Zihnim, gecenin köşesinde kalmış piç bir düşünceydi. Bu düşünce eşliğinde küçük bir çocuğun yaşadığı travmanın önemli ama görünmeyen o beyaz çizgisinde buldum hayatı. Kesik kesikti bu çizgi. Sarhoştu, sarhoştum. Yanlışlıkla çizgiye bastığımda karanlık üzerime çöküyordu. Öfkeyle arkama dönüp karanlığa sövdüğümde gelen tepki sadece çocuğun garip boşluğunda yankılanan, gitgide azalan o tiz sesti. Bu ses içimde kırılmış, küçük ve karanlık parçaların çıkardığı o kalın ses tiz sese karışıyordu ve birbirinin içinden geçerek kayboluyorlardı. Çizgiye basmadan devam ediyorum yürümeye… Karanlığın simsiyah gözleri üzerimdeydi. Yerler kaygandı. Çocuk beni izliyordu. Köşede sızmak üzere olan sarhoşlar dikkatimi dağıtmaya çalışıyorlardı. Çocuk hala beni izlemeye devam ediyordu. Sarhoşlar başıboş pis kahkahalarıyla zihnimi karıştırıyorlardı. Yer kaygandı. Odak noktası yoktu. Hızlıca koşmaya başladım. Sarhoşların kahkahaları azalıyordu. Duraksadım. Sırılsıklam olmuştum. Çocuk hala beni seyrediyordu. Çizgi ise üzerine basılmayı bekliyordu. Çocuk ağlamaklı bir yüz ifadesine büründü. Ancak ağlamamalıydı. Gözyaşları doğduğu su birikintisine düşmemeliydi.

Ben bunları düşünürken iş işten geçmişti. Gözyaşının suya düşerken çıkardığı ses, bütün sesleri geri çağırdı. İç içe geçip kaybolan o sesler gecenin diğer bir köşesinde oluşturdukları orkestrayla gelip ruhuma çarptı. Sarhoş kahkahalar zihnimde yankılandı, dikkatim dağıldı. Dağıldım ve çizgiye bastım. Karanlık gürledi ve bütün acımasızlığıyla üzerime bastı. Çizgi yok oldu.

Karanlık, çizgide bulduğum o hayatla beslendi ve büyüdü. Çocuk ise hala beni izliyordu.

Ferid Taş

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.