Varlık, Madde ve Tekamül

ruh-madde-tekamul-min

Bu yazımda, Sayın Bedri Ruhselman’ın ruhsal tebliğlerden düzenlemiş olduğu “İlahi Nizam ve Kainat” adlı eserde çokça adı geçen bazı (neo-spiritzm) kavramları açıklamaya çalışacağım. Metni yazarken, neo-spiritizmde çokca bahsedilen “ruh ve madde” etkileşiminden yola çıktığımı belirtmek isterim.

Aşağıda okuyacağınız metin, “tekamül” süreci üzerinde durarak, insan varoluşunun amacını sorgulamaya yönelik hazırlanmıştır. Okuyucunun metni okumadan önce neo-spritizmaya ilgi duyması ve bir ön çalışma yapmış olması şarttır, aksi takdirde ne kavramlar ne de mana tam anlamıyla anlaşılamayacaktır.

İyi okumalar…

Madde dünyası, ruhsal yolculuğun ilk başlangıcı ve sonsuz evrimin ilk durağıdır. Kabadır ve uygulama alanıdır. Ruhun değdiği her şey, onun idrak seviyesini, bir üst seviyeye yükseltir. Bu sonsuz evrime tekamül denir. Bu süreç, bir değişim ve olgunlaşma sürecini önceler. Bu önceliği ancak ve ancak özgür bir irade onaylayabilir. Tekamül, özgür iradenin seçim alanıdır ve kesinlikle özgür bir vicdanı da beraberinde şart koşmaktadır. Tekamül, değişim ve olgunlaşmanın bir diğer adıdır ve kesinlikle kişinin özgür seçimiyle alakalıdır.

Madde aleminde olan biten her şey ruhun tekamülü içindir. Hastalık, acı, ölüm, ayrılık, doğal afet, aile, millet, devlet, toplum, devrim, kaos vs. Madde planında başımıza gelen olumlu olumsuz her olay bizim olgunlaşmamız için bir basamaktır. Bu yüzden neo spiritizmde evrende ve nesneler aleminde “tesadüf diye bir şey yoktur” (syf. 187), her oluşun bir sebebi vardır. Bunun arkasında düalite ilkesi yatmaktadır. Bu ilke varoluşun her aşamasında mevcuttur. Silsile şöyledir; Evrendeki hareketlenmeler iki zıt değer oluşturur ve bu savaşımdan maddenin bileşenleri ortaya çıkar, işte bahsedilen düalite ilkesi buradan hareketle hem kürelerin hem de maddenin doğuşuna tanıklık ederek bize tekamül için gerekli olan şartları ve planları hazırlar. Hareketin (zıtlar savaşımı) kaynağı düalite ilkesidir ve maddeyi doğuran da odur. Düalite olmadan tekamül imkansızdır çünkü, maddeyi bir arada tutan esas ilkedir.

Üniteden süzülen ve birtakım ruhsal planların emir ve tesirleri gereği bu hayatın içinde vak’alar manzumesini yaşarız. İşte tekamül, bu madde dünyasında bize ayrılmış ruhun yükselişini müjdeler. Bu açıdan tekamül, ruhun evrenle temasıdır, sonsuzdur ve bizim için biçilmiş yegane amaçtır. İnsan bu amaçla vardır, bedenlenmiş varlık (insan) tekamülün asıl kaynağıdır. Tekamül ve insan birlikteliğini, enkernasyon (bedenlenme), dezenkarnasyon (ölüm) ve re-enkarnasyon (tekrar doğuş) ile sürekli maddeyle etkileşim şeklinde özetleyebiliriz. Varlık, bu yollarla sürekli yüksek hakikati arar, maddeyle -perispri aracılığıyla- titreşir, bu sayede bilgi ve görgüsü artar. İşte size varlığın evrendeki yolculuğunun kısa bir özeti budur. Bu arada şunu da not edelim, evren, tekamülümüzün sorularına yanıtlar veren tek alandır. Varlık, hidrojen atomunun gelişmiş bir halidir ve bir ruha tabidir.

“Varlığın mayası idraktir” -syf. 118

Madde, hem tekamül seyrinde, hem de ruhların sirkülasyonunda tek bir amaçla yer alır: “Ruha hizmet etmek.” Ruhlar, maddeyi kullanarak tekamül yolculuklarını sürdürürler. Madde olmadan tekamül imkansızdır diyebiliriz. Ruh, maddeyle ortaktır aslında. Bu cümleden şunu anlarız: Madde ve ruh aynı plandadır ve sürekli alışveriş halindedirler.

Ruhun bedenden ayrılması (dezenkarnasyon) tekamülün bittiği anlamına gelmez, yüksek planlardaki tesirler burada da devam eder ve ruh yeni bir bedenlenmeye doğru süzülür ve üst planlarda kendisine biçilen yolda devam eder. Kısaca ölüm, asla ve asla tekamülün sonu değildir, tekamül sonsuzdur.

Ölüm sadece bir başka tekamül mekanıdır.

Her insanın tekamül seviyesi ve hızı doğal olarak farklıdır çünkü her insanda farklı bir kapasite, farklı bir sezgisel duyuş, farklı bir idrak vardır, bu yüzden tekamül farklılıkları olağandır. Her bir tekamül seviyesi farklı bir kuşatıcı alanı ortaya çıkarır ve eğer insan vazife planına doğru yöneldiyse, -tam aksi de vuku bulabilir- git gide yükselen bir grafik çizer. Bilgimizin kapsadığı alan, realiteleri doğru değerlendirmeyle alakalıdır, eğer idrak tamsa ve bilgi alışı yeterliyse, yükseliş devam eder ve insan vazifeye doğru yönlenir. Bu şu demektir aslında, tekamülün hızı, vazifeli varlıkların tesirlerine cevap vermeniz ve “otomatizm”den kurtulmanızla ilintilidir. (syf. 102 – 103)

Otomatizm tehlikelidir, -maddenin emrine giren-  insanın tamamen idraki dışında davranması anlamına gelir. Bu yüzden otomatizm den ziyade, insan, tekamülü bir ihtiyaç olarak hissetmeli ve bu yönde de özgür iradesiyle hareket etmelidir. Öz bilgi de zaten bu eylemlerden gelmektedir. Tekamül için gerekli olan tecrübeler öz-bilgiyi geliştirir. Deneyimlerimiz öz-bilginin oluşmasında bir basamaktır, kendinden sonrakinin içinde eriyerek tekamüle hizmet ederler. (Burada bahsedilen “öz bilgi” dünyasal bilgiyle karıştırılmamalıdır; öz bilgi, varlığın tüm yaşadıklarını damıtmasından sonra elinde kalanlardır. Bu sayede varlık gelişir ve genişler)

Tekamül, öz idrakin -yani varlığın- genişlemesi durumudur.

Yukarıda bahsi geçen “Otomatizm” tehlikesi dışında, tekamülü sekteye uğratan bir diğer bela “Nefsaniyet” tir. Nefsaniyet bir Sufi kavramıdır ve varlığın “amaçsal” olarak maddeye bağlanmasını ifade eder.  Yani “benim için madde bir araç değil, amaçtır” prensibinin özünü ifade eder. İnsanın maddeye aşık olmasına ve asıl gayesini unutmasına sebebiyet verir.

Not: Evren mekanizmasında meydana gelen maddenin tüm bileşenlerini ilgilendiren, olumsuz ya da insan tabiriyle felaketler, vicdanın harekete geçmesini sağlamaktadır. Yani, kötü diye adlandırdığımız tüm vak’alar aslında vazife planına doğru kaymamızı sağlamaktadır.

Sonuç: Madde planında meydana gelen hiçbir olay sebepsiz değildir ve bu talihsiz olarak nitelenen olaylar silsilesi, tekamül yolculuğumuzun birer parçasıdır. Unutulmamalıdır ki her talihsiz kaza, ayrılık, hastalık, doğal afet, ölüm vs. hepsi öz-bilginin gelişmesine katkıda bulunur.

Yararlanılan eser: İlahi Nizam ve Kainat

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Liman Kırıntıları

Bahamalı martılar beni çağırdı bir ikinci bahar gecesi. Yalan söyledim yırtık blucinli tayfalara Seni sevmediğimi söyledim. Oysa rıhtımlar en şarkılı dalgalarla yıkanıyordu Midye kabuklarında sakladım gözyaşlarımı; Hastaydım kırık kötümser bir öksürük yapışmıştı boğazıma Seni...

Felsefe, Şaşırma, Merak Etme ve Hayranlık Duyma Halidir

Çocukların da, yetişkinlerin de baştacı ettiği “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisinin Türkçe’ye çevrilen 25. kitabı onuruna 7. Eğitimde Edebiyat Semineri’nde eğitimcilerle buluşan Brigitte Labbé, çocuklar...

Yalnızlık Doğumdur Sürüp Giden Yetim Yetim

Yalnızlık... Nedir yalnızlık? Kaç çeşittir? Yaratılan ve yarattığımız yalnızlık mıdır sadece yalnızlık? B'aşka çeşit yalnızlık yok mudur? Cami tuvaleti kapılarının sırtına tükenmez yalanıyla satılan bir kalemle yüklenmiş...

Felsefe Nedir Sorusu Üzerine: Derin Düşünenin Anavatanı

Felsefe bir varoluş yatağıdır: Bir Yuva. -Ana vatan. Her şey bu mecra üzerinden gerçekleşir. İnsan, sanat, psikoloji, bilim, şiir, edebiyat… Hepsi bu Yuvanın izlerini...

Marslı’nın Yazarı Ay’da Geçen Bir Polisiye Yazıyor

Marslı adlı bilimkurgu kitabıyla adından sıkça söz ettirmeyi başaran Andy Weir, bir sonraki kitabının Ay’da geçen bir polisiye romanı olacağını açıkladı.  Geçtiğimiz şu son iki...

Hayat ve Ölüm Üstüne

T. M. : Hayat, ölüm ve yaşamın tadını aynı anda tadarak her birini göz ardı etmektir... C. M. D. : bu yol ölümsüzlüğe çıkar o...

Dil ve Polemik Sanatı

İnsan kendi kişisel zaferini polemik başarısı ile sağlar. Bu kendi zihninde ve etrafında olan ya da meydana gelen kargaşadan-kavgadan çıkardığı tasarımlardır. Başarı derece olarak...

Gariptir Yaz Başlangıcı

gariptir yaz başlangıcı güneşin dokunuşu bulutların dansı davetsiz gelen yağmur gariptir insanlar her yerde toprak kokusu gariptir yaz başlangıcı pencereler ve kapılar sonuna kadar açıktır hep tetiktedir rüzgar arşınlarken sokakları gariptir oradan oraya koşuşturan insancıklar gariptir yaz...

Modern Yalnızlıklar

Yalnızız... Bizler tanrının imalathanesinden özenle yaratıldıktan sonra seçilmiş kadar şanslı ve o şansın yaver gitmeyeceği bir gerçeğin yüzümüzdeki soğuk tokadı, enselerimizdeki keskin nefesi kadar...

12 Angry Men

12 Angry Men... Şehrin fakir mahallesinde yaşayan bir genç, onu idama (elektrikli sandalye) mahkûm etmek isteyen on bir kişi ve içgüdüsel hareketlerle, mantıksal kurgulamalarla...

Cinselliğin Felsefesini Yapmak

Felsefe, hayata ve insana ait değerlerin yepyeni bir formda insanlığa tekrar sunulmasıdır ve sırnaştığı birincil varlık ta insandır. Bu anlamda her şeyin felsefesi yapılabilir,...

Aklı Başında Deliliğin Fenomenolojik Savunusu “Meydan Konuşması”

“Nostalgia”, silkelenme ve ayıklanmanın mecrasına konumlanır: Yönetmen kamerasıyla, düşünmenin fenomenolojik ve tumturaklı dünyasına cesurca sokulur. Bunu neden yapar ki? Düşünmeliyiz: Tarkovski 'Sinema nedir?' sorusunun...

İnancın Derinliği‏

Üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de "İnanç"tır. İnanç konusunu herkesle tartışmazsınız. Çünkü karşınızdaki yeterli bilgiye ve anlayış, hoşgörüye sahip değilse siz suçlanırsınız. İnanç...

Kalır

Hayat su misali süzülüp gider Vahşi derelerin selinde kalır Rüyasında gamlı bülbül "ah" eder, Yankısı bir hayal gülünde kalır Güneş doğar, batar; bir yıldız kayar Ay hüzne bürünür, karalar...

Hiçbir Şey İyileşmez: Hoşçakal!

Ayakta durmayı öğrenmeliyiz. Durmazsak düşeceğiz. Her düştüğümüzde kalktığımız yerden toplayıp kendimize inanmalıyız yine. Nasıl da klişe geliyor artık bu sözler nasıl da içi boş... Oysa onlarda...