Sanatın Dönüşümü Üzerine

Sanat, ilerleyen zaman boyunca her zaman değişim halindedir. Akımdan akıma, geçmişten bugüne analiz edildiğinde sanat başlığının fazlasıyla alt yapısı olduğunu görürüz. Sanatı yorumlayıp onu diri tutan sanatçıdır. Eskiden sanatçı ne görürse realist bir şekilde onu eserine yansıtırken, bireyselliğin de önemi arttıkça sanatçı daha çok ne görmek istiyorsa eserine onu yansıtmaya başlamıştır. İşte bu noktada toplumsal sınıfların o döneme ait olan sanat yorumunu da etkilediğini söyleyebiliriz.

Örneğin, zengin bir kişinin bir sanatçıya yaptırmak istediği tablo aslında sanatçının değil satın alacak kişinin yorumlamalarının sonucudur. Bu noktada sanatçı, kendini geçindirmeye çalışan bir birey olarak işini yapmakta ve böylece Karl Marx’ın da yorumlaması ışığında “Sanatçı ile işçi arasında bir fark kalmamaktadır.”

Anlaşılacağı üzere kapitalizm, o dönemin sanatını da etkilemektedir. Eğer günümüzün sanat eserleri bize saçma geliyorsa bunun sebebi sanatçının zihnindeki yansımalardan ziyade toplumun içinde bulunduğu halin yansımasıdır. Bu yüzden sanata karşı çıkarak beyaz bir duvara muz yapıştırmaktan ziyade, felsefi anlamda düşündürebilecek bir yorumlama dönemin sanatçısını yansıtır.

Bu da demektir ki, günümüzün avangartlığıyla ışıldayan sanatına yine o avangartlıkta bir eser oluşturarak başkaldırıda bulunmak. Böyle bir başkaldırı kişiye varoluşçu fikirler ve sorular ortaya çıkararak felsefi düzeyde düşünmesini sağlar, sanat genel tabiri ile ancak böyle amacına ulaşır. Dönemin sanatına karşı çıkmak ve onun zıttı ile ilerlemek, eserde eleştirilecek akımın içine karışmak anlamına gelerek genel amacından bütünüyle sapar.

İnsan, dünyaya olan temasında kullandığı ana akımları kurguları ile var eder. Doğaya ya da başka bir insana olan ahlaki ve estetik temaşasıyla ana akımları oluşturur. Böylelikle sanatın da dönemine göre etkilendiğini bununla beraber felsefenin de etkilenebilir bir akım olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Son olarak sanatın dönüşümüne baktığımızda, günümüzün eserlerine karşı bir anlam çıkaramıyorsak içinde var olduğumuz düzene karşı da anlam çıkaramadığımız sonucuna varırız.

Selin Yıldız

Selin Yıldız
Selin Yıldızhttp://www.felsefehayat.net
1 nisan 1999 tarihinde Bursada doğdum. Uludağ Üniversitesi makine mühendisliği bölümünden 2021 yılında mezun oldum. Uzun süredir felsefeye duyduğum ilgi sebebiyle okuyup araştırıyorum. Konuşulması ötelenmiş konuları kendi perspektifimle okuyucuya aktarma amaçlı yazıyorum.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikDerrida: Ben Nedir?
Sonraki İçerikSembolist Çerçevede Yılan

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Akşam Üzeri

Sen gittiğinden beri, Şarkı bitti, Edebiyat bitti, Güneş battı, Zifiri karanlık buralar. Sahi hiç düşündün mü? Seni nasıl sevdiğimi. Ne kadar çok geldiğimi, Nasıl gittiğimi? En çok akşamları sevdim seni, Bir kaldırım taşı üzerinde, Boyum...

İnsan ve Ötesi

Kendini beğenmek insanın özünde, yaratılışında olan bir hastalıktır. İnsan yaratıkların en zavallısı, en cılızıdır öyleyken en mağruru da odur. Şurada, dünyanın çamuru ve pisliği...

Mahvolmaya Yüz Tutmuş Bir Mazi Yani Yitik Bir Sergüzeşt

esaslı bir mürit gibi dinliyorum ruhunun ince nağmelerini söyle bana hangi nota sefil bedenlerimizi daha iyi izah eder ki boşuna değil kifayetsiz ve mesnetsiz düşüşlerim görüyorum korkunç bir bahis...

“Kimimiz Van Gogh Oluyoruz, Kimimiz En Şahane Portakal Reçelini Yapıyoruz”

Yayıncılık dünyasının deneyimli ismi Deniz Yüce Başarır, “Ben Okurum” adlı podcast’inin yeni bölümünde psikoterapist Gülcan Özer ile Irvin Yalom’un Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi...

Eraserhead

1977 yapımı bu film de klişe kalıpları yıkan bir taraf var. Karanlık ve melankolik mekanlar, absürt ve hastalıklı insanlar ve acımasız bir modern şehir...

Heidegger ile/ve Varlığa İlişkin 5 Fragman

Kulaklarınızı açın ve söze gelin! Gündelik olan bir baş belasıdır: Tuhaf oyalanmaların, uçsuz bucaksız oynaşmaların, can sıkıntılarının, laf-ı güzafların ve ‒sözüm ona içsel altüst oluşların...

Ruhsuzlar Ordusu

Ruhsuzlar Ordusu yürüyor... İçlerinde hafif ölüm korkusu ve fazlaca boşvermişlik... Etraflarını saran sahte aydınlığa rağmen yürüyorlar yokluğun uzandığı ormanlara. Onlar ki bu dünyanın vazgeçtiği...

Merhamet ve Nefret Kıskacında İnanç

Bir arabam ya da ehliyetim yok fakat o gece, nereden aldığımı hatırlamadığım,çalmış olma olasılığımın yüksek olduğu normal görünümlü, bakımlı siyah bir arabayla, nasıl kullandığıma...

Çarmıhtaki Acı

isa kimsesiz bir çocuktu yusuf marangozun meryeminden doğma önceden müjdelendi doğumu kızıl venüsün şefkatli kucağında isa hayaller gören bir çocuktu beşiğinde konuşan tanrı çoban değil koyundu sürüsünü çakallara sattı isa acı çeken...