Organ Mafyası

Eğer ki mutsuzsa bir kadın, gözleri ayaklarındadır. Hem gidemeyen hem de kalamayan ayaklarında… Üst üste koyarlar ayaklarını görmemek için. Bazı zamanda bağdaş kurup otururlar üzerlerine . Ayakları ele verir aslında bir kadını; eğer ki onları anlayan bir erkek varsa karşılarında. Gece oldu mu koyacak yer bulamazlar çoraplarının sahibini. Takıntıları olmuştur çoğu zaman onlara bakmak. Bakmak ve kalmak, bakmak ve gidememek. Durmak… Bir sigara yakarlar durdukları yerde, dumanına bakarlar. Duman gider, ama ayak? Kalır. Dumanını attırmak isterler küçük dünyalarının büyük adımlarıyla. Ama ayaklar durdurur adımları. Bulanıktır gece, bulanıktır hisleri. Ayaklarını ısıtacak bir çift bacak olsa yüreğinde, duracaktır ayaklar olduğu yerde. Ama kadının bacakları bir çift küçük ayağı almıştır yüreğine. İşte bu yüzdendir ayakların da “adım savaşı” olduğu yerde. Kara çaylar demlenir kara gecelerde. Bir bardak bir bardak daha derken ne uyku gelir misafirliğine ne de sabah kalır yalnızlığında. Geceler kara tren olup, oturmuştur ayaklarında. Kadın, an ve an durur ayaklarının üzerinde gecede, gündüzde, ayakta ve yatakta. Ayakları hep taşır katranlı geceleri, ağdalı gündüzleri. Ayakları sitemlidir kadının tıpkı yüreği gibi. Kadındır, vefakardır.

Ayaklar artık; yorgun. Uyumak istiyor.

Elleri; durgun…

Çok şeyle uğraştı kadının elleri ama artık onlar da bitgin. Bir gün sobayı yakarken baş parmağı yandı mesela .Hala izi durur yorgun sağ başparmağında. Gözü hep yüzük parmağındadır çevirir durur yüzüklerini. Orta parmak dirayetli; yıllarca alıştı orta direk olup orta yolu bulmaya, işaret parmağı hep gösterse de kapıyı, minik bir el tutuverdi küçük parmağını.
Oturdu ve anlattı o küçük ele en güzel masalları. “Bu getirmiş, bu pişirmiş, bu da: ‘Hani bana, hani bana?’ ” demiş diye… Kadındı, vefakardı.

Eller artık; yorgun. Uyumak istiyor.

Gözleri; ıslak…

Görüyordu hem de en alasından. Gece görüşü bile vardı onda. Kızılötesi ayarındaydı hisleri. Birden çok şeyi anda görürdü: Yalanı, riyayı, ihaneti ve acımayı. Gördüklerinden dolayı “körebe” olmayı bile seçmişti. Ebelendi ama, aslında hiç kör olmadı. Bu oyunu sade kendi oynamadı. Ebeler çoğunlukla “kör” kaldı. Siyah göz bandını geceleri hiç takmadı. Gece bekleyecek çok şey vardı. Bir Ebe, bir boş yatak, bir çift ayak, bir minik yürek. Kadındı, vefakardı.

Gözler; artık yorgun. Uyumak istiyor.

Kulağı; çınlıyordu.

Sağırdı çoğu zaman. Aslında doğuştan değildi bu engeli. Duymamaktı dileği, lal olmuştu dili. Duymadıkça, konuşmuyordu da. Kendi seçmişti sağır olmayı. Duydukça yaşamın sesini, kulakları çınlıyor, dili ürperiyordu çünkü. Lal, bir Hilal olmuştu ona. Aya bakar, kara çayını yudumlar, battaniyesini çekerdi üzerine. Geçerdi o zaman dilinin ürpermesi, kulağının çınlaması. Tek duyabildiği minik Hilal’i, tek sesi ona anlattığı masallar ve söylediği ninnilerdi. Anneydi, cefakardı.

Kulak ve dil yorgun. Uyumak istiyor.

Tüm organları yorgundu, yüreği gibi kadının. Tek kişilik bir mafya almıştı işte her şeyini. Bütün organlarının nakli olabilirdi belki, anneliğinden gayri! İşte bundandır kadının ayaklarına olan öfkesi.

Aylin Özer

Konuk Yazar
Konuk Yazarhttp://www.felsefehayat.net
Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız makalelerinizi themetallords@hotmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

“Hakan Badik” ile Röportaj

Felsefe Hayat' ta Röportaj kategorisini açıyoruz ve ilk konuğumuz sitemiz yazarlarından biri olan "Hakan Badik". Kendisi yaklaşık 2 yıldır FH' de bizimle ve artık...

Gerçeküstücülük ve Türk Edebiyatı

Gerçeküstücülükten ilk söz edenlerden biri Mehmet Behçet Yazar. Yazar'ın Genç Şairlerimiz ve Eserleri (1936) adlı yapıtında Dada ve sürrealizm akımlarına değinilmiş, belirli bir tanımlama...

Melankolinin Tanrıları: Katatonia

Katatonia... Melankolinin sadık tanrıları diyorum ben onlara. Hem sadık hem de fazlasıyla inatçılar aslında.... 1991 yılında İsveç' te Jonas Renkse ve Anders Nyström tarafından...

Abraham Lincoln’ün Mektubu

ABD'nin eski ve ünlü başkanlarından Abraham Lincoln'ün oğlunun hocasına hitaben yazdığı mektuptur: Öğret ona ki... "Öğrenmesi gerekli, biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını... Fakat...

Ay Çocuğunun Aşkı

Karanlık, aşkı algılarmış ama onu kabul ederek yansıtmazmış. Ben artık "ben" olmadan yaşamaktan sıkılmaktaydım. Saniyeler, saatler, günler etkisini kaybederek benim gibi derinliklere inmekteydi, sancılarımın soğukluğu...

İnsan Neden Zalim Oldu?

Yalnızca insan evrenin düzenini bozar. İnsan, acımasız ve son derece şiddet yüklüdür. Nerede olursa olsun kendisinde, dünyada sefalete ve karışıklığa neden olur. Yakıp yıkar,...

Sizler…

siz psychedelic partilerde kafaları kendileri gibi göt olan kızlar hippie takılan beyaz yakalı kodaman gerzekler ortamlarda yazdığınız palavralar midemi bulandırır onlara iyi bakın tek sebeplerinin aşağılık komplekslerinden...

İnanç ve Zamanın Kutsallaştırılması

Günlerin, haftaların ve yılların zaman kavramından azade edilerek kutsallaştırılması çok eski bir gelenektir. Bir ortaçağ ya da şark hastalığı da diyebiliriz. Ancak bu gelenek...

İsyankâr Nietzsche, Kim İçin, Ne İçin İsyan Ediyor?

Nietzsche, felsefe tarihinin kuşkusuz en ilginç kişiliklerinden birisidir. Kullanmış olduğu dilin şiirselliği, güçlü retoriği ve (görünüşte) radikalliği, hemen herkesi ona hayran kılıyor. Son derece...

Aşikârlık Dehşeti: Felsefenin Cüreti

Felsefe tüm şeylere düşmanca ve tehditkâr davranır. Hayatı rahatsız eder. Devinimsiz bir felsefe kavramsal bir fantezi dünyasından öteye geçemez. Bu gerekçeyle felsefiyatın kaderinde kaos...

Kenan Rifai’nin Nutk-u Şerif’i

Hak suretidir âlem-i imkan ile Âdem bundan güzeli nerede ki, cennette mi sandın? Her yer ne güzel menba-i hüsn. insan güzeli; sen de bu cemâli, hûri gilmanda...

Vinterriket

Anlamsızlığın çalkalanan düşüncelerinde hapsolmak, sonsuz gecenin azap saçan örtüleri tarafından ezilmek. Ormanın karanlık kıyısında çürüyen tek başına duran bir ağaç, sonsuzluğa dikmiş gözlerini, son nefesini veriyor. Bulanıklığın örtüleri...

Her İmge Bir Tufan Yaratmalıdır

Şair, sazını eline al... Evet ama, sabah gazeteni okuduktan sonra, saçmalıkları ve bağışlanmayacak pislikleri gördüğünde... Hiçbir şey söylemeden, alabildiğine konuşmak; şairlere özgü olan buysa eğer,...

Türkiye’de En Çok Kadınlar Kitap Satın Alıyor!

28 şehirdeki 153 mağazasının verilerine göre, erkekler yüzde 36'da kaldı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Türkiye’deki kadın okuma alışkanlıklarını inceleyen D&R, 28 şehirdeki 153...

23 Bin Kitabın Yasağı Kalkacak

Sıkıyönetim dönemi ve 1980 yıllarında yasaklanan toplam 23 bin kitapla ilgili çalışma yürüten Adalet Bakanlığı, “Türkiye'nin bu ayıptan kurtulması için” yasal düzenleme yapacak. Sıkıyönetim dönemi...