İnsan ne yapsa da özlüyor içindeki tütüne sarılmış bedenini. Adeta içine çekiyor kokusunu, tadını. Özleyince geçer sanıyor, bu seferde içiyor, her içtiği onun gözyaşı gibi.
Bir ses duymak istiyor, cenaze evi sessizliği gibi.
Ekmeğine tütün katıyor Ahmet gibi,
Yalnızlığına bir gül koyuyor Oğuz gibi,
Ne yapsam bana geri döner diyor Nazım gibi.
Ama aşkından dönmüyor Mecnun gibi.
Onun ellerini yazıyor yanaklarına bir şiir yazar gibi.
Sadece özlüyor işte.
Gözlükleri kadar seviyor onu. Dudakları şiddetli bir özlem gibi. İşte böyle.
Seni hangi şiir dizesine sakladım biliyor musun?
Kalbinde kiracıyım ben senin, dersen bana – ben geldim! O zaman gökyüzünden ev alırım sana, hayaller dikeriz kat kat. Ben burda şiir okurken sana içimi dökmek istiyorum, beraber toplar mıyız?
Bu aşkın bana acı verdiği için mi güzel?
Özlediğim için mi özel?
Yoksa sevdiğim için mi?
Erken ölüyorum bilirsin. Sadece erken ölüyorum, peki neden gömemiyorsun beni?
Ben burda sana sözlerimi verirken, sen bana bir kitap beğen. Bir not bırak içine, “Özlediğim sesini bu kitabın mısralarına sıkıştır. Sessiz harflerin çığlık atacağını hissedebilirim belki. Ama ben hep senin yanındayım. Sen benden vazgeçme.” diyebilirsin mesela.

Talha Karaca

1 Yorum

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.