Geçmişin Anılara İhaneti

Uzaksınız. O kadar uzaksınız ki ne kadar da bağırsam duyamayacaksınız ellerimden düşen zamanın sesini. O kadar uzaksınız ki kendinize ne kadar susarsanız susun fark edemeyeceksiniz hiçliğinizi. Kimin ne kadar değerli olduğunu bakışlarımız değil, bakmayı bilmeyen insanların göz kamaştırdığı küstahlıkları belirliyordu. Aslında her nefes alışımız Tanrı’ya ihanetti, Tanrı’nın her nefes verişlerimize izin vermesi gibi. Uzaktık, o kadar uzaktık ki yağmur taneleri saçlarıma bir türlü düşmüyordu ve her şeyi uzatıyorduk olduk olmadık cümlelerle. Göz kamaştıran küstahlıkların arasında ne kadar da çok gürültüsü vardı böyle. Seslerin tizliğinde kulağa çarpan feryatları duymayan zihniyetler şimdilerde ölüme yalvarıyordu.

Nereye kadar gidebilirdik ya da ne kadar farklı düşünebilir. Bakın aklıma ne geldi. Tanrı bizi telefonla arasaydı şaşırırdınız hatta inanmaz, ama vahiy yoluyla Tanrı’ya inanıyordunuz. Hem de şahit olmadığınız zamandan gelen bilgilere. Özellikle gecenin karanlığında düşünmek ürkütücü gerçekten. Zaten korkmak zorundasınız. Korkusuzluk ruhsuzluğun bilinçsel-psiko hareketlerini oluştururdu ve ne kadar uzağa kusarsanız o kadar derinde yaşadığınızı anlayacaktınız. Şu an gözlerinizi kapatmalısınız. Beyaz bir duvara anılarınızı yazmalı sonra o duvarı yıkmalı. Eğer o duvarın altında kalmazsanız üstünlüğünüzü kısaltıp insanlığa armağan edebilirsiniz, ama eğer o duvarın altında kalırsanız geçmişin size ihaneti başlıyor demektir.

Serkan Aydemir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikKusuyorum
Sonraki İçerikDüşük Işık Kalbe

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Gider İçerdi Can Baba, Kendisine Acımadan Ama

Can Baba, hatırlar mısın, bir akşam, arkadaşlarla Kuzguncuk’taki evinize gelmiştik… Evde senden başka kimse yoktu. Yapayalnızdın. Sevgilisi terk etmiş liseli bir öğrenci gibi çaresizdin. Bütün ışıkları, televizyonu, radyoyu açsan da evde garip ve hüzünlü bir sessizlik vardı. Oysa insanların, bir tutam neşe, öfke, coşku, yaşam sevinci koparmak...

Efsanelere Göre İstanbul’un Kuruluşu

Bu şehr-i Sitambul ki, bî misl-ü behâdır, Bir sengine, yekpare Acem mülkü fedadır Şair Nedim Yeryüzünde, bu kadar çok ada ve sana sahip kent çok ender bulunur. Her ulus, İstanbul'u başka bir adla andı. Ayrıca, fetihten önceki adları başkaydı, fetihten sonrakiler başka... Tarih sahnesine, Byzas, Buzis, Byse, Bysante gibi...

Filozof Olmayanlar İçin Felsefeye Giriş

Louis Althausser’in ‘Filozof Olmayanlar İçin Felsefeye Giriş’adlı kitabı Can Yayınları’ndan yakın bir zaman önce yayımlandı. Louis Althausser felsefenin, sadece geniş anlamda düşünen felsefecilere ya da entelektüellere bırakılmayacak kadar bir ciddi bir iş olduğunu inanarak bu elkitabını yazmış. Filozof olmak gibi bir gayesi olmayanlar, fakat felsefe ile ilgili fikir...

Yitik Tanrı

Yitik hayaller ve bir mezardır her şeyin açıklaması… Hayat denilen şey bir yalandır çoğu kez. Düşün ve taşın sonuç hep aynıdır; “Hiç…” Bazen düşünmek bile yetmez. Sadece fotoğraf vardır ve siz ve ölüm… Sizce bir fotoğraf ne kadar gerçektir? Ya da “o an” ne kadar sizindir? Açık konuşarak şunu söylemeliyim...

Öğretmenlerin Okuması Gereken 100 Temel Kitap

Öğretmenlerin ihtiyaç duyduğu okuma alanlarına ilişkin görüşler incelendiğinde Öğretmenler toplamda 9 alanda kitap okuma ihtiyacı hissetmektedirler...  Öğretmenlerin kitap okuma ihtiyacı olduğu konular şunlardır: 1. Öğrenci davranışlarını anlamaya ve tanımaya yönelik kitaplar (% 100), 2. İletişim ( % 88), 3. Öğretim yöntemleri ( % 80), 4. Sınıfta uygulamaları (% 78), 5. Velilere yönelik kitaplar...

Ruhi Mücerret: Bir Kapitalizm Tragedyası

Kapitalizm Dehşeti: Reklamlara Programlanmış İnsanlar Kuşkusuz modern çağın kronik hastalıklarından biri Kapitalizm. Bu illet’ül mahlûkat aramızda ve köklerini derinlerden insan egosundan alıyor. Her ne kadar farkında olmasak da gündelik hayatta yaşadığımız birçok sorun ve sorunsalın altında bu illet yatıyor. Kapitalizm denen mefhum, insan ilişkileri tarafından bakıldığında bir yozlaşma...

Spinozist Conatus ve Varolma Moduslarının Trilojisi

Spinozist Conatus Bir insanın en temel ve başlıca arzusu nedir? Spinoza’nın yanıtı: conatus. Conatus, kendi varlığını sürdürme meylidir. Spinoza aslında conatus’u Tanrı’dan türeyen tüm kiplerin/varolanların temel eğilimi olarak belirler. Fakat biz insanı merkeze aldığımızdan ve insanın kendisi de Spinozist düşüncede Tanrı’dan türeyen bir kip olduğundan, conatus’u insanın temel...

Hudutsuz Varoluşlar

Sessizliği dinleyen insanlar sessizlikte var olan seslerden korkmazlar. Bu sessizliği dinlemeniz sizin için çok önemli olmalıdır. Çünkü arayışlar devam etmektedir. Onların bazıları görür bazıları görmezler ama devam ederler sessizce arayışlarına. Bazıları hissetmezler ve fark etmezler ama istem dışı da olsa devam ederler. Bu bir yolculuktur, isteyenler de istemeyenler...

Hiç

Kalabalığın içinde kırbaçlı yalnızım bugün. Bir palyaço kadar kısık sesli, Aciz cübbenin altında seyreyliyorum alemi. Yavaşça kırılıyor tüm renkleri yalnızlığımın. Her ne kadar dar olursan ol bebeğim, bu masalsı ufukta dahi ben yine yalnızım. Sende uyansam da bir şey eksilmiyor fakirliğimden. Bu çoğunluk yoksunluğumdan tek bir tekil ben bile yok üstelik. Anlama cümlelerimi; O bile...