Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak Yine

Hayat Gül Kokulu Bir Sağanak Yine

gözlerimin önünde ıslak dağların kabaran yalnızlığı
ne varsa uçurumlar eşiğinde
hüzünlerle yalpalayan ne varsa
gözlerimin önünde

ve hayat gül kokulu bir sağanak yine
bir şeyler anlatmak istiyor hayat
ve alıp götürmek bir şeyleri kurt sofralarına

gün batıyor
gün batıyor bukağısı paslı bir sevinç oluyor yalnızlığım

unutuyorum sevgilim suretini
durgunluğun “niçin”di unutuyorum

gün batıyor ürkek yıldızlar dolanıyor yalnızlığıma
umurumda değil ne yağmur ne ayaz
ne de kerpiç kokusu havada
unutuyorum/sabaha/kadar/ gün batıyor
sonra bir akasyayı okşuyor gözlerim
geciken sabahlara koşuyor kuşlar
gözlerimin önünde
ve hayat gül kokulu bir sağanak yine

Yılmaz Odabaşı

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikBin Birinci Gece
Sonraki İçerikGörmek

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

İnsanları Öldürmek İstiyorum!

Sevgili İlke; İnsanlarla olan ilişkimi ve onlara olan tahammül katsayımı yeniden değerlendirmeye, bu katsayıyı yükseltmek için türlü türlü bahaneler üretmeye devam ediyorum. Aklım mezbahaneye dönse de, ruhumu ve bedenimi bu yolda harcamaya hevesli gibiyim lakin onlardan korkmayı halen sürdürüyorum. Nedendir bilinmez, onları hem öldürme, hem de yaşatma isteği sanki beni...

Kırık Camlı Oda 

Karanlığın bütün şehri kucakladığı, dolunayın etrafı somurtkan bir yüzle izlediği, aralarında savaşa tutuşmuş yıldızların birbirine sırt çevirdiği, katil rüzgârın dışarıda aman vermeyen bir takiple av peşinde koştuğu, kimsenin dışarıya adım atmak istemeyeceği türden bir geceydi. Dışardaki habitatı bozulmuş ağaçların dalları, dur durak bilmeyen borayla bir sağa, bir sola yatıyor,...

Suya Yürüyen Kavim

Sokaklarda hayatı öğretip, tanrıyı öğütleyen peygamber gördüğü her insana ahlakı anlattı. Tıpkı Zerdüşt gibi yalnızdı. Kalabalığa yanaştı ve beklemeden sordu: - Hayatı göreniniz oldu mu? Kalabalık: Biz insanız yaşadığımız yerlere hayat uğramaz. Cevap, insandan daha kolaydı ve güruhun ruhunu kaynatmaya yetti. Derken peygamber sorusunu değiştirerek devam etti: - Kendinize inanmayı ne zaman...

Kumarbaz Ruhumun Tövbesi

dünya bazen ağlamaklı dürttü beni makyajı akmış bir fahişeyi uykusundan uyandırır gibi akıttı üzerime biriktirdiği nefreti hayat her seferinde aklımı çelip gitti soluksuz bir adamın son isteğini terk etti ceketsiz dolaşan üşütük serseri acı benim adımı göklerden sildi çünkü her organım asiydi iç güdülerim coşuyordu hoyrat bir nehir misali sorgusuz celladım ipimi çekti tereyağından kıl çeker gibi can...

Yenilikçi Düşünce ve Şairler

Şair, yeni coşkular keşfeden kimsedir; bu yeni coşkulara katlanmak güç de olsa. Her alanda şair olunabilir; yeter ki insan serüvenci olsun ve bulup çıkarmayı göze alsın. Sanatın malzemesi ve araçlarını meydana getiren şey için, düşlenemeyecek bir bolluğun özgürlüğü içinde olduğumuzu umut edebiliriz. Şairler bugün, bu ansiklopedik özgürlüğün çıraklık...

Acısız Bir Dünya

Adeta hayatımızın bir parçası olan acı ve ıstırabı zaman zaman hepimiz hissederiz. Acı, hissi bir işaret ile başlar. Organizmamız için tehlikeli olarak kabul edilen bir şey ile sinir uçlarımız uyarıldığında alarm olarak acı hissedilir. Omurilik yoluyla beyine milyonlarca işaret gönderilir. Bu işaretler daha sonra sınıflandırılır ve beynin...

Putları Niçin Kırıyoruz?

Her cemiyetin yaşadığı devre mahsus bir takım mefkureleri vardır. Bu mefkureleri insanlar mücerret bir şekilde kavrayamadıkları için onları bazı fertlerde temessül etmiş görmek isterler. Bu mefkureleri en iyi hazmeden, onu her mana-sile kendisinde aksettiren kimseler o mefkurenin mümessili olarak görülür. Biz o ferde baktığımız zaman onda kendi...

Şemsiyelerin Rengi Niçin Siyahtır?

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya'da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu. Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce'de...

Tanrı ve Acı İniltisinde Hayat

Sürünün zehirli ağıtları arasında bir çobandan öğrendim hayatı. Bu yüzden, yudum yudum içiyorum acıyı. Dünya, acının yuvarlanarak büyümüş halidir ve bu yaşadığımız hayat onun gayri meşru çocuğudur. En büyük yalan ve en büyük korku ilintisi üzerine birkaç telkin… Tanrı, bir yalandır ve en büyük korkunun beslendiği sebil gibidir. Memelerinden akan acizliği emmeyi...