliyle dile getirmeniz gerekir. Bu yüzden şiir en zor sanat dalıdır. Her kelimeyi tartarak, her bir sözcüğün okuyucuda farklı duygu yaratacağını hesap ederek yazmalısınız. Bu durumu şöyle özetlemek mümkün: Şiir, okuyucuyla...

Atatürk’ün Yalnızlığı

Sevgili okurlarım, Cumhuriyet tarihi ve Atatürk dönemi irdelenirken (belki de bilinçli olarak) yapılan en önemli hatalardan biri de o günün koşullarını düşünmemek, bugünün değer yargıları ve koşullarıyla o günleri eleştirmektir. Şimdi soğukkanlı bir biçimde Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'i ilan ederken önündeki öteki seçeneklere kısaca bir göz atalım; böylece...

Medusa

Sedir Ormanlarının renklendirdiği kuytu bir vadinin öğlen güneşinde tanık olduğum olgu varoluşlarımın bir başlangıcı olarak kazındı ruhuma. Gılgamış'ın hilekâr oyunlarına yenilen Enkidu'nun hüznü bana eşlik etti o günden bugüne kadar. Humbaba'ydı adı, bir orman koruyucusu. Medeniyetin kralı yarı tanrı Gılgamış, doğayla birlikte her canlıyı kendine köle edebilmiş...

Dolunay İnsan Davranışlarını Etkiler mi?

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar. Eskilerin Ay'ın...

Sevgilim

Ey sevgilim, nerelerde dolaşıyorsun böyle? Geliyor seni candan seven aşığın dur onu dinle. Elemi de, neşeyi de beste yapmış diline. Uzaklaşma şirin yarim. Yolculuklar, aşıkların buluşmasıyla nihayetlenir. Her tanrı kulu bunu bilir. Aşk nedir? Ahret demek değildir her halde. Çınlamalıdır neşesi bu anın gene bu anın kahkahalarıyla Çünkü ne olacağı yarının meçhulümüzdür hala, Boş yere vakit...

Hayyam Rubaileri -XII-

221. Gönül dedi: Ben neyim ki, bir damla sadece; Ben nerde, görmediğim koca deniz nerde! Böyle diyen gönül denize kavuşunca Baktı kendinden başka şey yok görünürde. 222. Can o güzel yüzüne vurgun, neyleyim; Gönül tatlı diline tutkun, neyleyim; Can da, gönül de sır incileriyle dolu: Ama dile kilit vurmuşsun, neyleyim. 223. En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen; İyilik seven...